KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/632
- Karar No
- 2023/1149
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2023
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... -
- Vekilleri
- Av. ... -
Karar Metni
1.275 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Av. ... -
DAVALI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA
Alacak (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan Alacak (Ticari Nitelikteki Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde ... tarihinden 11/08/2017 tarihe kadar davalı işyerinde yönetici kadrosunda genel müdür sıfatı ile çalıştığını, çalışmış olduğu şirketin yönetimine kayyum ataması yapıldığını, müvekkilinin davalı şirkette çalışmaya devam ettiğini, ancak ücretinin ciddi oranda azaltıldığını, müvekkiline karşı sindirme politikaları ve işten çıkarmayı hedefleyen haksız soruşturmalar neticesinde müvekkilinin 15 yıl ve 3600 prim gün sayısını doldurması nedeniyle iş akdini Kayseri 9. Noterliğinin ihtarnamesi ile sonlandırdığını, müvekkiline işçilik alacaklarının ödenmediği belirtilerek 100,00-TL kıdem tazminatı, 100,00-TL yılık izin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacının eski yönetim kurulu üyesi birisinin şirketle hiçbir alakası bulunmayan kardeşine ait Amerika vize işlemlerini şirket kasasından ödenmesini sağladığını, davacının her ne kadar C grubu imza yetkisine haiz olsa da verilen imza yetkisinin şirket menfaatine aykırı olarak kullanılamayacağını, davacının bu nedenle kıdem tazminatı alacağı bulunmadığını, yıllık izinlerini de kullandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Davacı tarafından kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağına dayalı açtığı davada, Kayseri 4. İş Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile asliye ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin *** Karar sayılı kararı ile kaldırılması üzerine bu kez Kayseri 4. İş Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyasında görülmekte iken, davacının 30.03.2009 tarihinden sonraki çalışmaları bakımından dosya tefrik edilerek Kayseri 4. İş Mahkemesi' nin ... esasına kaydedilmiş bu dosyada (4. İş Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı 09.01.2019 tarihli) verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya mahkememize gönderilmiş, ... esas üzerinden yargılamasına devam edilmiş, mahkememizin ...
Esas ve 2019/804 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, verilen karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin *** karar sayılı ilamı ile 23/08/2016-11/08/2017 tarihleri arasında davacının genel müdür sıfatıyla görev yaptığı ve bu kısma ilişkin talep yönünden iş mahkemesinin görevli olduğu ve tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle verilen karar kaldırılmış, dosyanın *** esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Dava, ***tarihleri arasında davalı iş yerinde yönetici konumunda olan davacının kıdem tazminatı ve izin bedelinin tahsili istemi ile açılan alacak davasıdır.
Kaldırma kararı sonrası alınan 21/03/2023 tarihli bilirkişi hesap raporunda; dava dosyasında mevcut bilgi-belgeler ışığında; davacının kıdem tazminatının 46.336,24-TL/brüt, yıllık ücretli izin alacağının 8.887,61-TL/brüt olarak hesaplandığı, mükerrer hesaplama olmaması bakımından Kayseri 5. İş Mahkemesi'nin *** kararı itibariyle hüküm kurulan kıdem tazminatı (21.173,36-TL/brüt) ve yıllık ücretli izin alacağı (12.432,34 TL/brüt) tutarlarının mahsubunun gerektiği kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
İcra dosyalarına yapılan ödemeler nedeniyle yeniden rapor tanzimi için dosya rapor hazırlayan bilirkişiye yeniden tevdi edilmiş ve 20/09/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; 21.03.2023 tarihli kök bilirkişi raporunda hesapladığı kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağına faiz işletildiğinde davacının toplam alacağı olarak 83.415,14-TL + 9.836,61-TL = 93.251,75-TL olduğu, 2020/241136 esas sayılı icra takip dosyası ve *** esas sayılı icra takip dosyası itibariyle davacıya davalı tarafından toplam 50.009,90-TL ödeme yapıldığı, söz konusu tutara yasal faiz işletildiğinde toplam tutarın 63.864,68-TL olduğu, yapılan hesaplamadan yapılan ödemelerin mahsubu ile davacının davalıdan bakiye alacağının toplam 29.387,07-TL/net olduğu yönünde görüş bildirmiştir.
Dosyanın içindeki Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin incelenmesinde ; davacının 06.02.2009 tarihinde genel müdür, 30.03.2009 tarihinde ise yönetim kurulu üyesi olarak atandığı bu görevini 23.08.2016 tarihine kadar sürdürdüğü ve bu tarihte Yönetim Kurulu Üyeliğinin sona erdiği anlaşılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunun 1.Maddesine göre ; bu kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin HAK ve sorumluluklarını düzenlemektir.
2.Maddesine göre; bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren ,işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır.
İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez.
İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
Buna karşın kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlayan kişiler ise işçi statüsünde kabul edilemezler. Bu kişiler herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmayan esnaf ve sanatkarlar, kolektif, komandite ve limited şirket ortakları, anonim şirket kurucu ortakları, yönetim kurulu üyeleri gibi kimselerdir.
Hukuksal olgu belirtilen şekilde olmakla birlikte, iş hayatında ayrık durumların ortaya çıkması mümkündür. Bir kimsenin biçimsel anlamda şirket yönetim kurulu üyesi gözükmesine karşın, bağımlı çalışma koşulları ve aldığı ücret, bağımsız çalışma ve kazanç sağlama durumundan baskınsa, bu takdirde salt yönetim kurulu üyeliği statüsünden hareketle sonuca gidilemez. Hukuksal statüsü belirlenmek istenilen kişinin şirket içerisindeki pozisyonu, gördüğü iş, çalışma koşulları, aldığı ücret birlikte değerlendirilerek ekonomik yaşamının ne şekilde sürdürüldüğü ortaya konularak sorun çözümlenir.
Yukarıdaki maddeler muvacehesinde; davacının Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptığı 30/03/2009 - 23/08/2016 döneminde işçi olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira şirketi yöneten Yönetim kurulunun üyesi olarak işveren konumundadır. Nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 365.maddesinde Anonim Şirketin yönetim kurulu tarafından yönetilip temsil olunacağı belirtilmiştir.
Yargıtay HGK 5.2.2003 T.***K.sayılı kararında da şirket genel müdürü iken yönetim kurulu üyeliğine seçilen kişinin aradaki hizmet akdi ilişkisinin sona ereceği belirtilmiştir. Davacı 06.02.2009 tarihinde Genel Müdürlüğe 30.03.2009 tarihinde ise Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilmiştir. Bu sebeple Mahkememizin görevli olduğu döneme ilişkin davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin iş sözleşmesinden kaynaklı bir ilişki olmayıp vekalet ilişkisi olduğu kanaatine varılmıştır.
Vekil-vekil eden arasında doğan uyuşmazlıklarda ise 4857 Sayılı İş Kanununda düzenlenen ve hizmet sözleşmesi sonuçlarına bağlanan müessselerin(kıdem ihbar v.s.) uygulanması mümkün değildir. Dosyamız kapsamında alınan ve denetime açık 17/07/2019 tarihli bilirkişi raporu da bu yöndedir.
Mahkememizde hasıl olan kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/632, K. 2023/1149, 20 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama