İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1116 K.2025/993

2- ... 3-... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALILAR : 2-... 3- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2023/1116Karar2025/993Tarih10 Kasım 2025Okuma26 dk · 5.181 kelime

KÜNYE

T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Esas No
2023/1116
Karar No
2025/993
Karar tarihi
10 Kasım 2025
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
... Esas - ...
Esas no
...
Karar no
...
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
Davacılar
1- ...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.181 kelime·26 dk okuma·7 bölüm

2- ... 3-... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALILAR : 2-... 3- ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA

Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ve Manevi Tazminat ) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ...

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :...

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminatı ve Manevi Tazminat ) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın eşi, ...'ın annesi, ... ve ...'in kızları, ... ve ...'in kardeşleri müteveffa...yukarıda belirtmiş olduğumuz davalılardan...'ın maliki olduğu, ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın 12/09/2023 tarihinde kendisine çarpması sonucu gerçekleşen trafik kazası neticesinde kaldırıldığı Kayseri Erciyes Üniversitesi Hastanesi'nde hayatını kaybettiğini, kazaya sebep davalı ...adına kayıtlı ... plakalı aracın trafik kaydına başkalarına devir ve temlikin önlenmesi için tedbir konulmasına,

davacılar ..., ..., ... ve ... adına tam tutarı belirsiz şimdilik (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) her biri için ayrı ayrı 100,00-TL olmak üzere toplam 400,00-TL maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın davalı şirketler açısından dava tarihinden itibaren, davalı şahıslar açısından kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketleri poliçe limiti ve kapsamı ile sorumlu olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların kaza sebebiyle yaşamış oldukları manevi zararlara ilişkin;

davacı eş ... için 300.000,00-TL, davacı çocuk ... için 300.000,00-TL, davacı anne ... için 150.000,00-TL, davacı baba ... için 150.000,00-TL, davacı kardeş ... için 75.000,00-TL, davacı kardeş ... için 75.000,00-TL olmak üzere toplam 1.050.000,00-TL manevi tazminatın davalı kasko şirketi ...

Sigorta A.Ş. açısından dava tarihinden itibaren, davalı şahıslar açısından kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi poliçe limiti ve kapsamı ile sorumlu olmak kaydıyla yalnızca belirtilen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ...

Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat kapsamı ile sınırlı olduğunu, 12/09/2023 tarihinde meydana gelen dava konusu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın, müvekkili şirket nezdinde 16/08/2023-16/08/2024 vade tarihli ...-0 no’lu kasko sigorta poliçesi kapsamındaki ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alındığını,

davacının söz konusu olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin kaza tarihinden işleyecek olan faizle sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin kaza tarihinden işleyecek olan faizle sorumlu tutulamayacağını, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...

Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat kapsamı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafa meydana gelen kaza sebebiyle müvekkil şirket tarafından ödeme yapılacak iken işbu ödemeyi beklemeden kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, işbu sebeple davanın reddi gerektiğini,

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar gereğince kaza anında müvekkili şirkete sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün müteveffanın ölümünün meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... İle ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkillerinin kusurlu olmadığını,...'ın asli kusurlu olduğunu, olayla ilgili düzenlenmiş olan ilk kaza tespit raporuna göre kazanın oluşumunda ... plakalı aracın yeşil ışıkta geçtiği, ...’ın yayalara yönelik kırmızı ışık yanmasına rağmen bu kurala riayet etmediği ve 2918 Sayılı Kanunun 68/1-b-1 maddesinde düzenlenmiş bulunan kuralı ihlal ettiği ve kazada birinci derecede kusurlu olduğu hususunun açıkça ifade edildiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.

Taraflarca, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının...Sor. Dosyası, Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesi... Es. Sayılı dosyası, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ... numaralı sigorta poliçesi, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri raporları, hastane kayıtları ve hekim raporları, Ölü muayene ve otopsi tutanağı, Sağlık Bakanlığı Kayıtları, SGK kayıtları, Trafik kazasına ilişkin fotoğraflar, Görüntü İzleme Tutanakları, Adli Tıp Kurumu kayıtları, Arabuluculuk son görüşme tutanağı, tanık, keşif, bilirkişi incelemesine delil olarak dayanılmıştır.

Davacılar vekilinin 18/11/2024 tarihli dilekçesinde davalı ... Sigorta A.Ş ile sulh olmalarından dolayı yalnızca bu davalı hakkındaki maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davadan feragat ettiklerini bildirdiği, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin ise 13/11/2024 tarihli dilekçesi ile bu konuda beyanda bulunarak ibraname, feragatname ve makbuz başlıklı belge ile 2 adet banka dekontu örneği sunduğu görülmekle; HMK'nun 167 maddesi uyarınca yargılamanın daha iyi bir şekilde yürütülmesine sağlamak için davalı ... Sigorta A.Ş aleyhine açılan davanın tefriki ile mahkememizin yeni bir esasına kaydına, karar verilmiş, tefrik işlemi ile dosya mahkememizin...esas sırasına kaydedilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, 12/09/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile ...'ın vefatından dolayı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir.

6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama mahkememiz heyetince yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.

Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibarı ile 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca yazılı yargılama usulü uygulanmıştır.

Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında tarafların anlaşmaya varamadıkları görülmüştür.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 12/092023 günü davalı ...'a ait ve davalı ... sevk ve idaresindeki, davalı ...

Katılım Sigorta A.Ş bünyesinde ZMSS poliçesi ve davalı ...Sigorta A.Ş bünyesinde İMM poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın seyri sırasındayken dava dışı yaya ...'a çarpması sonucu vefat ettiğinden bahisle davacı eş ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 300.000,00 TL manevi tazminat, davacı evlat ... için için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 300.000,00 TL manevi tazminat, davacı anne ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 150.000,00 TL manevi tazminat, davacı baba ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 150.000,00 TL manevi tazminat,

davacı kardeş İsmet Çelik ve ... için 75.000,00 TL'şer manevi tazminat diledikleri görülmüştür.

Olayla ilgili Kayseri 8. ACM'nin dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Ceza dosyasının incelenmesinde ...’ın 12.09.2023 tarihinde saat 11:45 sıralarında Kayseri İli Melikgazi İlçesi Bahçelievler Mahallesi Gesi Caddesi Millet Tramvay Durağı yanında karşıdan karşıya geçmek isterken ... plaka sayılı araç sürücüsü ...’ın çarpması sonucu kaldırıldığı Kayseri Erciyes Üniversitesi Hastanesinde vefat ettiği görülmüştür.

Nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacı ...'ın muris ...ın eşi olduğu, davacı ...'ın murisin evladı olduğu, davacı ...'in murisin annesi olduğu, davacı ...'in murisin babası olduğu, davacı ... ve ... murisin kardeşi olduğu görülmüştür.

Sigorta poliçelerinin ve ceza dosyasının incelenmesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsünün davalı ... olduğu, tescil kayıtlarına göre ise araç malikinin davalı ... olduğu ve davalı ... Katılım Sigorta A.Ş sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile ve davalı ... Sigorta A.Ş bünyesinde İMM poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.

Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları , "Sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafık Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder. İşbu sigorta, sigorta ettirenin haksız taleplere karşı müdafaasını da temin edeceği... " öngörülmüştür. Davalı sigorta şirketi ZMSS poliçe limitini aşan kısımla sorumludur.

Kaza tarihinde geçerli kasko poliçesi ve İMM poliçesine göre 1.000.000,00 TL teminat altına alındığı ve kasko poliçesi kapsamında ihtiyari mali mesuliyet poliçesi düzenlendiği görülmüştür.

Yargılama sırasında, davacı taraf ile davalı ... Sigorta A.Ş arasında anlaşma sağlandığı, tüm davacılar yönünden toplam 850.000 TL maddi tazminat ve 150.000 TL manevi tazminat ödenmesi noktasında anlaşma yapıldığı, sigortacının ibra edildiği ve davacı tarafça ilgili yönünden feragat dilekçesi sunulduğu görülmüştür . Mahkememiz davacıların feragati üzerine ... Sigorta A.Ş İş bu dosyadan tefrik edilmek suretiyle ... Esası aldığı ve Kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran HMK'nun 307-312. maddelerinde düzenlenen davacıların feragatı nedeni ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

-Mahkememizin görevine ilişkin değerlendirmede;

Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nun 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.

Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup bu maddeye göre:

"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a) Bu Kanunda,

b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır."

Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.

Somut olayda, dava davalı sigorta şirketleri yönünden sigorta hukukundan kaynaklanan mutlak ticari dava olduğundan diğer davalılara birlikte yöneltilen dava ile birlikte görülmesi gerektiğinden görev itirazı yerinde görülmemiştir.

Belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmesinde;

Dava dosyası trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir.

Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.

Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.

Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).

Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;

a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,

b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.

Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez.

Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320).

Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321).

Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez.

Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı. Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C.

II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Eldeki davada davacı dava dilekçesinde bir kısım talepleri yönünden belirsiz alacak davası ve bir kısım talepleri yönünden kısmi dava açtığını bildirmektedir. Somut olayda da; davalı taraf davanın reddini istemiştir. Davalıların cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacının alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;

Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin,

aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür.

Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMSS ve İMM poliçesi sigortalı olduğundan davacının davalı sigorta şirketlerine başvurduğu dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigortacıya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Aksi yöndeki itiraza itibar edilmemiş, dava şartlarının mevcut olduğu değerlendirilmiştir.

-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, 12/09/2023 günü saat 11.45 sıralarında Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile Alparslan Türkeş Bulvarı üzerinde seyir halinde iken olay mahalli butonlu yaya geçidine geldiğinde seyrine yanan yeşil ışıkta geçiş yaptığı sırada, istikametine göre sağından kendisine yol veren aracın önünden koşarak kaplamaya girerek yolun karşısına geçmekte olan yaya Saniye Yıldız'a sol şeritte çarpması sonucu dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir.

Mahkememiz olayla ilgili ceza dosyasının bir örneğini dosyamız arasına almıştır. Mahkememizce kusur raporu alınmıştır.

Kaza tespit tutanağının incelenmesinde kazanın oluşumunda millet tramvay durağında bulunan kamera görüntüsü incelendiğinde araç sürücüsünün yeşil ışıkta geç değil kaza mahallinde bulunan görgü tanığının sözlü beyanında ise kendisinin şaha şeritten seyir halinde bulunduğunu ışıklı yaya geçidine geldiği ve araçlara yeşil ışık yandığı esnada yayanın yola çıktığını kendisinin yavaşlaması üzerine yayanın tramvay istikametine geçtiği esnada sol şeritten gelen aracın çarptığını beyan ettiği iş yeri güvenlik kamera görüntüsü incelendiğinde kazanın tanığın beyan ettiği şekilde gerçekleştiği anlaşıldığından bu kazanın oluşumunda yaya saniye yıldızın

kırmızı ışığa riayet etmediğinden bahisle asli kusurlu olduğu araç sürücüsünün ise fren izinin bulunmaması çarpma şiddetiyle araçta oluşan hasarın büyüklüğü çarpma şiddetiyle yayanın 52.7 m ileriye savrulması ve kaza mahallindeki hız sınırının 50 km olduğu göz önünde alındığında yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmadığı ndan bahisle tali kusurlu olduğu değerlendirildiği görülmüştür.

Mahkememizce Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'ndan rapor alınmıştır.

Anılan raporda; olay mahalli yerleşim yeri içi, iki şeritli bölünmüş yol, 7 m genişliğinde, olay mahalli azami hız limiti 50 km/h, zemin asfalt, yol yüzeyi kuru, hava açık, vakit gündüz, ışıklı/sesli işaret var, yatayda düz, düşeyde eğimsiz yol güzergahı olduğu, yaya geçidinin bulunduğu ve çarpma noktasının yaya geçidi üzerinde olduğu, yayanın çarpma sonrası 52.7 m mesafe uzaklığa savrularak yerde yatar vaziyette son konumunu aldığı belirtilmiştir.

Trafik Kazası Tespit Tutanağı’nda.

Kazanın oluşumunda mahalde bulunan Millet Tramvay Durağın İstasyonunda bulunan Tramvay ön kamera görüntüsü incelendiğinde...plakalı aracın yeşil ışıkta geçtiği ,kaza mahalinde bulunan görgü tanığının sözlü beyanında ise kendisinin sağ şeritten seyir halinde olduğunu ışıklı yaya geçidine geldiği ve araçlara yeşil ışık yandığı esnada yayanın yola çıktığını kendisinin yavaşlaması üzerine yayanın Tramvay istikametine geçtiği esnada sol şeritten gelen aracın çarptığını beyan etmiş,

işyeri güvenlik kamera görüntüsü incelendiğinde kazanın tanığın beyan ettiği şekilde gerçekleştiği Davalı sürücü ...'ın KTK'nın 52. Maddesini ihlal ettiğinden ikinci derece kusurlu olduğu, Müteveffa yaya...'ın KTK'nın 68. Maddesini ihlal ettiğinden birinci derece kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Dosya muhteviyatında CD inceleme tutanağında bahsi geçen görüntülerin olmadığı, tarafımıza gönderilen CD içeriğinde olay sonrası olay mahallini ve aracın hasar durumunu gösteren fotoğrafların, olay mahalli kaza sonrası çekilen iki adet video görüntülerinin ve kaza anını uzaktan gösteren bir adet görüntünün ( CD inceleme tutanağında bahsi geçen görüntülerden farklı, başka açıdan çekilmiş görüntü ) olduğu görülmüştür.

Bu görüntü irdelendiğinde yayanın sağ şeritte kendisine yol veren aracın önünden koşarak yola girdiği esnada sol şeritten seyirle gelen sürücünün sadmesine maruz kaldığı görülmüştür.

Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde bölünmüş yolda seyri sırasında olay mahalli yaya geçidine geldiğinde, kendisine yanan yeşil ışıkta seyrine devam edecek iken, mevcut verilerden ve kaza anı görüntülerinden anlaşılmakla mahal şartları üzerinde hızla seyredip seyrine göre sağından yola girerek karşıya geçmek isteyen yayaya çarpması sonucu meydana gelen olayda, % 15 oranında kusurlu olduğu,

müteveffa yaya ...meskun mahalde, butonlu yaya geçidi mevcut yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmek istediğinde yaya geçişi için butona basıp yayalara yeşil ışık yandığında uygun zamanda karşıdan karşıya geçmesi gerekirken aksine hareketle can güvenliğini tehlikeye atarak kontrolsüzce karşıdan karşıya geçmek istemekle solundan düz seyirle gelen ve ilk geçiş hakkı bırakmadığı sürücü idaresindeki aracın sadmesine maruz kaldığı kendi ölümüyle sonuçlanan olayda % 85 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.

Olayla ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan kusur raporunda benzer değerlendirmelere yer verildiği görülmüştür. Olayla ilgili Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesi 18/01/2024 tarihli ...E., ve ... K., sayılı ilamı ile taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan mahkumiyet verdiği görülmüştür. Kararın istinafı sonrası, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ...

E., ...K., sayılı ilamı ile ''kaza esnasında yasal hız sınırının iki kat üzerinde seyir halinde olması durumunda, 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesinde yer alan bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, somut olayda dosya içerisinde bulunan kamera kayıtlarına göre, olay mahallinde trafikçi bilirkişi tarafından gerekli ölçüm ve tespitler yapılarak, kamera görüntülerinde aracın katettiği mesafe ve süre itibariyle hızının tespitinin yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verildiği,'' gerekçesiyle kararın kaldırıldığı görülmüştür.

TCK'nun 22. maddesinin 3. fıkrasında ise bilinçli taksir düzenlenmiştir. Buna göre.

“Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır” Basit taksirde, failin neticeyi bir dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle öngörememesi söz konusu iken, bilinçli taksirde fail neticeyi öngörebilmesine ve olası kasttan farklı olarak bu neticeyi kabullenmemesine rağmen, yanlış bir öngörü ile neticenin meydana gelmesini engelleyebileceğini ya da neticenin gerçekleşmeyeceğini zannetmektedir.

Başka bir deyişle neticeyi öngörmekle birlikte, neticenin meydana gelmeyeceği yönünde yanlış bir öngörüye sahiptir. Objektif özen yükümlülüklerine aykırı davranmasından ortaya çıkabilecek neticeyi kendi yetenekleriyle engelleyebileceğini zannetmekte veya neticenin meydana gelmemesi yönünden şansına güvenmektedir.

Mahkememizce alınan kusur raporu olayın şekline uygun olduğundan adli tıp raporu esas alınmıştır. Somut olayda, bilinçli taksire dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ... E., ...K., sayılı ilamı bizim kusur oranı tespitimize etkisi yoktur. Trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında mahkemenin temel odak noktası zararın meydana gelmesinde tarafların illiyet bağına etki eden kusur oranlarıdır.

Sürücünün çok hızlı olması zaten bir kusur teşkil eder ve somut olayda belirlenen %15 kusur oranına yansıtılmıştır. Bilinçli taksir; failin, neticeyi öngörmesine rağmen, bu neticeyi istemeden ve gerçekleşmeyeceğine hafif bir düşüncesizlik veya iyimserlikle inanarak hareket etmesidir. Cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli haldir.

Bilinçli taksir, sürücünün ceza mahkemesinde alacağı cezanın miktarını belirler; ancak kusurunun ağırlık derecesini (taksirin niteliğini) belirtmez. Tazminat hukukunda kusur, objektif olarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık derecesine göre ölçülür. Sürücünün çok hızlı olması (objektif kusur), zaten %15'lik oranın temelini oluşturduğundan kusur oranını artırıcı bir etki doğurmayacağından ek rapor alınması veya yeniden rapor alınması kabul edilmemiştir.

-Destekten yoksun kalma tazminatına dair değerlendirmede;

Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır.

Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.

Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.

Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.

O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.

Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).

Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.

Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı).

Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1.maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi yer almaktadır.

-Davalı ... ve ...'ın sorumluluğuna dair değerlendirmede;

İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.

Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.

Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.

2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.

Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,

bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir.

Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494)

Somut olayda, davalı ... işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde ve davalı ... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar. - Aktüerya hesabına dair değerlendirmede;

Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında davacının ve desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması gerekmektedir. Mahkememizce ...'den alınan raporların yöntemine uygun olmadığından mahkememizce esas alınmıştır. Anılan raporun incelenmesinde.

Davaya konu kazada desteğini yitiren davacı çocuk ...’ın destek zararının 106.049,55 TL, davacı eş ...’ın destek zararının 484.818,57 TL, davacı baba ...’in destek zararının 78.263,98 TL, davacı anne ...’in destek zararının 132.061,22 TL, toplam destek zararının ise 801.193,32 TL olduğu, tefrik edilen ...

Sigorta AŞ. tarafından 11/11/2024 tarihinde ödenen 850.000,00 TL destek tazminatı ödemesi dikkate alındığında davacıların destek zararlarının karşılandığı ve bakiye destek zararlarının bulunmadığı anlaşılmakla ... Sigorta AŞ. Yapılan ödeme ile maddi tazminat davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

- Manevi tazminata dair değerlendirmede;

Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.

Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır.

Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Somut olayda, davacı taraf ile davalı ... Sigorta A.Ş arasında anlaşma sağlandığı, tüm davacılar yönünden toplam 850.000 TL maddi tazminat ve 150.000 TL manevi tazminat ödenmesi noktasında anlaşma yapıldığı, sigortacının ibra edildiği görülmüştür. Hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir.

Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının ibra konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez, bir defada istenilmesi gerekir.

(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19/06/2025 tarihli, 2023/1106 E., 2025/9608 K. Sayılı ilamı) Yukarıdaki açıklamalar uyarınca manevi tazminatın bölünemezliği kuralı doğrultusunda davanın manevi tazminat yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

-Yargılama giderlerine ilişkin değerlendirmede;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine grek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir.

Somut olayda her ne kadar davalı taraf yargılama giderinden sorumlu tutulması gerekmiş olsa da ... Sigorta A.Ş ile anlaşma ile yargılama giderleri de davacı tarafından tahsil edildiğinden yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmış ve davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davanın kısmen kabulü ile;

1-Davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri ödeme nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,

2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 3.587,65-TL ve 444,60-TL tamamlama harcından mahsubu ile fazla yatan 3.416,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,

3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinden bırakılmasına,

6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

7-Davacılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

8-Davalılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,

Dair, davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/11/2025

Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır

T.C.

KAYSERİ

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ... KARAR NO : ...

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

Tashih Şerhi

Her ne kadar mahkememiz gerekçeli kararının hüküm kısmında "Davanın kısmen kabulü ile;" ifadesi yazılmışsa da, bu kısmın sehven yazıldığı görülmekle gerekçeli karardan çıkartılmasına, kararın bu şekilde düzeltilmesine ve işbu tahsis şerhinin gerekçeli kararın eki sayılmasına oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025

Başkan ... · E-imzalıdır · Üye ... · E-imzalıdır · Üye ... · E-imzalıdır · Katip ... · E-imzalıdır

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1116, K. 2025/993, 10 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Gerekçeli Kararın
  5. Gereği Düşünüldü
  6. Dava
  7. Cevap
  8. Deliller
  9. Kayseri
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1116
Karar No
2025/993
Tarih
10 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/1117 K.2025/1602
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2023/1117 K.2025/1105
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2023/1118 K.2025/1204
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/1120 K.2025/1636
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2023/1120 K.2025/1127
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2023/1121 K.2025/1165

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.