KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/625
- Karar No
- 2025/432
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- ... Esas -...
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
2.074 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Av... Av.... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av.... Av. ... DAVA İHBAR OLUNAN :1-... VEKİLİ :Av. ... DAVA İHBAR OLUNAN : 2- ...
DAVA
İtirazın İptali (Ayıplı Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ :... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ayıplı Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkilinin Kayseri'de inşaat işi ile uğraştığını, Davalı... Yapı Malzemeleri San Ve Tic. A.Ş'de ... Marka ürünleri satan firma olduğunu, müvekkilin 29.05.2019 tarihinde Davalı ... firmasından ...
Marka sıhhi tesissat ve armatür aldığını, imalatını yaptığı ...isimli projesinde yer alan inşaatın da ki dairelerde bu ürünleri kullandığını, 8. kat 18 nolu dairede bulunan armatürün hasarlı olduğunu, banyonun tavanına doğru suların fışkırdığı ve ters tavanın yere düştüğü, ayrıca mutfak dolaplarında hasar ve şişme olduğunu,
daire iç kapılarının kabardığını ve kullanılamaz hale geldiğini ayrıca yerdeki parkelerinde kullanılamaz hale geldiğini davalı şirketin kendi üzerinde sorumluluğu atmak için dairede don olayının olabileceği ve bu sebeple armatürün çatlamış olabileceği değerlendirmesinde bulunarak zararı giderme yollarından kaçınmak istediğini, aynı binada 3. katta bulunan dairede de 23.03.2021 tarihinde aynı armatürde çatlama meydana geldiğini ancak bu dairede hasar oluşturmadan giderildiğini, daire içerisinde armatür çatlaması neticesinde meydana gelen hasarın tespiti için Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde ...d.iş numarası ile tespit yapıldığını,
bilirkişilerce oluşturulan rapor doğrultusunda Kayseri Genel İcra Dairesinde ... e numarası içe icra takibine geçildiğini, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak bu takibe itiraz edildiğinden bahisle, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; " İcra Dairesi'nin yetkisine itiraz ettiklerini, davanın esasına girilmeden davaya konu icra takibinin başlatıldığı icra dairesinin yetkisinin araştırılması gerektiğini, müvekkilinin ... ... markalı ürünlerin yetkili satıcısı olup dava konusu zarara sebebiyet verdiği iddia edilen ürünün imalatçısının ... ... A.Ş., yetkili servisinin ise ...
Tesisat olduğunu ve bu nedenlerle husumet itirazının bulunduğunu, dava konusu ürünün ayıplı olduğna dair müvekkili şirkete usulüne uygun yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, dava konusu üründe müvekkili şirketten kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, zararın oluşmasına ve artmasına sebebiyet veren tarafın davacı taraf olduğunu, dava konusu takibe dayanak delil tespit bilirkişi raporunun müvekkili şirkete tebliğ edilmediğinden ve müvekkili şirket yokluğunda keşif icra edildiğinden söz konusu raporun müvekkili şirketi bağlamadığını, raporun hatalı, eksik ve bilimsel nitelikten uzak olduğunu, tespit masraflarının,
davacının faiz talebinin ve talep edilen icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini " talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosyanın İnşaat Mühendisi ve Makine Mühendisi bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 09/12/2024 tarihli raporunda özetle;
1-Dosya kapsamındaki teknik inceleme ve değerlendirmeler doğrultusunda davaya konu edilen armatür/batarya malzemenin gizli ayıplı olduğuna,
2-Teknik bilirkişi raporunda, zararın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda teknik bilirkişi raporunun 3/iii maddesindeki görüşe katılmadığıma,
3-Dosya kapsamına göre zararın meydana geldiği tarihin tespit edilmesinin mümkün olmadığına, teknik bilirkişi raporunun da bu yönde olduğuna,
4-Dosya kapsamındaki teknik inceleme ve değerlendirmeler doğrultusunda, armatürden kaynaklı meydana gelen su sızıntısı neticesinde , davacı tarafın talep edebileceği zarar bedelinin icra takip tarihi itibariyle 47.350,00TL olduğuna, Sayın Mahkeme'nizce temerrüt oluşmadığı kanaatine varılması halinde bu borca takip öncesi işlemiş faizin olmayacağına, aksi kanaat halinde talep edilebilir işlemiş faiz miktarının 490,36TL olacağına,
5-Davacının talep etmiş olduğu delil tespiti dosyası masraf alacakları yönünden hukuki değerlendirme ve takdir hakkının Sayın Mahkeme'nize ait olduğu kanaatini bildirir raporunu sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ve davacı vekilinin, ihbar olunan ... Yapı Gereçleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin beyan/itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıdan ... ürünler satın aldığını ve ürünlerin ayıplı olduğundan bahisle taşınmazını su bastığını ve zarar oluştuğunu zararın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali dilemiştir. Huzurdaki dava; davacı tarafından davalıdan satın alınan ancak satılan ürünün ayıplı olduğu nedeniyle davalı tarafça tazmini istenilen hasardan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine 49.086,09 TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının armatür bozukluğu sebebiyle hasar ve delil tespiti masrafları ve buna ilişkin faiz istemine ait olduğu, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
Mahkememiz dosya üzerinde delil tespiti dosyasını dosyamız arasına almıştır. Delil tespitinin davalı firmaya tebliğ edildiği ve davalı tarafından itiraz edilmediği görülmüştür. Karşı taraf, delil tespiti yolu ile alınmış olan bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun, 10.02.2010 tarih ve 2010/13-26 E., 2010/73 K. sayılı kararında da aynı ilkeler vurgulanmıştır.
- Ayıba ilişkin değerlendirmede;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Türk Borçlar Kanununun 219-231 maddelerinde düzenlenen, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Satım sözleşmesinde satıcının ayıba karşı tekeffül borcunu düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 219.
Maddesinde, satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki yada ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
TBK 219. maddesinde satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/1900 E., 2016/7367 K. Sayılı ilamında bu husus ayrıca zikredilmiştir.
Mahkememiz dosya kapsamında bilirkişi raporu almıştır. Alınan rapor ve delil tespiti raporu uyarınca, davalı tarafça davalıya batarya satıldığı ve bataryaların ... Mah. .... Sok. ... Apt. No... Melikgazi Kayseri adresinde yer alan taşınmazda kullanıldığı, bataryanın patlayarak taşınmaza hasar verdiği görülmüştür.
Dava konusu bataryanın üretim hatasından kaynaklanan bir ayıp taşıdığı, üretici ve servis tarafından da tespit/rapor edilmiş olan çatlağın bataryanın normal kullanım koşullarında işlevini yerine getirmesini engellediği ve su sızıntısına yol açtığı, bu kusurun gizli ayıp niteliğinde olduğu ve zararın büyümesinde davacınında ihmalinin de rol oynadığı, bu sebeple zararın artmasında kusurlu olduğu, takip tarihi itibariyle toplam tamirat tutarının 47.350 TL olacağı tespit edilmiştir.
Mahkememiz bu kapsamda alınan raporu uygun görmüştür.
Davacı taraf, kullanılmayan dairede su tesisatını aktif bırakmak suretiyle zararın büyümesine ihmal yoluyla katkıda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı, daireyi kullanmadığı halde su tesisatını aktif bırakması, su kaçağının ve dolayısıyla oluşan hasarın büyümesine neden olduğundan zararın artmasına sebebiyet verdiğinden takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; alacak, zarar ve kusur yargılama ile tespit edildiğinden alacak likid kabul edilmediğinden icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
-Kötü niyet tazminatı talebine ilişkin değerlendirilmede:
İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/6546 E., 2019/7768 K. Sayılı ilamı)
Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.
Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.. 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.. 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir.
Açıklanan gerekçeler ışığında, dava yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
-Vekalet ücretine dair değerlendirmede;
TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı red edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden, mütefarik kusur nedeni ile yapılan indirimden dolayı red edilen kısım için davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. (Yargıtay 17. HD.'nin 22/05/2017 gün ve 2014/24976 Esas 2017/5714 Karar sayılı emsal kararı)
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/625, K. 2025/432, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama