KÜNYE
- Mercii
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/991
- Karar No
- 2026/175
- Karar tarihi
- 3 Mart 2026
Karar Metni
1.560 kelime·8 dk okuma·16 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO
KARAR NO
HAKİM
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
VEKİLİ
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 19/12/2024 tarihli dilekçesiyle.
Müvekkili ile davalı borçlu arasında ticari ilişki uyarınca müvekkili tarafından davalıya faturalar düzenlendiğini, ancak söz konusu ticari ilişkin ve faturalara ilişkin cari hesap bakiyesi borç ödenmemiş, davalı borçlu aleyhine yukarıda müdürlük ve esas numarası verilen icra dosyası üzerinden fatura ve cari hesap alacağına dayanarak icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ödeme emrini tebliğ aldığını ve icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı borçlunun takip öncesi işlemiş faiz alacağına itirazın taraflarınca kabul edildiğini ancak işlemiş faiz alacağı işbu davaya konu edilmediğini,
davalı borçlunun bunu dışındaki itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, izah edilen nedenlerle Konya. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasında yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili 10/02/2025 tarihli cevap dilekçesiyle; Davalı alacaklı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra dosyasında müvekkili şirketin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, takip dayana3ğı faturaların herhangi bir karşılığı bulunmadığını, bu nedenle icra takibinin kötü niyetli olarak açıldığını, müvekkilinin telafi güç zararlara uğrayacağını, izah edilen nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasıdır.
Delillerin toplanması bakımından Konya defterdarlığı ve Ankara Defterdarlığına müzekkereler yazılmış, gelen yazı cevapları incelenmek suretiyle dosyamız arasına alınmıştır.
Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ... Tic. Ltd. Şti vekili tarafından borçlu ... Tic. Ltd. Şti aleyhine faturalara dayalı 349.042,06 TL. Toplam alacağın asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faizi, icra giderleri ve icra vekalet ücreti ile birlikte tahsiline ilişkin icra takibi başlattığı, davalı tarafın itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır
Mahkememizce davacının ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 24/07/2025 tarihli raporda özetle;Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için;
a-)6102 sayılı TTK. 64/3 Maddesine uygun olarak davacı ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin
süresi içerisinde yapıldığı,
b)Ticari defter kayıtlarının 19.12.2012 tarih 28502 sayılı resmi gazetede yayımlanan tebliğe ve Muhasebe
Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde yer alan usul ve esaslara uygun olarak tutulduğu,
c)Karşı taraf (Davalı) kayıtları incelenmediğinden, Defter kayıtlarının birbirini doğruladığının tespit
olunamadığı, dava konusu faturaların taraflarının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Faturaların açık fatura olduğu ve iade işlemi kaynaklı tanzim olunduğu,
davacı ... Tic. Ltd. Şti.’nin, Davalı ... . Ltd. Şti.’den 07.08.2024 takip tarihi itibariyle asıl alacak olarak 341.835,44TL kayden alacaklı olduğu görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce davalının ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 10/11/2025 tarihli raporda özetle; Davalı tarafın ticari defter ve belgelerinde yapılan incelemeler neticesinde davalı tarafın defter açılış ve
kapanış kayıtlarının usulüne uygun ve süresinde yapıldığı, defter tasdik şerhlerinin dosyaya sunulduğu, kendi
içerisinde usulüne uygun olarak defter kayıtlarının yapıldığı, davalı lehine kendi içerisinde delil niteliği taşıdığı,
davalının ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede davacının dava dilekçesinde iddia ettiği ve takibe konu
davalıdan 341.835,45 TL alacağının davalının kayıtlarının teyit ettiği, davalının ticari defter kayıtlarından
görüldüğünü, davalı tarafın 2024 ve 2025 yılı ticari defter kayıtları ve dosyaya ekli diğer belgeleri incelenerek,
Her türlü hukuki yorum ve nihai takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.(Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura.
“Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Somut olayda; davacı ve davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında alacaklı olunduğundan bahisle Konya .icra müdürlüğünün ... Esas dosyasında takip yapıldığı, yapılan takip üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkisinin tespiti amacıyla tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır.
Alınan bilirkişi raporu ile davacının davalıdan 341.835,44 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafça takip öncesi işlemiş faiz alacağı, davaya konu edilmemiş ise de, mahkememizce bu husus sehven gözden kaçırılarak, kısa karar ile birlikte, itirazın kısmen iptali ile takibin 341.835,44 TL üzerinden devamına denilmesi gerekirken, itirazın iptali ile takibin devamına denilmiştir.
Hüküm fıkrasının resen değiştirilemeyecek olması nedeniyle, gerekçe kısmında açıklamada bulunulması ile yetinilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/991, K. 2026/175, 3 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama