KÜNYE
T.C. Sakarya
- Mercii
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2024
- T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/90 Esas - 2024/112
- Esas no
- 2024/90 Esas
- Karar no
- 2024/112
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Dahili davalılar
- 1- ...
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
1.012 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Av. ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... 6- ... 7- ... VEKİLİ : Av. ... 8- ... VEKİLİ : Av. ... 9-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... 10- ... 11- ... 12- ... 13- ... 14- ... 15- ... 16- ... 17- ... 18- ... 19- ... 20- ... 21- ... 22- ...
DAVA
Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 05/09/2022
KARAR TARİHİ : 16/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024
Sakarya 3. İcra Hukuk mahkemesinin 2022/229 esas ve 2023/118 karar sayılı (istinaf talebi reddedilerek kesinleşen) görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzi edilen dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı SGK vekili Sakarya 4.İcra Müdürlüğünün 2019/1 İflas sayılı dosyasında düzenlenen 24/08/2022 tarihli sıra cetveline karşı açtığı davada işçi alacaklarının imtiyazlı alacak olmak için gerekli şartları taşımadığı halde sıra cetvelinde imtiyazlı alacak olarak yer verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile iptalini talep etmiştir. Dava iflas dairesine karşı sıra cetveline şikayet olarak açılmış, İcra Hukuk Mahkemesi ilgili alacaklıları dahili davalı olarak dosyaya kaydetmiştir. Davacının talebi bir başka alacaklının alacağına veya onun sırasına yönelik (kayıt terkin davası niteliğindedir.
İflas idaresinin, sıra cetvelini düzenlerken uyması gereken iflas hukuku kurallarına aykırı hareket ettiği veya yaptığı bir işlemin hadiseye uygun olmadığı iddia edilirse, bu halde sıra cetveline karşı şikayet yoluna başvurulur (İİK'nın m.227; m.16). Şikayet sebeplerinden en önemlisi, bir alacaklının kendisine verilen sıraya itiraz etmesidir (m. 235, IV).
Buna göre, alacağı sıra cetveline kabul edilen bir alacaklı, alacağının esas ve miktarına değil de yalnız alacağına verilen sıraya itiraz ediyorsa, bunu şikayet yolu ile icra mahkemesine bildirir.
Diğer şikayet sebeplerine örnek olarak; sıra cetvelinin açık olmaması, bu husustaki kanun hükümlerine (İİK'nın m.233-234) uyulmamış olması, sıra cetvelinin ilan edilmemiş olması, masaya yazdırılmış olan bir alacağın unutulmuş olması, masa alacaklarının da sıra cetvelinde gösterilmiş olması, reddedilen bir alacağın neden dolayı reddedildiğinin, yani red sebeplerinin gösterilmemiş olması gösterilebilir (Prof.
Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2. Baskı, 2013, Ankara, sh 1329).
Bir alacaklı, kendi sırasına veya iflâs hukuku kurallarının yanlış uygulandığına (şikayet) değil, kendi alacağı hakkında verilen ve nedenleri gösterilerek verilen red veya kısmen kabul kararının esasına (kayıt ve kabul davası açarak) veya bir başka alacaklının alacağına veya onun sırasına (kayıt terkin davası açarak) itiraz ediyorsa ticaret mahkemesine dava açmalıdır. İİK'nın 233. maddesine göre sıra cetvelinde, kabul edilmeyen alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilir.
İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca iflas sıra cetveline yönelik itirazlar (kayıt kabul ve kayıt terkin davaları) kural olarak genel mahkemelerde (Asliye Ticaret Mahkemesinde) görülür. Şikayetçi sadece kendi sırasına yönelik itirazlarını, husumet iflas idaresine yöneltilerek İİK'nın 235/son maddeleri uyarınca icra mahkemesinde ileri sürmelidir.
İflas sıra cetvelinde başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığına ya da sırasına yönelik itiraz, o alacağın sıradan terkin edilmesi talebini içerdiğinden, şikayet olarak icra mahkemesinde değil, İİK'nın 235/2. maddesi uyarınca sırasına itiraz edilen alacaklıya husumet yöneltilerek dava yolu ile genel mahkemede (Asliye Ticaret Mahkemesinde) ileri sürülmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/49 esas 2015/2562 karar).
Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, dava- nın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır.
Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur.
Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/4844 Esas- 2022/6372 Karar sayılı ilamı)
Dava sıra cetveline itiraz (kayıt terkin) talebine ilişkindir. Bu davada husumet sırasına itiraz edilen alacaklıya ya da alacaklılara yöneltilmelidir. Somut davada davacı davasını İİK 142 maddesine dayanarak şikayet olarak iflas idaresine karşı açmış, alacaklıları davalı olarak göstermemiştir.
İcra Hukuk Mahkemesindeki yargılama sırasında mahkemece alacaklılar resen dahili davalı olarak kaydedilmiş ise de usul hukukunda yeri bulunmayan bu işlem alacaklılara taraf sıfatını kazandırmamaktadır. Sırasına itiraz edilen alacaklılar aleyhinde usulüne uygun açılmış bir dava bulunmamaktadır. İflas dairesi ile alacaklılar arasında mecburi dava arkadaşlığı da bulunmadığından dahili dava yoluyla taraf sıfatının kazanılması mümkün değildir.
Davacı vekilinin davasının açıkça şikayet olarak nitelendirip iflas dairesine husumet yöneltip icra mahkemesine dava açması itibariyle HMK'nun 124. Maddesi kapsamında maddi bir hatadan ya da kabul edilebilir bir yanılgıdan da bahsedilemez. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 17,10.2012 tarihli, 2012/5414 Esas, 2012/6099 Karar sayılı kararı)
Başkan ... · E-imza · Üye ... · E-imza · Üye ... · E-imza · Katip ... · E-imza
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/90, K. 2024/112, 16 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama