KÜNYE
T.C. Samsun
- Mercii
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2018
- T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2018/87 Esas - 2018/697
- Esas no
- 2018/87 Esas
- Karar no
- 2018/697 Karar
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacılar
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Dava
- Sözleşmenin İptali
- Dava tarihi
- 02/02/2018
- Kararın yaz. tarih
- 01/11/2018
Karar Metni
1.636 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İddia ve savunmaların özeti;
Davacı vekili 02/02/2018 havale tarihli dilekçesinde özetle; davalı şirket ile dava dışı arsa sahipleri arasında... ili, ... ilçesi, ... olan taşınmaz üzerinde ...Noterliği'nin 07/11/2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapıldığını, bu taşınmazda yapılacak inşaat için davalı şirket adına vekaletname ile yetki verilen ... ile müvekkil yükleniciler arasında 08/08/2016 düzenleme tarihli ve 01/01/2017 ek sözleşme ve 22/09/2017 tarihli inşaatın ve katların detaylı yapım ve maliyetini belirten arsa payı karşılğı inşaat yapım sözleşmesinin düzenlendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmeler gereği,
davalı firma inşaat yapımı için gerekli malzemeleri tedarik ederek ve her kata beton dökülmesi gibi zorunlu işlemleri diğer tarafın ise her 25 günde bir kat çıkmayı ve kararlaştırılan süre sonunda inşaatı bordum ve zemin kat dahil toplam 18 kat olarak davalıya teslim etmeyi taahhüt ettiğini, tüm inşaatın 2018 yılının Haziran ayında bitirilerek davalı firmaya teslim edileceğini kararlaştırıldığını ancak davalı firma gerekli özeni göstermeyip sözleşmede belirtilen hususları yerine getirmeyip sözleşmeye aykırı davrandığını, davalı firma edimini yerine getirmeyi sözleşmenin başından beri sürekli geciktirmesi ve müvekkil davacı işçileri,
bugün yarın diyerek oyalaması yüzünden inşaat bugün itibariyle istenen seviyeye gelemediğini, taraflar arasında yapılan sözleşme ile kararlaştırılan ve her bir kat için davacı işçilere ödenmesi gereken hak edişleri de davalı müteahhit süresinde ödemediğinden ve gereken malzemeyi temin edip inşaat alanına getirmediğinden davacılar işi belli aralıklarla durdurmak zorunda kaldıklarını, taraflar arasında yapılan sözleşmelere ek olarak 2/09/2017 tarihli bir sözleşme yapıldığı,
bu sözleşmeden sonra yine davalı firma üzerine düşen beton dökme ve malzeme temin etme ile üzerine düşen diğer edimleri zamanında yerine getirmediğinden inşaata ara verilmek zorunda kalındığını, davalı taraf üzerine düşen edimleri zamanında yerine getirmediği için inşaata zorunlu aralara verildiğini ve bu süreçte müvekkil işçiler uzun süre boşta kaldığını ve günlük paraları da kendilerine ödenmediğini, gelinen aşama itibariyle davalı firma tarafından sözleşme hükümleri yerine getirilmediği için inşaat tamamen durduğunu ve keresteler inşaat alanında bozulmaya bırakıldığını,
müvekkil davacıların davalı tarafın üzerine düşen edimleri zamanında yerine getirmediği için müvekkiller hem inşaata hem inşaata devam edemediklerini hem de paralarını alamadıklarından maddi anlamda zarara uğramış olduklarını belirterek, dava sonunda davacıların hak ve akacaklarının korunması açısından davalı firmanın bankalardaki ve 3. Kişilerdeki hak ve alacakları ile firmanın taşınır ve taşınmaz malları üzerine HMK'nın 391.gereğince teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 06/02/2018 tarihli ara kararı ile; "İhtiyati Tedbir HMK'nun 389. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının son cümlesi uyarınca "uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı" verilebileceğinden, davalının mal varlığının dava konusu olmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verildiği anlaşılmıştır.
Deliller, delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe;
Samsun Esnaf ve Sanatkar Sicil Müdürlüğünün 26/02/2018 tarihli yazı cevabı, Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğünün 23/02/2018 tarihli yazı cevabı, Samsun 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı
Dava sözleşmeye dayalı tazminat davasıdır.
Tüm dosya kapsamından; taraflar arasında 8.8.2016 tarihli sözleşme, 1.1.2017 tarihli ek sözleşme ve 22.9.2017 tarihli sözleşmeler ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, davalının edimini süresi içerisinde yerine getirmemesi sebebiyle davacıların sözleşmeyi feshederek maddi zararları, kazanç kaybı ve kar mahrumiyetinin tazminine karar verilmesi için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesi ve davalının cevap dilekçesi ibraz etmeyerek dava dilekçesindeki iddiaları inkar ettiği değerlendirildiğinde dosyadaki uyuşmazlık davacıların sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının edimini ifa edip etmediği, etmedi ise davacının maddi zararları, ödemek zorunda kaldığı miktarlar, kazanç kaybı ve mahrum kaldığı kar kaybı olup olmadığı varsa miktarı noktalarındadır.
Mahkememizce öncelikle dava şartları yönünden değerlendirme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. Maddesine göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur.
Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (Gönen ERİŞ, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, C. 1, 1. Baskı, Ankara 2013, s. 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545,
ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür.
Bilindiği üzere;
Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.(TTK 12/1)
Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.(TTK 12/2
Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur. (TTK12/3)
Yine İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. (TTK 15)
Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür. (TTK 18)
Somut davada davalının sermaye şirketi olduğu ve tacir sıfatını haiz olduğu, davacıların tacir olup olmadığı yönünde yapılan araştırma sonucu Ticaret Sicil Müdürlüğünün 23/02/2018 tarihli yazı cevabında davacıların kaydının bulunmadığının bildirildiği,, Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 09/03/2018 tarihli yazı cevabında davacıların ticari faaliyetle uğraşmadıklarının bildirildiği, davanın taraflarının tacir sıfatını haiz olmaması sebebiyle eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı gibi mutlak ticari davalardan da olmaması sebebiyle mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... Hakim ...
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/87, K. 2018/697, 18 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama