İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/262 K.2021/354

Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Esas2020/262Karar2021/354Tarih14 Haziran 2021Okuma11 dk · 2.288 kelime

KÜNYE

/// Türk Milleti Adına /// T.C. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
14 Haziran 2021
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
2020/262 Esas - 2021/354
Esas no
2020/262 Esas
Karar no
2021/354
Hakim
—
Katip
—
Davacı
—
Vekili
—
Davalı
—
Vekili
Mahkememizin BİRLEŞEN 2013/294 ESAS sayılı dava dosyası bakımından;
Davacı
—
Vekili
—
Davalı
—
Feri müdahil
—
Vekili
—
Feri müdahil
—
Vekili
—
Feri müdahil
—
Vekili
—
İhbar olunan
—
Dava
Tazminat (Rücuen Tazminat
Dava tarihi
11/01/2013
Gerekçeli karar tarihi
15/06/2021
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.288 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Asıl ve birleşen davada, davacı vekili özetle; Davacı tarafından "İşyeri Paket Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olan işyerinde, 03-04/07/2012 tarihlerindeki kuvvetli yağışın neden olduğu sel sonucu hasar meydana geldiğini, dere yatağı üzerine kurulan alışveriş merkezinin işletmecisi-maliki ve yapımcısı olan davalıların sel nedeniyle oluşan hasarda kusurlu olduğunu, sigortalı işyerinde tespit edilen hasar bedelini sigortalılarına ödeyip haklarına halef olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 269.066,74-TL'nin ödeme tarihi olan 06/12/2012 tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri ve fer'i müdahiller vekilleri davanın reddini savunmuş, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün davaya müdahale talebi olmamıştır.

Mahkememizin 17/06/2015 tarih ve 136/565 sayılı kararı ile davanın kabulüne ve 269.066,74-TL'nin ödeme tarihi olan 06/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı ... Hizm. Tic. A.Ş. vekilinin temyizi üzerine karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2019 tarih ve 5723/12314 sayılı ilamı ile bozulmuş, dosya mahkememiz esasının yukarıdaki sırasına kaydedilmiş ve bozma ilamına uyularak tahkikat yürütülmüştür.

Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin 2013/271 Esas sayılı dosyası celp edilmiş olup incelenmesinden: Davacı ...

A.Ş. tarafından davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, SASKİ, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Canik Belediye Başkanlığı'na karşı davamıza da konu olayla ilgili tam yargı davası açıldığı ve 269.066,74-TL'nin ödeme tarihi olan 06/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilinin talep edildiği, yargılama neticesinde 31/03/2015 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verildiği, ancak kararın taraflarca temyiz edildiği ve Danıştay 8. Dairesi'nin 09/02/2016 tarih ve 10276/768 sayılı ilamı ile bozulduğu,

Samsun 2. İdare Mahkemesi'nin 2017/770 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edildiği ve dava neticesinde, sigorta şirketinin olay tarihi itibariyle işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmayan bir işyeri hakkında poliçe düzenlemiş olması sebebiyle ağır kusurlu olduğu ve bu ağır kusurun idarelerin kusurlu eylemleri ile zarar arasındaki illiyeti kestiği gerekçesi ile davanın reddedildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği ancak Danıştay 8. Dairesi'nin 06/07/2020 tarih ve 5973/3132 sayılı ilamı ile temyiz itirazlarının reddedildiği ve kararın onanıp 15/10/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

Mahkememizin 2020/478Esas sayılı dosyası üzerinden alınan, olaya ilişkin tarafların kusur durumlarına ilişkin bilirkişi heyeti raporu taraflara tebliğ edilmiş ve tarafların rapora karşı itirazlarını havi dilekçeleri dava dosyamız arasına alınmıştır.

Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Tazminat talebi, gerek dava dilekçesindeki beyanlardan ve gerekse yargılama sürecindeki ifadelerden anlaşıldığı üzere, 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesine dayanmakta olup, dava kanuni halefiyet esasına göre ikame edilmiştir. Buna göre, öncelikle TTK'nun 1472. maddesindeki rücu koşullarının oluşup oluşmadığı ve somut olay bakımından işyeri sigorta poliçesinin geçerli olup olmadığı irdelenmeli, bu irdeleme sonucunda sözleşmenin ve dolayısıyla poliçenin geçerli olmadığı saptanır ise rücu talebinin "alacağın temliki" hükümlerine göre kabul edilebilir olup olmadığına bakılmalıdır.

6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlıklı 1472/1. maddesine göre, "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir."

Sigortacının kanuni halefiyetinden söz edilebilmesi için; i-geçerli bir sigorta sözleşmesinin olması, ii-sigortacının bu sigorta sözleşmesine dayalı tazminat ödemesi ve iii-ödeme yaptığı sigortalının zarar verene karşı bir talep ve dava hakkının bulunması gerekir. Bu üç şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda, sigortacının halefiyeti kanun gereği kendiliğinden doğar.

Geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunması, sigortacının sigorta tazminatı ödeme borcunun hukuki sebebini teşkil etmektedir. Dolayısıyla sigorta tazminatı ödemesinin geçersiz ve yürürlükte olmayan bir sigorta sözleşmesine dayalı olarak yapılmış olması durumunda sigortacının kanuni halefiyetinden söz edilemez. Böyle bir durumda, sigortacının yapmış olduğu ödemeye ilişkin olarak zarar sorumlusuna talep yöneltebilmesinin yegâne yolu, 6098 sayılı TBK'nun 183 vd. hükümlerine göre alacak ve dava hakkını devralmış olmasıdır.

3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında; ilgililerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatı adlı belgeye dayanarak işyeri açabileceği belirtilmiş, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik'in 6. maddesinde de, yetkili idareden usulüne uygun işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerlerinin yetkili idarelerce kapatılacağı düzenlenmiştir.

6102 sayılı TTK'nun "Geçerli olmayan sigorta" başlıklı 1404. maddesinde, sigorta ettirenin ya da sigortalının, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiilinden doğabilecek bir zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamayacağı; 1452. maddesinde ise, 1404 ve 1408. madde hükümleriyle 1429. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu vazedilmiştir.

Eldeki davada, davacı sigorta şirketince düzenlenen işyeri sigorta poliçesinin 22/06/2012-2013 vade tarihli olduğu ve rizikonun 03-04/07/2012 tarihinde gerçekleştiği, riziko tarihi itibariyle işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmadığı sabit olup, davacının işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı olmayan bir işyeri hakkında poliçe düzenlemek suretiyle yasanın yukarıda işaret edilen emredici hükümlerine aykırı davrandığı, sigorta sözleşmesinin 6102 sayılı TTK'nun 1404. maddesi delaletiyle 1452. maddesi gereğince geçersiz olduğu anlaşılmaktadır.

Buna göre, davacı sigorta şirketi geçersiz bir sözleşmeye istinaden ödeme yapmıştır ve kanuni halefiyete göre ikame ettiği işbu davada zarar sorumlularından ödediği tutarın rücuen tazminini talep etmektedir.

Sigorta sözleşmesinin anılan sebeplerle geçerli olmadığı değerlendirildiğine göre, kanuni halefiyetin ilk şartı olan "ortada geçerli bir sözleşme bulunması" koşulu gerçekleşmemiştir ve davacı sigorta şirketinin davalılardan 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesi kapsamında tazminat talep etmesi mümkün değildir.

Davacının, "alacağın temliki" hükümlerine göre rücu isteminde bulunup bulunamayacağına gelince; sigortacının kanuni halefiyeti, kanuni temlik niteliğinde olduğundan, alacağın devrine ilişkin TBK’da yer alan düzenlemeler, niteliğine aykırı düşmedikçe sigortacının kanuni halefiyeti bakımından da uygulanır.

Bunun yanı sıra, sigortacının kanuni halefiyetine ilişkin şartların mevcut olmadığı bir durumda, sigortacının TBK’da düzenlenen alacağın temliki hükümlerine dayalı olarak sigortalının zarar sorumlusuna karşı alacak hakkını devralması da mümkündür.

Nitekim uygulamada sigorta şirketleri, kanuni halefiyet şartlarının oluşmaması ihtimaline karşı, ödeme yaptıktan sonra sigortalıya “Temlikname” adı altında bir belge imzalatmakta ve bu suretle sigortalının zarar sorumlusuna karşı alacak hakkını devralmaktadır.

Geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanmaksızın ya da sigorta teminatı kapsamında olmayan bir rizikoya ilişkin olarak sigortalıya ödeme yapılmış olması durumunda sigortacının sigortalıya ait alacak hakkını devralarak zarar sorumlusuna rücu etmesi mümkündür.

Aynı şekilde, geçerli bir sigorta sözleşmesi olmakla birlikte mevcut sigorta tazminatında yanılgıya düşülerek bir “hatır ödemesi” yapılması durumunda da sigortalının 6098 sayılı TBK'nun 183 vd. maddeleri uyarınca alacak ve dava hakkını sigortacıya devredebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde, sigortacı kanuni halefiyetinden bağımsız olarak, alacağın temliki hükümleri uyarınca ödemiş olduğu tazminat tutarını zarar sorumlusundan talep edebilmektedir.

Burada, sigortacının kanuni halefiyetinin yanında alacağın aynı zamanda temlik edilmiş olduğu durumlarda, sigortacının kanuni halefiyetine ilişkin hükümler uyarınca dava açmış olmasına rağmen hakimin alacağın temliki hükümlerine göre karar verip veremeyeceğine ayrıca değinmek gerekir.

Öğretide çoğunluğun da kabul ettiği üzere, davanın maddi vakıaların imkan tanıdığı kanun hükümlerinden yalnızca birine dayanılarak ikame edilmesi halinde, hakim, tarafın dayanmadığı kanun hükmü uyarınca da karar verebilecektir; meğerki davacı davasını taleplerden yalnızca birine hasretmiş olsun.

Böyle bir durumda, hukuku re'sen uygulamakla yükümlü hakim, gerekliliği konusunda öğretide aksi görüşler olsa da ıslaha dahi gerek olmaksızın, alacağın temliki hükümlerine göre karar verebilecektir. Nitekim, Yargıtay'ın, sigortacının alacağı devraldığı hallerde, davanın kanuni halefiyet ile ilgili sınırlamalara bağlı kalınmaksızın ele alınması, gerekmesi durumunda alacağın temliki hükümlerine göre yargılama yapılması gerektiği yönünde müstakar uygulamaları mevcuttur.

Davaya konu olaya ilişkin idareler aleyhinde açılan tam yargı davalarında verilen kararları inceleyen Danıştay 8. Dairesi, sigortalı işyerinin riziko tarihi itibariyle işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmuyor oluşunu sözleşmenin geçersizliği şeklinde bir sonuca bağlamış ve daha da öteye giderek, işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı olmayan yer hakkında poliçe düzenleyen sigorta şirketinin ağır kusurlu olduğunu kabul edip, sigorta şirketinin ağır kusurunun idarelerin hizmet kusurları ile zarar arasındaki illiyeti kestiğini içtihat etmiştir.

Ancak eldeki davada, bu şekilde değerlendirme yapılması, yani sigorta şirketinin ruhsatı olmayan bir işyeri hakkında poliçe düzenlemiş olması sebebiyle ağır kusurlu kabul edilip onun bu ağır kusurunun davalılar ile zarar arasındaki illiyeti kestiğinin kabul edilmesi mümkün değildir; zira tam yargı davalarındaki hizmet kusuru ve illiyet bağının içeriği, TBK'nun haksız fiile ilişkin 49. maddesindeki unsurların içeriğinden farklı olup, eldeki davada davacının tazminat isteminin dayanağı mahkememizin değerlendirmesi ve kabulüne göre, alacağın temliki ve 6098 sayılı TBK'daki haksız fiile ilişkin hükümlerdir.

Tazminat talebinin kanuni dayanağı "alacağın temliki" hükümleri olduğuna göre, uyuşmazlığın alacağı temlik eden ... A.Ş. ile davalılar arasındaki hukuki ilişkiye bakılarak çözüme kavuşturulması gereklidir. ... A.Ş. ile davalılar arasında ise TBK'nun 69. maddesindeki yapı eseri malikinin sorumluluğu kapsamında bir ilişki bulunmaktadır.

Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu, yapı eserinin yapımındaki bozukluğa veya bakımındaki eksikliğe dayanmakta olup, sorumluluğun doğmasında, yapılıştaki bozukluk - bakım eksikliği ayrımının bir önemi yoktur. Zira, malikin sorumlu olması için bakım eksikliği veya yapılıştaki bozukluktan herhangi birinin varlığı yeterli görülmektedir. Her iki olasılıkta da yalnızca malikin sorumluluğu söz konusu olmaktadır.

Bina veya yapı eseri malikinin sorumlu tutulabilmesi için; yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden zararın doğması, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu bakımından bulunması zorunlu unsur olan illiyet bağı yönünden ise, bu bağın kesilmesine yol açacak sebeplerin somut olayda gerçekleşmemiş olması gereklidir.

İlliyet bağını kesen sebepler ise; mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurudur. Zarar, aradaki illiyet bağını kesecek derecede bir mücbir sebepten, zarar görenin ya da üçüncü bir kişinin kusurundan doğmuş ise yapı malikinin sorumluluğu söz konusu olmaz (Bkz: Yargıtay HGK'nun 29/11/2017 tarih, 2017/3-439 Esas ve 2017/1463 Karar sayılı ilamı).

Mahkememizce gerek bozmadan önce ve gerekse bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarında, AVM'nin maliki ...

A.Ş.nin olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, ayrıca Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Canik Belediye Başkanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nün de olayda ihmallerinin bulunduğu mütala edilmiş olup, birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağından tarafların olayın meydana gelmesinde ne oranda kusurlu olduklarının bir önemi yoktur.

Nitekim bozmadan önceki kararda da AVM'yi işleten İdart şirketi ile AVM'nin maliki İdol şirketinin birlikte sorumluluklarına hükmedilmiş, davalı İdart şirketinin birlikte sorumluluğa ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmeyip reddedilmiştir.

Alacağı temlik eden ... A.Ş.ye ait işyerinin olay tarihi itibariyle işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmuyor oluşunun müterafik kusur kabul edilip edilmeyeceğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Davada, işyeri sahibinin zararın artmasına etkili bir davranışının bulunduğu yönünde bir iddia ileri sürülüp ispat edilmiş değildir.

Salt işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmuyor oluşunun, gerçekleşen olay karşısında kusura veya zararın doğmasına / artmasına bir etkisi yoktur. Nitekim, rücuen tazminat talepli benzer Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen 2019/192 Esas 2020/156 Karar sayılı dava dosyasında, sigortalı işyerine ait işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının bulunmaması müterafik kusur olarak görülmemiş,

KASKİ vekili 18/03/2020 tarihli temyiz dilekçesinde Danıştay 8. Dairesi'nin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı olmayan işyerleri hakkında poliçe düzenleyen sigorta şirketlerinin ağır kusurlu olduğu ve bu durumun idarelerin hizmet kusuru ile zarar arasındaki illiyeti keseceği yönündeki içtihatlarına dikkat çekip müterafik kusur itirazında bulunmuş ise de temyiz itirazlarının tamamı Yargıtay 17.HD.nin 16/03/2021 tarih ve 2334/2753 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

Ayrıca, aynı sel olayında davalı İdol'e ait olup İdart tarafından işletilen AVM'deki başka bir işyerinde oluşan hasarın rücuen tazmini talebi ile açılan Mahkememizin 2014/593 Esas sayılı dosyasında müterafik kusur indirimi yapılmadan sonuca gidilip karar verilmiş ve davanın tam kabulüne ilişkin karar Yargıtay 11. HD.nin 25/12/2017 tarih ve 13649/7564 sayılı kararı ile onanmıştır.

Buna göre, müterafik kusur indirimi yapılması için gerekli şartlar oluşmamıştır ve temlik edene ait işyerinde oluşan zararın, bozmadan önceki bilirkişi raporu ile belirlenen 269.066,74-TL'nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte temlik alan sigorta şirketine ödenmesi gerekmektedir.

Elde, asıl ve birleşen dava şeklinde iki ayrı dava var ve bu sebeple her bir dava yönünden ayrı hüküm kurulması gerekiyor ise de, bozmadan önceki kararda asıl ve birleşen davanın davalıları yönünden tek bir hüküm kurulduğu ve yargılama giderlerinin de bu şekilde değerlendirildiği, tarafların bu yöne ilişkin temyizlerinin olmadığı görülmüş, hal böyle olunca asıl ve birleşen dava yönünden bozmadan önce olduğu gibi tek bir başlık altında hüküm kurulmuş ve vekalet ücreti dahil yargılama giderleri de bu şekilde hüküm altına alınmıştır.

Birleşen davanın davalısı İdol şirketi önceki kararı temyiz etmemiş olup, kararın onun yönünden kesinleşmiş olduğu veçhile onun hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerektiği düşünülebilir ise de, bozmadan önceki kararda her iki davanın davalıları hakkında müteselsil sorumluluk şeklinde hüküm kurulmuş ve Yargıtay'ca İdol şirketi hakkındaki kararın onanmasına şeklinde bir karar verilmemiş olduğundan, bu kez de her iki davanın davalıları hakkında birlikte hüküm kurulmuştur.

Davacı yararına takdir edilen vekalet ücreti karar tarihindeki tarifeye göre belirlenmiş, ancak İdol şirketi hakkındaki dava kesinleştiğinden vekalet ücretine ilişkin sorumluluğu önceki kararda hüküm altına alınan vekalet ücreti miktarı ile sınırlı tutulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Mahkememizin esas dava dosyası ile birleşen 2013/294 Esas sayılı dava dosyası bakımından;

1-Davanın KABULÜ ile 269.066,74-TL'nin ödeme tarihinden (06/12/2012) itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılar ... Hizm. Tic. A.Ş. ile ... A.Ş.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 18.379,95-TL karar ve ilam harcından asıl ve birleşen dosyada peşin alınan 9.190-TL'nin mahsubu ile bakiye 9.189,95-TL'nin davalılar ... Hizm. Tic. A.Ş. ile ... A.Ş.den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan toplam 10.607,70-TL yargılama giderinin davalılar ... Hizm. Tic. A.Ş. ile ... A.Ş.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı, her iki davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 27.284,67-TL vekalet ücretinin (davalı ... A.Ş.nin 21.544-TL ile sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

Dair; davacı vekili ile feri müdahil SASKİ vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi, anlatıldı.

14/06/2021

Katip ¸

Hakim ¸

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5'inci maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/262, K. 2021/354, 14 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/262
Karar No
2021/354
Tarih
14 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/262 K.2021/462
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/262 K.2021/470
  • Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2020/263 K.2021/228
  • İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/263 K.2021/469
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/263 K.2021/542
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/264 K.2021/546

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.