KÜNYE
T.C. Samsun
- Mercii
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2022
- T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2020/374 Esas - 2022/750
- Esas no
- 2020/374 Esas
- Karar no
- 2022/750
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 19/06/2020
- Kararın yaz. tarih
- 25/07/2022
Karar Metni
1.479 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesini özetle; 16/11/2018 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı çekicinin çarpışması sonucu meydana gelen çift taraflı kazada yolcu konumunda bulunan davacıların yaralanarak malul hale geldiklerini, müvekkillerinin tedavi gördüklerini ve kusurlarının bulunmadığını, Güvence hesabına yapılan başvurunun reddedildiğini, ... plakalı aracın kaza tarihinde sigortasının bulunmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... için 1.000,00TL, ... için 1.000,00TL olmak üzere toplam 2.000,00TL maluliyetten doğan maddi zararın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, tazminatın ödenmesi halinde araç maliki ... ve araç sürücüsü ...'ın yasal mirasçılarından yani davacılardan tahsili gerekeceğini, yapılan başvuruda ... adına düzenlenen maluliyet raporu bulunmadığını, hesaplamalarda 1,8 teknik faizin dikkate alınması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi ekinde, arabuluculuk son tutanağı, başvuru evrakı, ...'a ait sağlık raporu, trafik kazası tespit tutanağı ve fakirlik belgesi ibraz edilmiştir.
OMÜ'ye, Havza SGK'ya, Samsun Gazi Devlet Hastanesine, Güvence Hesabına, Havza İlçe emniyet Müdürlüğüne yazılan yazılara cevap verilmiştir.
Mahkememizin 23/10/2020 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin adli müzaharet talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından delil dilekçesi sunulmuştur.
Adli Trafik Uzmanı bilirkişiden 22/02/2021 havale tarihli rapor aldırılmıştır.
Davacı vekili 10/06/2021 tarihli dilekçesi ile talebini belirli hale getirmiştir.
OMÜ'den ...'ın maluliyetine ilişkin 14/07/2021 tarihli rapor aldırılmıştır.
Davacı vekili tarafından ...'ın tetkik tedavi evrakları ve dijital görüntülerin bulunduğu 2 adet CD sunulmuştur.
OMÜ'den ...'ın maluliyetine ilişkin 04/02/2022 tarihli rapor aldırılmıştır.
Aktüer bilirkişiden 25/04/2022 tarihli rapor aldırılmıştır.
Davacı vekili tarafından bedel artırım dilekçesi sunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; trafik kazasına dayalı maddi tazminat davasıdır.
Tüm dosya kapsamından; 16/11/2018 tarihinde dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların yaralaması sebebi ile uğradığı maddi zararın tazmini talebi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Kazaya karışan ... plakalı aracın trafik sigortası bulunmaması nedeni ile davanın davalı Güvence Hesabı'na yöneltildiği anlaşılmıştır.
Burada öncelikle, davalı vekilinin görev dava şartı itirazı ile 2918 s. KTK'nın 97. maddesinden kaynaklı dava şartı itirazı irdelenecek, akabinde davanın esasına yönelik değerlendirmelerde bulunulacaktır.
Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 s. Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardan doğan uyuşmazlıklar ticari dava olarak görülür. TTK'nın 5/1. maddesi gereği, ticari davalara bakmakla görevli mahkeme de Asliye Ticaret Mahkemeleridir.
6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Eldeki davada, davalı Güvence Hesabı'na, zarara sebep olan aracın trafik sigortası bulunmaması sebebiyle husumet tevcih edilmiştir. Sigorta hukuku TTK'nın 6. kitabında 1401 vd. maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu durumda, TTK'da düzenlenen hususlardan olması nedeniyle uyuşmazlık ticari dava olarak Asliye Ticaret Mahkemesi'nde çözümlenecektir (Bkz: Yargıtay 17. HD.nin 14.10.2019 tarih ve 18839/9369 sk.) ve görev dava şartı itirazı yerinde değildir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, 2918 s. KTK m. 97'deki başvuru şartının gerçekleşmediğini ileri sürmüş ise de; davanın ikamesinden evvel 25/03/2019 tarihinde davalıya müracaat edildiği ancak bir kısım eksiklikler gerekçe gösterilerek müracaatın reddedildiği ve zararın yasal süre içinde karşılanmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı isteminin davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacak nitelikte olduğu ve bu sebeple başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerektiği açıktır (Bkz: İzmir BAM 11.HD.nin 04.05.2017 tarih ve 645/464 sk.). Bu halde, davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazı da yersizdir.
Kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumunun belirlenmesi amacıyla bilirkişiden rapor aldırılmış, düzenlenen 22/02/2021 tarihli raporda; ...'ın karşı aracın şeridine tecavüz etmesi neticesi ile kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, ...'nun ise kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. Dosya arasında bulunan kaza tespit tutanağının incelenmesinde; tüm kusurun ...'a verildiği, ...'na kusur izafe edilmediği, bilirkişi raporunun tüm dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla raporun hükme esas alınabileceği kabul edilmiştir.
Bilindiği üzere, işletenin sorumluluğu hukuki nitelik olarak tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, zorunlu trafik sigortası bulunmayan işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen Güvence Hesabı'nın Yönetmeliğin 9. maddesinde düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de Güvence Hesabı'nın sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
Eldeki davada davacılar meydana gelen kaza sebebi ile doğrudan kendilerinde doğan zararın tazminini talep etmektedirler. Davalı vekilince her ne kadar ...'ın tam kusurlu bulunması, kazada vefat etmiş olması nedeni ile mirasçıları konumundaki davacılara rücu şartlarının oluştuğu ve alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğinden bahisle davanın reddi talep edilmiş ise de, salt rücu sebebi davacıların tazminat istemine yönelik haklarına halel getirmeyecektir. (Bkz.
HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 Esas, 2011/411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 tarih, 2011/17-787 Esas, 2012/92 Karar, HGK'nun 16.1.2013 tarih ve 2012/17-1491 Esas, 2013/74 Karar, Yargıtay 17. HD'nin 14.02.2019 tarih, 2016/5779 Esas, 2019/1552 Karar, Yargıtay 17. HD'nin 06.06.2016 tarih, 2015/14899 Esas, 2016/6871 Karar sayılı ilamları). Kaldı ki mirasın hükmen reddi müessesesinin gündeme gelebileceği de dikkate alınmalıdır.
Şu halde davalı vekilinin alacaklı-borçlu sıfatının birleşmesi nedeni ile davanın reddine ilişkin talepleri yerinde görülmediğinden itibar edilmemiştir.
Davacıların maluliyet tespiti hususunda Ondokuz Mayıs Üniversitesi Adlı Tıp Anabilim Dalından alınan 14/07/2021 tarihli raporda davacı ...'ın sürekli maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, 04/02/2022 tarihli raporda ise davacı ...'ın %37 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği görülmüştür.
Davalı vekilince raporlara karşı itiraz edilmiş ise de, alınan raporların denetime elverişli, tüm dosya kapsamına ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu anlaşılmış, yargılama öncesi Gazi Devlet Hastanesi'nden alınan raporda yönetmelik belirtilmediği de nazara alınarak raporlar arasında çelişki bulunmadığı ve mahkememizce alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmiş, rapora itirazların reddine karar verilmiştir.
Tazminat miktarının tespiti hususunda dosya aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, alınan 25/04/2022 tarihli raporda; davacı ...'ın sürekli ve geçici iş göremezlik zararı toplamının 924.889,05 TL, davacı ...'ın ise geçici iş göremezlik zararının 10.418,30 TL olduğu, sorumluluk limiti çerçevesinde yapılan garame hesabında davacı ...'ın 355.990,00 TL, davacı ...'ın 4.010,00 TL talep edebileceği bildirilmiştir.
Davacı vekilince sunulan 27/04/2022 tarihli bedel artırım dilekçesinde davacı ... yönünden talep miktarının 355.990,00 TL'ye yükseltildiği belirtilmiş, yukarıda izah olunan nedenler, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekilince her ne kadar bedel artırım dilekçesinde rapor çerçevesinde artırım yapılarak davacı ... için de talep artırılmış ise de, aktüer raporunda da tespit edildiği üzere davacı ... kaza tarihinde 5 yaşında olup, sürekli maluliyete uğramamıştır.
Küçüğün geçici iş göremezlik süresince gelir getiren bir işte çalışması olamayacağı, efor tazminatı verilmesini gerektiren kalıcı bir maluliyeti de bulunmadığından, tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığı göz önüne alındığında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığı anlaşılmış, davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir (Bkz.
Yargıtay 4. HD'nin 08/11/2021 tarih, 2021/4650 Esas, 2021/8344 Karar; Yargıtay 4. HD'nin 13/09/2021 tarih, 2021/9628 Esas, 2021/4450 Karar; Yargıtay 4. HD'nin 07/10/2021 tarih, 2021/18645 Esas, 2021/6375 Karar sayılı ilamları).
6325 sayılı kanunun 18/A-11 maddesi gereği dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı olduğundan davacılar tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmış davalı vekili aracılığı ile arabuluculuk görüşmelerine katıldığı anlaşılmış olmakla tespit edilen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri olarak kabul/ret oranına göre taraflardan tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/374, K. 2022/750, 30 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama