KÜNYE
T.C. Samsun
- Mercii
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2022
- T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2020/858 Esas - 2022/966
- Esas no
- 2020/858
- Karar no
- 2022/966
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/10/2020
- Kararın yaz. tarih
- 10/10/2022
Karar Metni
1.490 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... hakkında Samsun 5. İcra Müdürlüğünün 2014/3331 Esas sayılı dosya kapsamında icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin dayanağının 10 adet senet olduğunu ve alacaklısının dava dışı ..., borçlusunun ... olduğunu, takip dayanağı senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını,
dava dışı şirket yetkilisi ...isimli şahsın müvekkiline ait TC kimlik numarasını kullanarak temsilcisi bulunduğu ... kaşesinin üzerine de müvekkilinin imzasını atmak suretiyle 10 adet senedi davacı olan müvekkilini borçlu gösterecek şekilde doldurarak Yapı ve Kredi Bankası'nın 29/06/2011-28/11/2012 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden söz konusu şirket tarafından kullanılan kredilere mahsup edilmek üzere 07/09/2012 tarihinde temlik cirosuyla bankalara tevdi edildiğini belirterek,
davalının kötü niyetli olarak takibe ve haciz işlemlerine devam ettiğinin kabulü gerektiğinden davalının davanın kabulü ile %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; imzaya itirazın haksız olup, dava konusu bonolar üzerindeki imzanın takip borçlusuna ait olduğunun biilrkişi incelemesiyle ortaya çıkabileceğini, imza incelemesinin yeterli teknik donanıma sahip ATK tarafından yapılması gerektiğini, davaya konu bonolar üzerindeki imzanın borçlu eli ürünü olmasa dahi aynı imzayı havi sair kıymetli evrakın davacı tarafından ödenmiş olması durumunda yargıtay kararları gereği imzaya itirazın reddi gerektiğini, müvekkili bankanın iyiniyetli hareket ettiğini,
dava tarihinden 1 yıl öncesine kadarki maaş kesintileri yönünden İİK 72 maddesinde yer alan 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, imzanın borçluya ait olduğunun tespiti halinde borçlu aleyhine takip konusu alacağın%20'den az olmamak şartıyla kötü niyet tazminatına reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/374 esas 2020/367 Karar sayılı 13/10/2020 tarihli gerekçeli kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya Mahkememize gönderilmiş, Mahkememizin iş bu esas sırasına kayıt edilmiştir.
Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/553 Esas 2019/970 Karar sayılı uyap sistemi üzerinden celb edilmiştir.
Davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunulmuştur.
İstanbul Noterler Birliğine, Sultanbeyli 2. Noterliğine, Sultanbeyli 1. Noterliğine, Samsun 7. Noterliğine, Samsun 5. Noterliğine, Samsun 4. Noterliğine, Samsun 3. Noterliğine, Samsun 2. Noterliğine, Samsun 1. Noterliğine, Denizbank A.Ş Üsküdar Şubesine, QNB Finansbank Genel Müdürlüğüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Yapı ve Kredi Bankasına yazılan yazılara cevap verilmiştir.
İstanbul ATK'dan 23/08/2022 tarihli rapor aldırılmıştır.
Samsun 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3331 esas sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 72.maddesi kapsamında kambiyo senedine dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır.
Tüm dosya kapsamından; davalı banka tarafından davacı aleyhine Samsun İcra Dairesi'nin 2016/161097 Esas (Kapatılan Samsun 5. İcra Dairesi'nin 2014/3331 Esas) sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, davacının 10 adet bonodaki imzanın kendisine ait olmaması iddiasına dayalı eldeki menfi tespit ve istirdat davasını ikame ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilince 28/01/2021 tarihli ıslah dilekçesi sunulmuş olup, incelenmesinde esasen davadaki taleplerin ve maddi vakaların değiştirilmediği, takip sebebi ile yapılan ödemelerin istirdatı bakımından hukuki sebebin değiştirildiği görülmüş, hukuki nitelendirmenin hakimin takdirinde olması nedeni ile nitelendirme mahkememizce yapılmıştır.
Taraflar arasında iddia ve savunmalar karşısında öncelikle takibe konu senetlerdeki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı hususu araştırılmalıdır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğu iddiasında bulunan davalıdadır. Kambiyo evrakına dayalı menfi tespitlerde ispat yükü davacı borçluda ise de imza inkarına dayalı menfi tespit davalarında senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü yine senet alacaklısı davalıya aittir.
Davacı vekilince ceza dosyasındaki raporun kesin nitelikte olduğundan bahisle yeniden rapor aldırılmaması talep edilmiş ise de, ceza yargılamasında alınan 15/02/2018 tarihli raporda yalnızca güncel tarihli istiktab tutanakları ile imza incelemesi yapıldığı, samimi imza örneklerinin toplanmadığı ve raporda değerlendirmeye alınmadığı anlaşılmakla, hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmış, davacının senetlerin düzenlenme tarihinden önceki samimi imza örnekleri toplanmak suretiyle dosya ATK'ya gönderilmiştir.
Alınan 23/08/2022 tarihli raporda, inceleme konusu 10 adet senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği kanaati bildirilmiştir. Davalı vekilince her he kadar rapora itiraz edilmiş ise de, ATK raporunun kesin kanaat bildirdiği, raporun ceza yargılamasında alınan rapor ile de örtüştüğü görülmüş, davalının itirazlarına itibar edilmemiştir.
Kambiyo senetlerindeki "imzanın sahteliği iddiası" senedin hükümsüzlüğüne yönelik def'i niteliğinde olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde sahtekarlık (tahrifat) iddiası mutlak def'idir (Bkz, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.05.2010 tarih ve 12-74/243 sayılı kararı ile 06.07.2011 tarih ve 19-413/476 sayılı kararı).
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı/borçlu, takibe dayanak senetlerdeki keşideci imzasının kendisine ait olmadığını, dolayısıyla senetlerin sahte olduğunu iddia ettiğine göre, sahtelik iddiasının mutlak def'i olup herkese karşı ileri sürülebileceği açıktır. İmzanın davacıya ait olduğu, alınan ATK raporu ile ispat edilemediğinden, davacının takibe konu takibe konu 10 adet senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, borçlu, icra takibinden sonra icra tehdidi ile icra dairesine yatırdığı para hakkında geri alma davası açabilecektir. 2004 sayılı İİK'nun 72/7. maddesine göre; takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, genel hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Bu süre, hak düşürücü niteliğindedir ve mahkemece re'sen gözetilir. Ancak bir yıllık dava açma süresi, borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Somut olayda icra dosyasının incelenmesinde; takip çıkış miktarının 56.944,78 TL olduğu, davacı tarafça 09/01/2020 tarihinde 520,98 TL, 19/12/2019 tarihinde 2.229,02 TL, 10/12/2019 tarihinde 619,97 TL, 08/11/2019 tarihinde 625,00 TL, 07/10/2019 tarihinde 625,00 TL, 28/05/2018 tarihinde 565,00 TL, 09/10/2017 tarihinde 1.499,49 TL, 05/09/2017 tarihinde 351,46 TL, 07/08/2017 tarihinde 351,46 TL, 14/07/2017 tarihinde 351,46 TL, 13/07/2017 tarihinde 351,46 TL, 15/05/2017 tarihinde 351,46 TL, 22/09/2016 tarihinde 455,00 TL olmak üzere toplam 8.896,76 TL ödeme yapıldığı anlaşılmış,
dosya borcunun tamamının ödenmemiş olması karşısında 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı değerlendirilmiş, ödenen miktarların ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2004 sayılı İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması durumunda, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. İşbu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca alacaklının kötüniyetli olması da gerekmektedir.
Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de, davacı borçludadır.
Somut olayda, alacağının tahsili için başlatılan icra takibi, kambiyo senedine dayalı olup, davalının icra takibinde haksız olduğu yargılama sonunda belirlenmiş ise de, davalının ciro yolu ile aldığı senetlerdeki lehtar imzasının davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda bulunmadığı değerlendirilmiş, davacının kötüniyet tazminatı talebi reddedilmiştir. (Bkz: Yargıtay 23. HD.nin 19.11.2015 tarih ve 10397/7441 sayılı kararı).
6325 sayılı kanunun 18/A-11 maddesi gereği eldeki istirdat talebi bakımından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı olduğundan davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmış davalının vekili aracılığı ile arabuluculuk görüşmelerine katıldığı anlaşılmış olmakla tespit edilen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur (Samsun BAM 3. HD'nin 12/04/2022 tarih, 2022/266 Esas, 2022/653 Karar sayılı ilamı).
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/858, K. 2022/966, 29 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama