KÜNYE
- Mercii
- Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/727
- Karar No
- 2023/328
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2023
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 21/12/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 12/07/2023
Karar Metni
1.223 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mahallesi ... Mevkii ...
Caddesi No:2 Çaykara/ Trabzon adresinde bulunan işyerini davalı sigorta şirketine sigortalattığını, müvekkili işyerinin 27.01.2018 tarihinde çıkan yangın sebebiyle hasar gördüğünü, sigorta şirketine yapılan başvuru sonucu ... numaralı hasar dosyası açıldığını ve ekspertiz raporu düzenlendiğini, hasar bedeli KDV'siz (KDV düşüldükten sonra) olarak eksik bir şekilde ödendiğini, müvekkilinin ekspertiz raporunda belirlenen ve KDV'li olarak ödenmesi gereken hasar bedelinin KDV tutanı olan 47.480,76 TL'yi tahsil edemediğini, bu miktarın hasar ödemesinden düşülmesinin yani KDV'siz ödenmesinin, yapılan sigorta sözleşmesi açısından,
herhangi bir haklı ve hukuki izahı olmadığını, müvekkilinin KDV'siz ödenen tutar ile hasarı giderirken aldığı malzeme, işçilik ve diğer masraflara KDV ödediğini, ödenen KDV miktarının zarar kapsamında olduğunu, bu miktarın sigorta tarafından ödenen miktardan kesilmesinin taraflar arasında yapılan sigorta sözleşmesine ve hukuka aykırı olduğunu belirterek eksik ödenen 47.480,76 TL'nin 01.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazlarında davaya konu KDV alacağı talebinin, Türk Ticaret Kanunu ve Yangın Sigortası Genel Şartları kapsamında zamanaşımı süresi dolduğunu, ödemenin ardından davacı ile müvekkil şirketi ibra ettiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin beyanlarında ise;
taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinin KDV ödenmesine ilişkin ilgili maddesi ''Sigorta bedelleri KDV dahil bildirilmiş ise hasarlar KDV dahil ödenecektir....'' ifadelerini içerdiğini, poliçe hükmünden anlaşıldığı üzere müvekkili şirketin gerçekleşen rizikolara ilişkin olarak yapacağı ödemelerin hasara uğrayan değerlere ilişkin KDV tutarlarını da içermesi için poliçede yer alan sigorta bedeli tutarlarının KDV tutarlarını da ihtiva etmesi gerektiğini, sigorta bedeli kavramı tarafların poliçede kararlaştırdıkları sigorta teminat tutarı olduğunu, taraflar arasında akdedilen poliçede sigorta bedeli kavramı,
poliçede yazan sorumluluk tutarı olarak tanımlandığını, poliçe kapsamında sigorta bedelleri tutarlarının hasara uğrayan değerlere ilişkin KDV tutarlarını ihtiva ettiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, müvekkili şirketin rizikoya uğrayan mallara ilişkin olarak yapacağı ödemelerde KDV tutarlarına yer vermesi yükümlülüğü bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Davalı sigorta şirketinden davacıya ait ... Mah. ... Mevkii ... Caddesi No:2 Çaykara/Trabzon adresinde bulunan işyerine ait Sigorta Poliçesi ile açılmış bulunan ... hasar dosyası celp edilmiştir. Davalının zamanaşımı itirazı, davanın süresi içerisinde açılmış olması nedeniyle 01/06/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında reddolunmuştur. Mahkememiz dosyası bilirkişi kurulu İnşaat Mühendisi ..., Elektronik Mühendisi ... ve ...'a tevdii edilerek aldırılan bilirkişi raporunda özetle; "...
mevcut uyuşmazlık bakımından eksper raporunu sunulduğu tarih olan 21.02.2018 tarihinin araştırmaların tamamlandığı tarih ve dolayısıyla muacceliyet tarihi olarak kabul etmek mümkündür. Dava konusu uyuşmazlık bakımından 26.02.2018 tarihinde ödeme yapıldığı sabit olduğundan bu tarihte zamanaşımı kesilmiş sayılır. Bu itibarla sürenin hesabının sıfırlanarak yeniden başlaması gerekir.
Bunun dışında, davacı sigortalı arabulucuya başvurmuş, süreç 30.01.2019 başlamış ve 27.02.2019 tarihinde (sona erme tutanağı ile) sona ermiştir. Bu itibarla, sigorta tazminatı ödemesi yapılmasıyla kesilen ve arabuluculukta duran 28 günlük sürenin de hesaba katıldığında, zamanaşımı süresinin 25.03.2020 tarihinde dolduğu sonucuna varmaktayız. Zamanaşımı defi niteliğinde olduğundan tarafların ileri sürmesi gerekir.
Dosya kapsamında davalının zamanaşımı defini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Zamanaşımı yönünden aksi kanaatte olunması durumunda KDV bakımından değerlendirmelerimiz şu şekildedir: Gerçek zarar hesaplarken, KDV dâhil hesaplama yapılması gerekir.
Zaten uyuşmazlık konusu olan eksik ödeme iddiaları bakımından da ihtilaf konusu yapılan tamir masraflarının, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan ve KDV ödemesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten düzenleme kapsamında olduğu görülmektedir: “Sigortalı değerin kısmi hasar aldığı durumlarda.
Zarar görmüş kısmın tamiratı için, 3.şahıslara ödenmiş KDV göz önünde bulundurulur.” Aynı şekilde, zayi elan makine ve ekipman bakımından da tarafların arasındaki şu kloz devreye girecektir: “Sigortalı değerin tam ziya olması durumunda.
Hasara konu değerlerin işletme tarafından satın alındığı ve işletme kayıtlarına geçtiği tarihte tahakkuk etmiş ve ödenmiş KDV tutarının sigorta konusu hasarın KDV kanununun 30/e maddesi kapsamında olması ve KDV indirimine konu edilemediğinden belgeler ile doğrulanması halinde ...
Sigorta Şirketi adına tanzim edilmesi ile KDV ödenecektir.” Zamanaşımı yönünden aksi kanaatte olması durumunda: sigortalıya 311.263,35 TL ödemesi gerekli iken 263.782,59 TL ödeme yaptığından dolayı 47.480,76 TL daha ödeme yapılması gerektiği sonucuna varmaktayız. Dosyadaki belge ve bilgilerin incelenmesinden davalı sigorta şirketine 29.01.2018 tarihinde başvuru yapılmış olduğu ve eksper raporunun 21.,02.2018 tarihinde sunulduğu dosya münderecatından anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, taleple bağlılık ilkesi gereği, faizin sigorta tazminatının ödendiği tarih olan 26.02.2018 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği..." sonuç ve kanaatini içerir raporunu sunmuştur.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ olunmuştur.
Taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, ayrıca ibranamenin sonuç doğurup doğurmayacağı yönünde ek rapor aldırılması yönünde dosya bilirkişi kuruluna tevdii edilerek aldırılan raporda; "...kök raporda belirtilenin aksine, ibranamenin iptali istenmeksizin KDV alacağının ayrıca talep edilemeyeceği, ibranamenin iptal edilmediği müddetçe KDV yönünden de bağlayıcı sonuç doğuracağı neticesine vardıklarını, diğer taraftan ödenen sigorta tazminatı ile ödenmesi gereken sigorta tazminatı arasında aşırı orantısızlık olup olmadığının nihai tespitinin eksik ödendiğini tespit ettiğimiz KDV oranlarının alanında uzman mali müşavir tarafından nihai tespiti ile ancak bir sonuca varılabileceği sonucuna vardıkları..." sonuç ve kanaatini içerir raporlarını sunmuşlardır.
Dava, yangın sigortasından kaynaklanan KDV'nin tahsili talebine ilişkindir.
Davacının iş yerinin davalı sigorta tarafından sigortalandığı, davacının iş yerinde çıkan yangın nedeniyle tarafına ödenen hasar bedelinin KDV'siz olarak ödendiği iddiası ile iş bu davayı açmış ise de.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7864 E, 2022/1108 K 14.02.2022 tarihli kararında "Sigorta tazminatı para olarak ve Türk Lirası cinsinden ödenir.Ancak sözleşme ile sigorta tazminatının yabancı para cinsinden veya yabancı paranın ödemenin yapıldığı tarihteki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı ödeneceği kararlaştırılmış ise ödeme buna uygun olarak yapılır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17.11.1997 tarih ve 1997/6101 E.-1997/8187 K. sayılı ilamı, 26.03.2002 tarih 2001/1203 E.-2002/2777 K. sayılı ilamı).
Ayrıca sigortacının ibrası ister taraflar arasında akdedilmiş bir sulh sözleşmesi ile ister bağımsız bir ibra sözleşmesi ile kararlaştırılmış olsun, sözleşmede aksine hüküm yoksa sigorta tazminat borcu ile birlikte gecikme faizi ve munzam zarar gibi borçlar da ibra ile sona erer.
Sigorta tazminat borcuna ilişkin sulh-ibra sözleşmesi yapılırken iradesi sakatlanan (hata, hile, ikrah) sigorta ettiren, sigortalı bu sözleşmeyi iptal hakkına sahiptir.Ancak sigortalı hata,hile,ikrah ile iradesinin sakatlandığını ispat etmek zorundadır.
Aksi halde sigortalı “tazminat makbuzu-ibraname” “mutabakatname-ibraname”, “ibraname” başlıklı belge ile tespit edilen sulh ve ibra sözleşmesi ile bağlıdır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 19.11.1996 tarih 1996/781 E.-1996/8117 K. sayılı ilamı).
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, yukarıda yazılı kurallar doğrultusunda dosya içinde bulunan ibraname ve sigorta poliçesi ve oluşan kazanılmış haklar gözönüne alınarak değerlendirilerek davacının KDV’yi ve fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı doğan bakiye alacağı isteyip isteyemeyeceği değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." belirtildiği üzere taraflar arasında yapılan ibra sözleşmesinin davacı tarafından iptaline dair dava açılmadığı, bu nedenle ibra sözleşmesinin KDV alacağını da kapsayacağı değerlendirilmekle açılan davanın reddine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/727, K. 2023/328, 21 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama