KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2292 - 2024/1921
- Dosya no
- 2022/2292
- Karar no
- 2024/1921
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- .... Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacılar
- 1- ... -
Karar Metni
2.199 kelime·11 dk okuma·13 bölüm
2- ... - VEKİLİ : Av.
DAVALI
... Sigorta Anonim Şirketi VEKİLİ : Av.
DAVA
Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ : 12.09.2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12.09.2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/04/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle. 23.06.2014 günü sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek tek taraflı gerçekleşen trafik kazası sonucu sürücü ...'nın vefat ettiğini, vefat nedeniyle müvekkillerinin destekten yoksun kalan 3. kişi sıfatını taşıdıklarından tazminat talebinde bulunduklarını, olaya ilişkin müteveffanın eşi ve çocukları yönünden ....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nde bir dava görüldüğünü, ... plakalı aracın ZMMS poliçesinin davalı ... Sigorta tarafından düzenlendiğini, sigorta şirketine dava öncesinde müracaatta bulunduklarını ancak müvekkiline ödeme yapılmadığını, işbu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar sakla kalmak kaydı ile 20,00 TL (herbir müvekkili için 10,00 TL'şer) destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 08.03.2022 dilekçesi ile dava değerini ... yönünden 24.380,00 TL'ye, müvekkil ... yönünden 32.401,00 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamında olmamak üzere eş ve çocuklardan oluşan hak sahiplerine müvekkili tarafından 235.840,00 TL tazminat ödendiğini, kalan poliçe limitinin gözetilmesi gerektiğini, kusur konusunda bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, desteklik şartlarının oluşması gerektiğini, mürterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak davacı ... yönünden 24.380,00 TL'nin, davacı ... yönünden 32.401,00 TL'nin 13/03/2021 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; hiçbir şekilde müvekkili şirketin sorumluluğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin tenzili ile sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı tutulduğundan kalan poliçe limiti 32.160,00 TL olmasına rağmen yerel mahkemece verilen kararla poliçe limitinin aşılmış olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hesap raporunda kullanılan hesaplama metodunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve hatalı olduğunu,-müteveffanın kazanın meydana gelmesine salt kendi kusuruyla neden olduğunu,
hukukumuzdaki "kimse kendi kusurundan yararlanamaz" ilkesi gereği davacıların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacak olduklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmiş olmasının haksız ve dayanaksız olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dosyadaki bilirkişi raporundan da görüleceği üzere müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğunu, hatır taşıması olup olmadığı incelenmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/1-3. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin gerçekleşen zarardan sorumlu olmadıkları, desteğin kusurundan ve mütefarik kusurundan davacıların sorumlu olduğuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, 23/06/2014 tarihinde meydana gelen kaza sonrası davacıların murisinin vefat ettiği, bu tek taraflı trafik kaza sonrası davacıların murisin desteğinden yoksun kalması nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı davası olduğu, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tatihinde ... adına davalı ... Sigorta şirketine ait ... nolu Zorumlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile kaza tarihini kapsayan 11.02.2014-2015 dönemi için sigortalı olduğu anlaşılmıştır.
Trafik sigortası (Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası) motorlu bir aracın, karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahillinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortasıdır. Trafik sigortacısının sorumluluğunun sınırı ise KTK’nun 92. maddesinde belirlenmiş olup, kaza tarihi itibariyle meydana gelen olayın poliçe teminatı kapsamında kaldığı ve dolayısıyla davalı sigorta şirketinin sigortalısının sebep olduğu zarardan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 14.01.2022 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “...TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yöntemi...” tespitlerile davacıların destekten yoksun kalma zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.
Öte yandan, davalı şirket ile ..., ..., ... ve ... arasında müteveffa ...'nın ölümü neticesinde destekten yoksun kaldıkları gerekçesiyle sulh protokolü tanzim edilmiş ve poliçe teminat limitleri mucibince 235.840,00 TL tutarında müteveffanın eşi ve çocuklarına ödeme yapılmıştır. Poliçe limitinden bakiye 32.160,00 TL kaldığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı 96. maddesi, 2918 sayılı KTK'nun 96. maddesinde "Zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur.
Somut olayda davalı şirket nezdinde tanzim edilmiş poliçe limiti 268.000,00 TL olduğu, ve 235.840,00 TL tutarında müteveffanın eşi ve çocuklarına ödeme yapılmış, poliçe limitinden bakiye 32.160,00 TL kalmıştır.
Başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin müteveffanın eşi ve çocuklarına düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan davalı sigorta şirketinin, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/277 Esas sayılı dosyasından alınan hesap bilirkişi raporunda belirtilen miktarlar üzerinden iyi niyetle ödeme yaptığı, bu çerçevede diğer zarar görenlere karşı da, ödemiş olduğu fazla kısım yönünden borcundan kurtulmuş sayılacaktır.
Buna göre hükme esas alınan 04.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı ...'nın toplam talep edebileceği tazminat miktarının 24.380,00 TL davacı ... 'nın talep edebileceği tazminat miktarının ise 32.401,00 TL, böylece toplam talep edilebilecek tazminat miktarının 56.781,00 TL olduğu, bu tazminatın bakiye tazminat limitiyle oranlandığında davacı ...'nın talep edebileceği tazminat miktarının 18.351,50 TL, diğer davacı ...'nın talep edebileceği tazminat miktarının ise 13.808,50 TL olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haklı bulunmuştur.
Öte yandan davalı vekilinin poliçe limitinin dolduğunu, ıslah dilekçesinden sonra beyanda bildirmiş olması dikkate alındığında, reddedilen kısım yönünden davalı lehine takdiren vekalet ücretine hükmedilmemesi kanaatine ile aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Davalı vekilinin hatır taşıması indirimine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, 23/06/2014 tarihinde meydana gelen kaza sonrası davacıların murisinin vefat ettiği, bu tek taraflı trafik kazasında, desteğin aracın sürücü olduğu dikkate alındığında, hatır taşıması indirimi yapılması mümkün olmadığından, davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin temerrüt yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Bu nedenle 13.03.2021 tarihten itibaren faize hükmolunması yerinde görülmüştür.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MUHALEFET ŞERHİ
Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 14.01.2022 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “...TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yöntemi...” tespitlerile davacıların destekten yoksun kalma zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.
Öte yandan, davalı şirket ile ..., ..., ... ve ... arasında müteveffa ...'nın ölümü neticesinde destekten yoksun kaldıkları gerekçesiyle sulh protokolü tanzim edilmiş ve poliçe teminat limitleri mucibince 235.840,00 TL tutarında müteveffanın eşi ve çocuklarına ödeme yapılmıştır.
Bu doğrultusunda davalı şirket nezdinde tanzim edilmiş poliçe limiti 268.000,00 TL olduğu, keza yine hükme esas alınan 04.01.2022 tarihi hesap bilirkişi raporunda, davacı hak sahipleri ile dava dışı hak sahiplerinin alabilecekleri toplam tazminat miktarı poliçe limiti üzerinden GARAME hesabı gerçekleştirilmiştir. Buna göre davacı hak sahipleri ile dava dışı hak sahiplerinin alabilecekleri toplam tazminat miktarı 1.125.434,00 TL olduğu, poliçe limiti 268.000,00 TL olduğu, uygulanacak gareme hesabı oranı 1/4199380 olduğu anlaşılmıştır. Neticeden davacı ... Tazminatı 102.378,00 TL / 4.199380 — 24,380,00 TL olduğu, diğer davacı ... Tazminat miktarı ise 136.065,00'TL / 4.199380 — 32.401,00 TL olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar 2918 sayılı 96. maddesi, 2918 sayılı KTK'nun 96. maddesinde "Zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur.
Başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır. " hükme bağlanmış ise de davalı sigorta şirketi tarafından, garame hesabı yapılarak dava dışı zarar görenin eş ve çocuklarına ödeme yaptığı esnada davacılarında hak sahibi olduğunu bilmesi ve öğrenmesine rağmen bu hususu göz ardı ederek, davacıların payına düşen kısmı ayırmaksızın, ödeme yapmış olması davacılara karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağından sayın çoğunluğun yukarıdaki görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum.
Muhalif Üye
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2292, K. 2024/1921, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama