KÜNYE
T.C. Adana Bam 3. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/2731
- Karar no
- 2024/2377
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/04/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... - ...
- Vekilleri
- Av. ...
- Davalılar
- 1- ... - ... ...
Karar Metni
1.772 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
2- ... - ... ... 3- ... - ... ... 4- ... - ... ... 5- ... - ... ... 6- ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... -
DAVA
Haksız İhtiyati Tedbire Dayalı Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ :16/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024
....Asliye Ticaret Mahkemesinin Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verdiği 22.04.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...
Esas sayılı dosyaya kayden müvekkilinin de dahil olduğu kişiler hakkında açılan davada müvekkilinin maliki olduğu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulduğu, müvekkilinin maliki olduğu taşınmazın tapu kaydının iptali ve kendi adlarına tescilini talep ettiklerini, yargılama devam ederken ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğu tüm belgeleriyle desteklenerek somut bir şekilde dile getirilmiş olmasına rağmen, uzunca bir süre dava kapsamında talep edilen ihtiyati tedbirden vazgeçilmediğini, ancak davalılarından ve bahsi geçen davanın da davacılarından ... tarafından tüm devir işlemlerinin gerçekleştiği,
tapuda devri bizatihi kendisinin yaptığı, taşınmazın bedelini de yine vekaletnamesindeki ahzu kabz yetkisine istinaden kendisinin tahsil ettiği resmî belgelerle ispatlandığını, yargılama devam ederken müvekkili hakkındaki davadan feragat edilmiş ve akabinde de taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbir kararın Mahkemece kaldırıldığını, müvekkili ... tarafından, davalı ...’a ait . ... Bankası A.Ş. ... / ...
Şubesine ait ... nolu banka hesabına, 19.01.2015 tarihinde ayrı ayrı 286.000,00 TL ve 151.000,00 TL olacak şekilde taşınmaz bedelinin kalan kısmı havale edildiğini, ...'un ise sanki tapuda devir işlemlerini bir önceki malik olan şirkete vekaleten kendisi yapmamış, kendisine ait banka hesabına taşınmaz bedeli havale edilmemiş ve hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi gelinen aşamada yasal merciileri haksız yere işgal etmek pahasına hak elde etmeye çabalayarak dava açtığını, bu nedenlerle haksız ihtiyati tedbir nedeniyle müvekkilinin davacı taşınmazını satamadığı için büyük kredi yükü altına girdiğini,
ihtiyati tedbir konulan evinin kredisini kapatamadığını, bu nedenlerle .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasına yatırılan teminatın yatıranlara iade edilmemesini, bu hususta ilgili dosyaya müzekkere yazılmasını, belirsiz alacak davası değeri olarak şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın 11.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, ...'un geçmişten bu yana çok yakın aile dostu olduklarını, davacının dava dilekçesindeki iddia ve taleplerinin tamamının mesnetsiz olduğunu, istenen maddi tazminat miktarı oldukça fahiş olduğunu belirterek, haksız, yersiz ve gerçeğe aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 17.550,00-TL tazminatın 11/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; hüküm altına alınan tazminatın sadece davacının zararının bir kısmını teşkil ettiğini, diğer zarar kalemlerini taleplerine rağmen bilirkişi raporunun incelenmediğini ve yerel mahkemece hüküm altına alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalılar vekili; yerel mahkemece davaya cevap dilekçesi ve aşamalarda belirtilen zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmaksızın ve bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm verildiğini, yerel mahkemece dosya kapsamına uygun düşmeyen, bilimsel verilere dayalı olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak hüküm kurulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle açılan tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 399. maddesi, "(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. (2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmünü içermektedir.
Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere; üçüncü fıkrada ihtiyati tedbir alınmasından kaynaklanan tazminat davasının özellikleri dikkate alınarak, zamanaşımı süresinin açıkça ve diğer haksız fiillerden farklı olarak düzenlenmesi uygun bulunmuş olup tazminat davası açma hakkı bir yıllık süreye tabi kılınmış ve bu süre hükmün kesinleşmesinden veya hüküm yoksa ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren başlayacaktır.
Burada anlatılmak istenilen, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı alınmış ve daha sonra süresinde asıl dava açılmış veya asıl dava açıldıktan sonra ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise; tedbir ister davanın reddine yönelik hükümle kalksın, ister yargılama devam ederken istek üzerine ara karar ile kaldırılsın zamanaşımı süresinin başlaması, esas hakkında hüküm verilmesi ve bu hükmün kesinleşmesine bağlıdır. Asıl davanın reddine ilişkin hüküm kesinleşmeden ihtiyati tedbirin haksızlığı ortaya çıkmayacağına göre, tazminat davası açma hakkı da doğmayacağından, doğmamış bir hak için zamanaşımı süresinin başlaması mümkün değildir.
Öte yandan, 6100 Sayılı HMK'nın 399. Maddesinin 3. fıkrasında "... hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.." hükmünden çıkarılan ikinci anlam dava açılmadan münhasıran istenilen ihtiyati tedbir kararı, 6100 sayılı HMK'nın 397/1 maddesi uyarınca kendiliğinden kalkmış veya itiraz üzerine kaldırılmış ise bu halde zamanaşımı süresi esas hakkında verilecek bir hüküm bulunmadığından ve tedbirin kalktığı tarihten itibaren başlayacaktır (Aynı yönde İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 4. Hukuk Dairesinin 2018/1533 Esas, 2018/1198 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, ihtiyati tedbirin verildiği .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E, ... K sayılı kararın 10/07/2020 tarihinde verildiği, iş bu davanın 23/06/2020 tarihinde zaman aşımı süresi dolmadan açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminat davası açılabilmesinin şartları; icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmesi ve haksız ihtiyati tedbirle ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmasıdır. Maddi tazminat isteklerinde, manevi tazminat isteklerinden farklı olarak haksız ihtiyati tedbirden dolayı ihtiyati tedbir koyduran tarafın kusursuz sorumluluğu kabul edilmiştir. Yani icra edilmiş olan ihtiyati tedbirin haksız olması ve bir zarara neden olmuş olması sorumluluk için yeterlidir.
Diğer yandan, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle tazmini gereken zarar gerçek zarardır. Gerçek zarar, zarar verici eylem olmasaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idi ise o durumun yeniden tesisi için gerekli olan miktar kadardır. Zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı da oluşabilecek zararlar gerçek zarar kapsamında değerlendirilemez ve bu sebeple tazminleri istenemez. Çünkü anılan zararlar ile zararlandırıcı eylem arasında kanunun aradığı anlamda bir illiyet bağı mevcut değildir (Yargıtay HGK 2017/4-1441 E, 2021/1501 K).
Davaya sebep tapu iptali ve tescil davasında verilen kararda davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, dosya kapsamından tedbirin haksız olduğu açıktır.
Mahkemece, somut olayda; haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı tazminat talebine ilişkin olarak açılan davada davalıların sorumluluklarının kusursuz sorumluluğa dayandığı, toplanan deliller ve mahkemece alınan bilirkişi raporu kapsamında ise; mahkemenin ...
Esas sayılı dava dosyasında davalılar tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasında davacıya ait ... ili, ... ilçesi, ... mevkiinde kain tapunun ... ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan D blok 2'nolu bağımsız bölüm taşınmaz tapu kaydı üzerine mahkemenin 04/01/2018 günlü ara kararı ile ihtiyati tedbir konulmasına karar verilerek mahkemenin 22/03/2019 günlü celse 10 no'lu ara kararı ile kaldırıldığı, mahkemenin ...
Esas sayılı dava dosyasında davacıya ait dava konusu bağımsız bölüm taşınmazın tapu kaydına davalıların talebi üzerine mahkemece konularak uygulanan ihtiyati tedbirin açılan davanın davalıların davadan feragatleri nedeniyle reddedilmesi suretiyle haksız hale geldiği sonucuna varıldığı, ihtiyati tedbir konulan ... ili, ... İlçesi, ... ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2 nolu bağımsız bölümün ... ...
Petrol Ltd.Şti Tarafından 19.01.2015 tarihinde davacı ...'a devir edildiği, bu taşınmaz üzerinde ... Bankası lehine 205.127,00-TL tutarında ipotek tesis edildiği, ilk derece mahkemesinde açılan bu davadan önce 12/06/2020 tarihinde dava dışı ... Bilişim Teknolojileri şirketine satış yapıldığı, davacının satın aldığını belirttiği ... ili, ...
İlçesi, ... ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1 nolu bağımsız bölümün ise maliki ... tarafından davacı ...'a 01.08.2017 tarihinde devir edildiği ve bu taşınmaz üzerinde ... Bankası lehine 355.355,00-TL tutarında ipotek tesis edildiği, celp edilen tapu kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının ... ili, ... İlçesi, ... ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2 nolu bağımsız bölüm üzerinde tedbir olması nedeniyle satamadığı, 27.07.2017 tarihinde ...
Bilişim Çözümleri Ticaret A.Ş tarafından davacı ... ...'a 585.000,00-TL tutarında İş Avansı adı altında havale yollandığı, yeterli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ise "davacı tarafından çekilen 585.000,00-TL'nin davacıya meydana getirdiği zararın 17.550,00-TL" olduğunun belirtildiği, davacının ihtiyati tedbire konu taşınmazına ihtiyati tedbir konulmadan önce 01.08.2017 tarihinde diğer taşınmazı olan ... ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1 nolu bağımsız bölüm villayı satın aldığı ve aynı tarihte taşınmazı üzerine ...
Bankası lehine 355.355,00-TL tutarında ipotek tesis edildiği, davacıya yetkilisi olduğu ... Bilişim Çözümleri Ticaret A.Ş. tarafından iş avansı olarak 27.07.2017 tarihinde 585.000,00-TL havale yollandığı, davacının yetkilisi olduğu şirketten aldığı avans nedeniyle faiz ve vergi yükü oluştuğundan davacının zararının bilirkişi raporunda hesaplanan 17.550,00 TL olduğu,
davacının taşınmazına tedbirin uygulanmış olması ve tedbirin haksız olması nedeniyle davacının doğan bu zararının illiyet bağının bulunması nedeniyle davalılardan haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiği davacının haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı zararını ispatla yükümlü olup, fazlaya ilişkin zararın ise ispat edilemediğinden reddi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile 17.550,00-TL tazminatın 11/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilince faiz faturasının da zarar eklenmesi gerektiğini belirtmiş ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kesilen bu faturanın dava konusu zararla ilgisi olmadığından Mahkemece yapılan tespitler dosya kapsamına, usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle taraf vekillerinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmekle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2731, K. 2024/2377, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama