KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2024
- T.c. adana bam 3. hukuk dairesi esas-karar no
- 2022/963 - 2024/383
- Dosya no
- 2022/963
- Karar no
- 2024/383
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/10/2021
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacılar
- 1-... ...
Karar Metni
1.532 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
2-... ... ... 3-... ... 4-... ... VEKİLİ : Av...
DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av...
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 13/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2024
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 20.02.2020 tarihinde şoför ... ... idaresindeki ... çekici ... plakalı yarı römork ile otoyolda seyir halinde iken aynı istikamete seyir halinde olan ... çekici ... plakalı yarı römork şoförü ... ...’in yarı römorkun arka kısmına kendi kullanmış olduğu çekicinin ön kısmı ile çarpması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada ... ...'in vefat ettiğini, Ceyhan 4. Asliye Ceza Mahkemesi ...
E. Sayılı dosyası ile yargılaması devam etmekte olan ve soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporuna göre ... çekici ... plakalı yarı römork şoförü ... ...'in ‘Arkadan Çarpma’ kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, ... çekici ... plakalı yarı römork şoförü ... ... ise tali kusurlu bulunduğunu, söz konusu kaza nedeniyle davacıların, ... ...'in desteğinden yoksun kaldıklarını,
bilirkişi raporundan sonra bakiye harcı tamamlanmak ve ıslah edilmek üzere şimdilik her bir davacı için 5000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) destekten yoksun tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava konusu olayda destekten yoksun kalma tazminatının belirlenebilir halde olduğunu, savcılık dosyası, trafik kaza tespit tutanağı ve diğer delillerin taraflarına tebliğ edilmediğinden, sigortalı araç sürücüsünün ehliyetinin olmaması, alkollü olması durumlarına yönelik müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle davacı yan için aktüerya hesaplamasında desteğin müterafik kusuru dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, meydana gelen kazada desteğin asli kusurlu olduğunun dava dilekçesinde de belirtilmiş bir olgu olduğu,
davacı yanın iddia ettiği destekten yoksun kalınan kaybını ispat etmesi gerektiğini, davacı yanın zararının uzman ve teknik bilirkişi eliyle hesaplanması gerektiğini, davacı yanın bu trafik kazasından dolayı sosyal güvenlik kurumundan da yardım alıp almadığı ve ekonomik durumunun da araştırılması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerlerin nazara alınmasıyla hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili.
Hatalı karara esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişlilikten uzak olduğunu, olay sonucunda ise araçların birbirine yapışık olduğunun görüldüğünün iddia edildiği gibi iki aracın da hareket halinde olması, hatta ... ...'ın kullandığı aracın 20 km hızla dahi ilerliyor olması halinde bile böyle bir kazanın olmasının mümkün olmadığını, davalı sürücünün ifadesinde aracının sol arka ve sağ tekerleğinin patladığını da açıkça söylediğini, dava konusu kazanın aracın durur vaziyette olduğu sırada meydana geldiğini, ... ... ... tarafından kullanılan aracın halı taşımakta olup, 14.480 kg yük taşıyan aracın,
50-60 km. hızla giden araca çarparak 300 metre sürüklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu sürücü ... ...'ın kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu, bu durumun savcılık dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tespit edilmiş olduğunu, kusur tespiti belirlerken davalının soruşturma sırasında ifadeleri ile iş bu ilk derece mahkemesi dosyasındaki ifadeleri ve bu ifadeler arasındaki çelişkiler değerlendirilerek tespit yapılması gerektiğini, Ceyhan 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ...
E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasına yönelik maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davaya konu kazaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağında.
20.02.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı dava dışı ... ... idaresindeki ... plakalı çekici ve buna bağlı yarı römork ile TEM otoyolunda seyir halindeyken sürücünün beyanına göre dorsesinin arka sağ lastiğinin patlak olmasından dolayı sağ şeritte dörtlüsü açık vaziyette yavaş yavaş gitmek istediği esnada arkasından seyreden müteveffa sürücü ... ... ... idaresindeki ... plakalı çekici ve buna bağlı yarı römorku ile aracın ön kısmı ile önde seyreden çekici dorsesine çarpması neticesi meydana gelen ve yapılan incelemede fren izinin bulunmadığı trafik kazasında;
... plakalı çekici sürücüsü ... ... ...'in KTK'nun 56/1-c maddesinde belirtilen, önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli mesafede izlememek kuralını ihlal ettiği, ... plakalı çekici sürücüsü ... ...'ın ise KTK'nun 30/1-a maddesinde belirtilen, servis fren lastikleri noksan, bozuk veya teknik şartlara aykırı olan araçları kullanma ve 56/1-d maddesinde belirtilen araçlarını zorunlu bir neden olmadıkça diğer araçların gidişine engel olacak şekilde veya işaretle belirtilen hız sınırının çok altında sürmek kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir.
Soruşturma aşamasında savcılık tarafından alınan 22.06.2020 tarihli kusur raporunda; ... plakalı çekici sürücüsü ... ... ...'in çekiciye ait fren izi olmadığı, çarpma noktası ile 56 metre sonra araçların durduğu göz önüne alındığında geliş hızıyla çarptığından hareketle arkadan çarpma kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, ... plakalı çekici sürücüsü ... ...'ın ise servis fren lastikleri noksan, bozuk veya teknik şartlara aykırı olan araçları kullanma ve sürücüler araçlarını zorunlu bir neden olmadıkça diğer araçların gidişine engel olacak şekilde veya işaretle belirtilen hız sınırının çok altında sürmek kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Yerel Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 27.05.2021 tarihli kusur raporunda, sürücü ... ... beyanına göre arkadan çarpmaya maruz kalan aracın otoyolda 50-60km hızla seyrettiği dikkate alındığında müteveffa sürücü ... ... ...'in yola gereken dikkatini vermeyerek önünde seyreden araçla arasında gerekli-yeterli takip mesafesini bırakmayarak, zamanında etkin tedbir almadan arkadan çarptığı olayda tam kusurlu olduğu, sürücü ... ...'ın sağ şeritte seyir halindeyken gerisinden aynı istikamette gelen aracın arkadan çarpması ile karıştığı kazada kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Davacılar vekilinin rapora karşı itirazları üzerine ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla İTÜ Makina Fakültesi Öğretim Elemanlarından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04.08.2021 tarihli kusur raporunda; müteveffa sürücü ... ... ...'in kaza tespit tutağına göre kaza öncesinde fren izi bulunmaması nedeniyle aynı şeritte önünde seyreden araca çarpmamak için hızını azaltmadığı, kazayı önleyici etkin fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığından olayda tam kusurlu olduğu,
sürücü ... ...'ın ise otoyolda sağ şeritte seyir halindeyken kendi ifadesine göre dörtlüleri yanar vaziyette giderken (kaza tespit tutanağında sağ tekeri patlamış olduğundan yavaş gittiğini belirttiği) arkasından gelen aracın kendisine arkadan çarptığı kazada alabileceği bir tedbir bulunmaması nedeniyle kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu İTÜ bilirkişi heyeti raporunda; sürücü ... ...'ın sağ arka tekerleği patlak durumda olmasına rağmen dörtlü sinyal lambalarını yakarak otoyolda seyir halinde olması, hızının izin verilen asgari limitlerin altında olduğuna ve/veya park halinde olduğuna dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle sürücü ... ...'a tali kusur atfedilen kusur raporuna iştirak edilmediği belirtilmektedir.
Zira sürücü ... ... beyanında 50-60km hızla seyir halinde olduğunu belirtmekle bunun aksini gösterir başkaca bir delil mevcut değildir. Her ne kadar kaza sonrasında araçların beraber sürüklendiği ve kaza sonucunda birbirine yapışık vaziyette durduğu belirtilmekte ise de bu durumun, araçlardan önde olanın durur veya hareketli vaziyette olduğunun tespitine teknik olarak belirleyici nitelikte olmadığı İTÜ bilirkişi heyeti raporunda belirtilmiştir.
Ayrıca öndeki aracın duruyor olması ihtimalinde dahi lastik patlamasının parçalanması durumunda taşıt ve karayolunu kullananlar açısından can ve mal güvenliğini tehdit edecek yapıda olması nedeniyle zaruri hal sayılacağının da değerlendirilmesi gerektiği İTÜ bilirkişi heyeti raporunda belirtilmiş olmakla, sürücülerin araçlarını zorunlu bir neden olmadıkça diğer araçların gidişine engel olacak şekilde veya işaretle belirtilen hız sınırının çok altında sürmesi gerektiğine dair yönetmelik hükmünün, eldeki olayda zaruri hal bulunduğundan, ihlal edildiğinden söz etmenin mümkün olmayacağı anlaşılmıştır.
Yerel Mahkemece İTÜ Makina Fakültesi Öğretim Elemanlarından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04.08.2021 tarihli kusur raporunun, daha önce alınan kusur raporları arasındaki çelişkileri ayrıntı ve açıklamalı olacak şekilde giderdiği, raporun olayın oluşuna, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmakla, ceza yargılamasında da sanık sürücü ... ... yönünden sanığın taksir derecesinde bir kusurunun bulunmaması nedeniyle beraatine karar verildiği de göz önüne alınarak, ceza dosyasının istinaf aşamasında bulunduğu halde belirtilen nedenlerle kararın kesinleşmesinin beklenilmesine gerek görülmeksizin, hükme esas alınan kusur durumunun yerinde olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/963, K. 2024/383, 13 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama