İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2378 K.2025/1513

.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

Esas2024/2378Karar2025/1513Tarih19 Haziran 2025Okuma14 dk · 2.752 kelime

KÜNYE

T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
19 Haziran 2025
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2024/2378 - 2025/1513
Dosya no
2024/2378
Karar no
2025/1513
Başkan
—
Üye
—
Üye
—
Katip
—
İncelenen dosyanın mahkemesi
.... Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
06/06/2024
Numarası
... Esas, ... Karar
Davacı
...
Vekilleri
Av.
Davalı
Güvence Hesabı -
Vekili
Av.
Dava
Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
19.06.2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.752 kelime·14 dk okuma·7 bölüm

.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.06.2018 günü dava dışı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin seyir halinde iken yaya konumunda bulunan müvekkiline çarpması suretiyle yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, dava dışı sürücü ...’nin %100 oranında kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle müvekkilinin malul kaldığını, müvekkilinin ... A.Ş.’de maaşlı çalıştığını, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak üzere şimdilik 300,00 TL geçici iş göremezlik, 400,00 TL sürekli iş göremezlik, 300,00 TL geçici bakım tazminatının temerrüt işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 03.04.2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini 355.112,07 TL'ye ıslah etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin geçici bakım giderine ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının maluliyeti bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğini, zararın ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin ... plakalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, SGK tarafından rücuya tabi olarak yapılan ödemelerin tazminat hesabından indirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 353.707,54 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.404,53 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 355.112,07 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 05.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görüldü.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ

Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilince sunulan değer artırım dilekçesinin süresinde verilmemiş olup, reddini talep ettiklerini, mahkemece 07.03.2024 tarihli ara kararında davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verildiğini, dilekçenin ise 03.04.2024 tarihinde verilmiş olup, süresinde verilmeyen dilekçe esas alınarak hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup kabul kararının kaldırılmasının gerektiğini, ayrıca bu dilekçeyi kabul etmemekle birlikte, davacı vekili bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden dava değerinin artırılması talep etmiş olup,

davacı vekilinin taleplerinin usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, dilekçedeki talep edilen hususlara ve miktara itiraz ettiklerini, müvekkili kuruma davacı vekilince yapılan başvuru sonrası davacı vekiline, davacının ...

Devlet Hastanesine müracaat etmesinin gerektiğinin bildirildiğini ancak davacı tarafından maluliyet raporu alınmamış olup, başvuru koşulları tamamlanmadan davanın açılmış olmasından dolayı davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, kazaya karışan motosikletin kaza anında sigortası bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulmasını kabul etmediklerini, müvekkilinin sigortasız araçların verdiği bedensel zararları gidermekle yükümlü olduğunu, SBM kaydına göre, kaza tarihini kapsar nitelikte ...

Sigorta’dan poliçesi olabileceğini ve ...

Sigorta’nın da davaya dahil edilerek araştırma yapılmasının gerektiğini, kazaya karışan motosikletin, sürücü ifadesine ve ceza mahkemesi kararına göre plakasız olduğunu, motosiklet üzerinde gerekirse keşif yapılarak, tescile tabi olup olmadığı ve motosikletin silindir hacminin araştırılmasının gerektiğini, 50 cc altındaki motosikletin / tescilsiz motosikletin kusurundan müvekkili kurumun sorumlu olmadığını, dosyaya sunulan maluliyet, hesap ve kusur bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu ancak bu husustaki itirazlarının dikkate alınmadığını, ayrıca hesap bilirkişi raporunda,

kusura ve maluliyet oranına yapmış oldukları itirazlarının değerlendirilmeden rapor düzenlenmiş olduğunu, bilirkişi raporundaki hesaplama unsurları ve hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından müvekkilinin sorumlu olmadığını, faizin başlangıç tarihi olan müvekkili kuruma başvuru tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu, dilekçesinde bildirdiği üzere usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını ve faiz işletilmesine karar verilecek olması halinde başvuru tarihi değil, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla,

taleplerin zamanaşımına uğradığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı kuruma 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Davacıların dava dilekçesinin dilekçesi ekinde 05.12.2019 gününde Kaza Tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik Numarası ve Kimlik fotokopisi, araca ait ruhsat bilgisi, nüfus kayıt örnekleri, muayene tutunakları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.

Buna göre başvuran davacıların, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir.

Davalı vekilinin alacağın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.

Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

Yine kaza tarihinde yürürülükte bulunan 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 72. maddesinde de "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmüne yer verilmiştir. Zaman aşımının oluşması için zararın ve tazminat sorumlusunun birlikte öğrenilmesi gerekir.

Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.

Bu açıklamalara göre, kazanın 14.06.2018 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı sayanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 14.06.2026 tarihinde dolacağı, davanın zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğundan zamanaşımı yönünden yapılan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin kazaya karışan aracın motor hacminin 50 C.C.'nin altında olduğu ve ZMMS poliçesi düzenlendiğine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Somut olayda, 14.06.2018 günü saat 22:22 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile aynı istikamete doğru yolun sağında yürümekte olan davacı yaya ...'e çarptığı olayda, Mersin Emniyet Müdürlüğünün 18.08.2021 tarihli dosya içinde mevcut yazı içeriğinden, ... plaka sayılı motosikletin hacminin 93 CC olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan yine dosya içinde mevcut Sigorta Bilgi ve Gözetim merkezinin yazısından ... plaka sayılı motosikletin kaza tarihinde düzenlenmiş bir ZMMS poliçesinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu yönüyle davalı vekillinin istinaf başvurusu yersiz bulunmuştur.

Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Somut olayda, 14.06.2018 günü saat 22:22 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile batı yönünden doğu yönüne doğru GMK Bulvarı üzerinde seyir halinde iken olay mahalli olan ... sitesi önüne sağa yönelimli bir şekilde geldiğinde idaresindeki motosikletin ön kısımları ile, aynı istikamete doğru yolun sağında yürümekte olan davacı yaya ...'e çarpması sonucu dava konusu olay meydana gelmiştir.

Dosyada mevcut tüm beyanlar, dava ve cevap dilekçeleri, bilirkişi raporu, olay anına ait video görüntülerinin bulunduğu CD, kaza tespit tutanağı ve kroki ile birlikte tüm dosya kapsamındaki mevcut diğer belgeler incelendiğinde, mevcut verilerle; dava dışı sürücü ... idaresindeki motosiklet ile gece vakti aydınlatma bulunan meskun mahalde seyir halinde iken yola gereken dikkat ve özeni gösterip seyrini mevcut yol şartlarını ve görüş alanını göz önünde bulundurarak müteyakkız bir şekilde sürdürmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği,

dikkatsizce seyri sırasında sevk ve idare hatası ile seyrini sağa yönelimli bir şekilde sürdürerek kendisi ile aynı istikamete doğru yolun sağında yürümekte olan davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada, %100 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ... yolun sağında yürüdüğü sırada motosikletin çarpmasına maruz kaldığı olayda, olayın oluş şekli ve mahal özellikleri dikkate alındığında atfı kabil kusuru bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde;

Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.

Mahkemesinde hükme esas alınan 13.07.2021 tarihli ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 14.06.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %30 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “.

Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)

İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 05.01.2024 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.

Öte yandan, davacı vekilince verilen 28.11.2018 dilekçe ekinde davacının 2018/Ocak- 2019/Haziran devresi bordroları sunulmuş olup, buna göre kaza tarihi itibariyle (2018/Haziran) temel ücretinin brüt 2.754,00 TL olduğu, temel ücrete ek olarak süreklilik arz eden nitelikte aylık 27,14 TL çocuk yardımı, yıllık toplam 40 yevmiye tutarında ikramiye ödemesi yapıldığı görülmektedir.

Buna göre davacının kaza tarihi itibariyle süreklilik arz eden aylık geliri brüt (2.754,00 + 27,14 + ((91,80 x 40) / 12)) = 3.087,14 TL olarak belirlenmektedir. Belirlenen aylık gelir tutarının yasal asgari ücrete oranı (3.087,14 / 2.029,50) = 1,52 olarak hesaplanmakta olup, bilinmeyen dönem gelir tutarlarının tespitinde bu katsayı kullanılması da yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin, bedel arttırım dilekçesinin süresi içinde sunulmadığı ve bedeli arttırılan dava değerinin belirlenmediğine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;

İlk derece mahkemesince kurulan 07.03.2024 tarihli ara kararında "Davacı vekiline talebini belirlemek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi taktirde dava dilekçesinde belirtilen miktar üzerinde davanın görülüp karara bağlanılacağının ihtarına..." karar verilmiş, akabinde davacı vekili tarafından 03.04.2024 tarihinde bedel arttırım dilekçesi verildiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar davacı vekili süresi içinde bedel arttırım dilekçesini süresi içinde sunmamış ise de, bedel arttırım dilekçesinin sunduğu tarih itibariyle yargılamanın uzamasına sebebiyet vermeyip, adil sürede yargılanma hakkının ihlaline neden olmadığı ve yine bedel arttırım dilekçesinden davalının haberdar olduğu da dikkate alındığı çelişmeli yargılama ilkesine de riayet edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu husustaki itirazı haksız bulunmuştur.

Öte yandan, davacı vekili bedel arttırım dilekçesinde dava değerinin belirlemek üzere 05.01.2024 tarihli hesap bilirkişi raporuna atıf yaparak dava değerini belirlediği ve bakiye harcı da bu miktar üzerinden ikmal ettiği dikkate alındığında, davalı vekilinin bu husustaki tüm istinaf nedenleri haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin geçici işgöremizlik tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Davalı vekilinin geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat dışı olduğuna yönelik itirazı değerlendirildiğinde; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının ödeyeceği tazminat, 2918 Sayılı Kanun’un 91.maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 85.maddesine göre belirlenir. Buna göre; sigortacı, sigorta ettiren işleten tarafından, motorlu aracın işletilmesi sırasında ortaya çıkan maddi zararlar ile kişinin yaralanması veya ölmesi gibi bedeni zararlardan sorumludur. Kişinin bedenine gelen zararlarda tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin koşullar 98. maddede düzenlenmiştir.

Söz konusu bu madde 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Yasanın 59. maddesi ile değiştirilmiştir.

Değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesine göre, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.

(Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Söz konusu düzenlemeye göre, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabı’nın yükümlülükleri sona ermekte, ancak kazazedelerin bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları yönünden ise, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının tedavi teminatları kapsamında sorumlulukları devam etmekte olup, teminat kapsamının yasaya aykırı genel şart hükmü ile daraltılması mümkün değildir.

Bu nedenle geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olduğu kabul edilmiş ve davalının aksi yöndeki istinafına itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihne ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.

Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.

Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre Güvence Hesabı yönünden ise. 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren ödemesi gerekmekte olup, davalının temerrüte düştüğü kabul edilir.

Bu nedenle yazılı şekilde, davalı kuruma başvuru tarihi olan 05.12.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması yerinde görülmüştür. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/4099 E- 2017/9935 K, 2015/4364 E-2017/10458 K, : 2016/4327 E- 2017/10897 K nolu içtihatları)

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 24.257,70 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 6.064,42 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 18.193,28 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 19.06.2025

Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2378, K. 2025/1513, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Islah
  6. Cevap
  7. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  8. İleri Sürülen İstinaf Nedenleri
  9. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2378
Karar No
2025/1513
Tarih
19 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2381 K.2025/1568
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2408 K.2025/1514
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2419 K.2025/1563
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/2421 K.2025/756
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2431 K.2025/1570
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2024/2473 K.2025/914

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.