KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/852 - 2025/1125
- Dosya no
- 2025/852
- Karar no
- 2025/1125
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/12/2021
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... BELEDİYE BAŞKANLIĞI
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1- ... SİGORTA A.Ş - (DEVROLAN ... SİGORTA A.Ş.
- Vekilleri
- Av.
- Davalı
- 2- ... PERSONEL HİZ. A.Ş
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 08/05/2025
Karar Metni
2.669 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.12.2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 30.10.2018 tarihinde sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı-müvekkili belediyeye ait ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında her iki aracın hasar gördüğünü, kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olmadığı belirtilen ve arka kısımlarından hasar alan ... plakalı otobüsün onarım işlemleri için aracı kaporta firması ...
Otomotiv Tic.Ltd.Şti.'ne yönlendirildiğini, ancak kazaya karışmış olan kusurlu ve mağdur araçların aynı kuruma ait olmasından dolayı, sigorta şirketinin sistemleri üzerinden hasar dosyası açılmasının mümkün olmadığının taraflarına iletildiğini, bunun üzerine ... Sigorta A.Ş. ile konu hakkında görüşüldüğünü ve Belediyenin 08.04.2019 tarih ve ... sayılı yazısı ile aracın hasar onarım işlemlerinin başlatılması taleplerinin yazılı olarak iletildiğini, ... Sigorta A.Ş.
11.04.2019 tarih ve ... referans numaralı cevap yazısında talebin "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genet Şartları A6 Teminat Dışında kalan Haller başlığı (ç) bendi" gereğince kapsam dışında tutulduğunu, bu nedenle herhangi bir ödeme yapılamayacağını bildirdiğini, sürücü ...'un kusurlu olduğu kaza tespit tutanağı ile tespit edilmiş olup Sürücü ...'un davalı-sıfatı bulunduğunu, yüklenici davalı ... Bilişim Tem. Medikal ve Yemek Üretim Iiz. Taah.
San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Hizmet Org. San. Tic. Ltd. Şti. ile müvekkil belediye arasında “36 ay süreli 460 adet E sınıfı Ehliyet Şoför 65 Destek Personeli olmak üzere toplam 525 adel personel çalıştırılması” konulu 05.05.2016 tarihli sözleşme kapsamında davalı sürücü ...'un yüklenici firmada çalıştığını, yüklenicinin çalıştırdığı şoförlerin idareye ve üçüncü kişilere verdiği zararlardan yüklenicinin sorumlu olacağı hüküm altına alındığını, ... Bilişim Tem.
Medikal ve Yemek Üretim liz. Taah. San. ve Tic. Did. Şti. ile ... Hizmet Örg. San, Tic. Did. Şti. adi ortaklığı 12.06.2017 tarihli tescil ile ... Personel liz. A.Ş. ne dönüşmüş olup yüklenici ... Personel Hiz.
A.Ş.'nin davalı-sıfatı bulunduğunu, Belediyeye ait araç için ZMMS poliçesi davalı-sigorta şirketi tarafından düzenlenmiş olup, Trafik Kanunun 97. Maddesine istinaden iş bu davayı açmadan önce zararının giderilmesi için davalı-şirkete başvurulduğunu ancak talebin reddedildiğini, ....
Sulh Hukuk Mahkemesinden Hasar Tespit raporu alındığını ve 11.02.2020 tarihinde Arabuluculuk Başvurusu yapıldığını, 12.03.2020 tarihinde Arabuluculuk görüşmeleri olumsuz geçmiş olup anlaşma sağlanamadığından, iş bu davayı açına zorunluluğu doğduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, ... plakalı araç için 38,500,00 TL, ... plakalı araç için 90.000.00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan tazmin ve tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... ... Personel Hiz. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve dayanaksız davanın reddi ile yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'a usulüne uygun olarak tebligat yapılmış davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalılardan ... Personel Hizmet A.Ş'ye yönelik açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalılardan ... Sigorta A.Ş'ye (Devralan ... Sigorta A.Ş) yönelik açılan davanın reddine, davalılardan ...'a yönelik açılan davanın kabulü ile; 128.500,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirket ... Personel Hiz. A.Ş'nin müvekkili kurum tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisi olduğunu, ihale ile iş alan şirketlerin her türlü hak ve alacaktan, ihale sözleşmeleri ile sorumlu olduklarını, bu nedenle bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yine KTK 85. Maddesindeki hukuki sorumluluk hükümleri ve sigorta genel şartları gereğince diğer davalı ... Sigorta A.Ş'nin de işbu davada sorumluluğunun bulunduğunu, mahkemece verilen kararın hatalı ve eksik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tümü ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeni ile araçta meydana gelen hasar nedeni ile uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece davalılardan ... Personel Hizmet A.Ş'ye yönelik açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalılardan ... Sigorta A.Ş'ye yönelik açılan davanın reddine, davalılardan ...'a yönelik açılan davanın kabulü ile; 128.500,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür.
Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. KTK'nun 86/1. maddesi gereği ise, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusursuzluğu oranında sorumluluğunun kalkacağı açıktır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A.1. maddesi uyarınca, sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, "zorunlu sigorta limitlerine kadar" temin eder, hükmü mevcuttur.
Mahkemesince her ne kadar ... Sigorta A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı sigorta şirketinin davacı Belediye Başkanlığına ait ... plaka sayılı aracın ZMMS poliçesinin düzenleyen şirket olduğu bellidir. Bilindiği üzere ZMMS sigortası sigortalı aracın kusuru ile 3. Kişilere vermiş olduğu zararların tazmini amacı ile düzenlenmektedir.
Her ne kadar davacı belediyeye ait her iki aracında işleteni ise de davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi düzenlenmiş olması nedeni ile söz konusu araçlardan birinin diğerine çarpması halinde bu araçların birbirleri için 3. Kişi konumunda oldukları bellidir.
Şöyle ki, eldeki dosyada 30.10.2018 gününde ... plakalı aracın ... plakalı araca çarpmak sureti ile hasar verdiği bellidir. ... plakalı aracın kaza tarihi itibarı ile ... poliçe numarası ile ZMMS sigortası poliçesinin bulunduğu anlaşıldığına göre bu araç sürücüsünün kusuru ile 3. Kişilere (araca) vermiş olduğu zarardan sigorta şirketinin sorumlu olduğu muhakkaktır. Her iki aracın işleteninin aynı kişi olması davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Bu bakımdan ... plakalı araç sürücüsünün tam kusuru ile ... plakalı araca çarpması nedeni ile karşı araç konumunda olan ... plakalı araçta 90.000,00 TL hasar meydana geldiğinin anlaşıldığına göre davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitleri kapsamında bu zarardan sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Kaza tarihinde geçerli olan ZMMS poliçe teminat limiti 36.000,00 TL olduğuna göre davacının isteminin kısmen kabulü ile 36.000,00 TL'nin davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği halde sigorta şirketi yönünden davanın tümü ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
... plakalı araçta oluşan hasar bakımından açılan dava yönünden ise;
Söz konusu aracın ... plaka sayılı araç ile karışmış olduğu trafik kazasından kaynaklı olarak 38.500,00 TL hasar gördüğü bellidir. Davacı, söz konusu zararın tazmini amacı ile ... Sigorta A.Ş aleyhine tazminat isteminde bulunmuş ise de, söz konusu aracın kaza tarihi itibarı ile ZMMS sigorta poliçesinin dava dışı ... Sigorta A.Ş tarafından düzenlendiği görülmüştür. Bu bakımdan ... Sigorta A.Şye husumet yöneltilmiş olması doğru olmamıştır.
Kaldı ki, yukarıda açıklandığı gibi ZMMS sigorta şirketinin sorumluluğunun doğabilmesi için sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması gerekmektedir. Halbuki eldeki dosyada meydana gelen trafik kazasında ... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kusurun tümünün hasar gören ... plaka sayılı araç sürücüsüne ait olduğu anlaşılmıştır.
Bu bakımdan tazminat istenen ... plaklı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmadığından ... plaka sayılı aracın uğramış olduğu hasar nedeni ile açılan tazminat davasının tümü ile reddine karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmadığından buna ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davacı tarafından davalı ... ... A.Ş aleyhine açılan tazminat davasına ilişkin yapılan istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davacı vekili her ne kadar davalı şirket ... ... Personel Hiz.
A.Ş'nin müvekkili kurum tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisi olduğunu, ihale ile iş alan şirketlerin her türlü hak ve alacaktan, ihale sözleşmeleri ile sorumlu olduklarını, bu nedenle bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, ilk derece MAhkemesinin gerekçeli kararında belirtildiği gibi davalı ...'un SGK kaydına göre dava kaza tarihi olan 30.10.2018 tarihi itibari ile davalı ... Personel Hiz.
A.Ş'nin çalışanı olmadığı anlaşılmakla dolayısı ile davalı şirketin adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında davalıya husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından bu davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı kanaatine varılış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
HMK 353/1-b-2 maddesine göre" Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırınını 6100 sayılı HMK'nın 362.
Maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "...341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmündeki " 341 inci,
362 nci ve" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki "362." ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. Maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir.
Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Bölge Adliye Adliye Mahkemesinin " karar tarihindeki" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. Maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.
Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında. “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır.
Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler.
Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davacısı tarafından ilk derece Mahkemesinin 23.12.2021 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup bu tarihteki Temyiz sınırı olan 78.630,00 TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım.
... Başkan Karşı Oy ¸ İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/852, K. 2025/1125, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama