KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2025
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1173 - 2025/1280
- Dosya no
- 2022/1173
- Karar no
- 2025/1280
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/04/2021
- Numarası
- 2020/... 2021/...
- Davacı
- ... -...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 23/06/2025
- Yazım tarihi
- 23/06/2025
Karar Metni
2.064 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2021 tarih ve 2020/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile. Müvekkili alacaklı şirketin borçlu şirkete 16.01.2018 tarihli 3.540,00.TL bedelli fatura keserek ''ibiza baskı klişesi'' ve yine 01.03.2018 tarihli 3.540,00.TL bedelli fatura keserek ''ibiza baskı klişesi satışı yaptığını, borçlu şirket tarafından bu borcun sürekli olarak oyalanarak bu borcu ödemediğini, davalı aleyhine Mersin 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/...
Esas sayılı dosyası ile fatura alacağından dolayı alacağı tahsil etmek üzere icra takibi açıldığını, davalı tarafın bu borca haksız yere itiraz ettiğini, bunun üzerine ticaret mahkemesinde zorunlu arabuluculuk yöntemi olması nedeniyle arabuluculuk yöntemine başvurulduğunu, davalının itirazında borca, faize, icra giderleri ile vekâlet ücretine itiraz ettiğini, davalının itirazında takibe dayanak faturalara ilişkin borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de fatura bedellerini ne şekilde ödemiş olduğuna veya neden borcunun bulunmadığına dair somut herhangi bir açıklama yapmadığını ve herhangi bir belge sunmadığını,
tarafların ticari defterleri incelendiği takdirde takibe dayanak faturalar nedeniyle davalının müvekkiline borçlu olduğunun görüleceğini, izah edilen nedenlerle davalının itirazlarının iptal edilerek takibin devamı için iş bu başvuruyu yapmak zorunluluğu hâsıl olduğunu, haksız itirazı nedeni ile takibin durmasına neden olan davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına mahkûm edilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; takibe konu faturaya konu ürünlerin müvekkili firmaya teslim edilmediğini, bu nedenle faturaların da hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının tamamen kötüniyetli olarak takip başlattığını, bu nedenle %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2021 tarih ve 2020/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı ile; alacaklı davacı şirket tarafından Mersin 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/...
Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip dayanağının faturaya dayalı alacak olduğunu, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde yapılan itiraz nedeni ile takibin durdurulduğunu, akabinde eldeki davanın açıldığını, dava konusu alacak faturaya dayalı olduğu için 23/12/2020 tarihli duruşmada davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere 550,00.TL delil avansını yatırmak üzere iki hafta kesin süre verildiği ve ihtarat yapıldığını, ancak verilen kesin süreye rağmen defter ve belgelerin yeri bildirilmediği gibi,
delil avansının da yatırılmadığı bu şekilde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayıldığını, bu hali ile davacının iddialarını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf talebi ile; mahkeme tarafından 23/12/2020 tarihindeki duruşma zaptında ''HMK'nun 220 maddesi gereğince davacı ve davalı tarafa; tüm ticari defter ve belgeleri bulunduğu yeri bildirmek ve ellerinde mevcut değil ise mevcut olmama nedenini ve nerede bulunduğunu açıklamak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine'' şeklinde hüküm tesis edildiğini, davacı taraf olarak 06.01.2022 tarihinde mahkeme tarafından verilen süre içerisinde defter ve belgelerin bulunduğu yerin bildirildiğini, dava dilekçesinde şirketin adresini bildirerek defter ve belgelerin nerede olduğunun bildirildiğini,
davalı tarafından da ticari defterlerin bulunduğu yer bildirilmesine rağmen mahkeme tarafından defter incelemesi yapılmadığını, ticari defterler incelenseydi davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğinin anlaşılacağını, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmeyeceğini, taraf, belirtilen sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayıldığını, taraflar arasında görülen davada mahkemeye mail yazışmaları vb. birden fazla delil sunulduğunu,
mahkeme tarafından diğer delillerin hiçbir şekilde incelenmeden bu şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, diğer delillerin de incelenmesi gerektiğini, istinaf mahkemesi tarafından bu hususlar incelenmeden yapılan eksik incelemenin giderilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, dolayısıyla haksız olarak verilen bu karardan dolayı da tehiri icra talebinin mevcut olduğunu, bu nedenlerle. Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/... Esas, 2021/...
Karar sayılı kararının kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak haklı olan işbu davanın kabulüne, tehir-i icra talebimizin kabulü ile müvekkili hakkında başlatılan Mersin 1. İcra Dairesi’nin 2022/... Esas sayılı dosyasındaki takibin durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... Esas, 2021/... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın ispatlanamadığından reddine dair karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 94. maddesinde, “Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir" düzenlemesi var iken 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı kanun ile yapılan değişiklik ile "Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder” cümlesi maddeye eklenmiştir. Bu cümle maddeye daha sonra eklenmiş ise de değişiklik öncesi halinde dahi kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için belirtilen hususların hakim tarafından yerine getirilmiş olması gerekir.
Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Hakim tarafından verilen kesin süre içinde ara kararı gereğini yapmayan veya gereken giderleri vermeyen taraf, sadece ara kararına konu edilen iş veya işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz. Bu olgunun sonucu olarak kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde ara kararında belirtilen işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir.
Kesin süre gereği yerine getirilmediği gerekçesiyle doğrudan davanın reddine karar verilemez.
Kesin süreye uyulmamasının doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, taraflara bir iş veya işlemin yapılması konusunda kesin süre verilebilmesi ve kesin süre gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle yapılması istenilen iş veya işlemin tarafların yükümlülüğünde olan belirli bir iş veya işleme ilişkin olması, kesin süre verilmesine ilişkin ara kararında yapılması gereken iş ve işlemlerin neler olduğunun açıkça ve ayrıntılı olarak belirtilmesi,
gider için kesin süre veriliyorsa ara kararında hangi iş için, nereye ve ne kadar gider yatırılması gerektiğinin de açıkça ve ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin yapılması istenilen iş veya işlemin yerine getirilebilmesine yetecek uzunlukta olması, kesin süre gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının taraflara açıklanması ve tarafların bu konuda açıkça uyarılmış olması zorunludur.
Kesin süre verilen tarafın duruşmaya katılmış olması halinde ayrıca tebliğ yapılması gerekmez ise de duruşmaya katılmamış tarafa verilen kesin sürenin kendisine tebliğ edilmesi gerekir. Kesin sürenin başlangıç tarihi de bu tebliğ tarihine göre belirlenecektir. Kişinin tebliğ yapılarak haberdar edilmediği bir sürenin başlamış olduğu ve işleyerek dolduğundan söz edilemeyeceği için kesin sürenin sonuçları da ortaya çıkmış olmayacaktır.
Verilen kesin sürenin şekli olarak yukarıdaki koşullara uygun olması yeterli olmayıp içeriği itibarıyla da ilgili olduğu kurallara uygun olarak verilmesi gerekir. Bu yönüyle somut olaydaki önemi bakımından delil avansı ve gider avansına ilişkin kurallar üzerinde de durulması gerekir.
6100 sayılı HMK’nın 120. maddesinde gider avansı, 324. maddesinde ise delil avansı düzenlenmiş olup, bu iki kavram birbirinden farklıdır. Gider avansı davanın başında davacının dava açarken Gider Avansı Tarifesi’ne göre yatırdığı, belirlenebilir bir miktarı ifade ederken, delil avansı dava aşamasında bir delile dayanan ve bu delilin toplanmasını isteyen tarafın yatırdığı miktarı ifade eder.
6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinin "g" bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, anılan Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında ise, bu koşulun mevcut olup olmadığını, mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında bu şartın noksanlığı tespit edilirse, davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür.
HMK'nın "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120. maddesinin birinci fıkrasında; harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda, davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir. "Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nın 324. maddesinin birinci fıkrasında.
"Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır....", ikinci fıkrasında ise; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesinin hukuki sonucu olarak, delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacağının belirtildiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45/4. maddesinin de aynı doğrultuda hükümler içerdiği görülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince tensiple taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmaları veya bulunduğu yeri bildirmeleri için süre verildiği, davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarının yerinin bildirildiği, mahkemece 23.12.2020 tarihli ilk celsede "HMK'nun 220 maddesi gereğince davacı ve davalı tarafa.
Tüm ticari defter ve belgeleri bulunduğu yeri bildirmek ve ellerinde mevcut değil ise mevcut olmama nedenini ve nerede bulunduğunu açıklamak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, 2 haftalık kesin süre içinde defter ve belgelerin bulunduğu yer bildirilmez ve defter ve belgelerin ellerinde olduğunu inkar ederlerse, ticari defter ve belgelerin ellerinde bulunmadığına özenle arandığı halde bulunamadığına ve nerede olduğunu bilmediklerine dair ilgili tarafa yemin teklif edileceğinin,
ticari defter ve belgelerin yerini bildirmesine karar verilen taraf olarak ilgili tarafın verilen sürede ticari defter ve belgeleri incelemeye esas olmak üzere yerlerini bildirmemesi, aynı süre içinde delilleri ile birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez yada defter ve belgelerin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul ve icra etmez ise,
duruma göre mahkememizce defter ve belgelerin içeriği konusunda karşı tarafın beyanının kabul edilebileceği hususunun davacı ve davalı tarafa ihtarına,1 nolu ara karar yerine getirildikten sonra davalı defterlerin incelenmesi için dosyanın nöbetçi İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak, davalı şirket defterleri üzerinde inceleme yapmak üzere dosyanın Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmesine bilirkişiye 550,00TL ücret takdirine, bilirkişi ücreti, dosya gidiş dönüş ve tebligat masraflarının gider avansından karşılanmasına,
gider avansının yeterli olmaması halinde, eksik kalan tutarı karşılamak üzere davacı vekiline HMK 324 .Madde gereğince 2 hafta kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde masraf verilmediği takdirde rapor alınmadan mevcut haliyle karar verilebileceğinin davacı vekiline ihtarına" şeklinde ihtarat yapıldığı, davacı vekilince 06.01.2022 tarihinde ibraz ettiği dilekçe ile süresi içinde ticari defter ve belgelerin yerini bildirdiği görülmüştür.Bu sebeple mahkemece davacı tarafından ticari defterlerin süresi içinde yerini bildirmediği yönündeki ret gerekçesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece 23.12.2020 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı incelendiğinde 1 nolu ara karar yerine getirildikten sonra davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için talimat yazılacağına dair karar verilerek 550,00 TL bilirkişi ücreti takdir edildiği, ve yatırması için davacı vekiline kesin süre verildiği ancak sırası gelmediği halde kesin süre verilerek ara karar oluşturulduğu nitekim 1 nolu ara karar yerine getirildikten sonra bilirkişi incelemesi yapılacağı kararlaştırıldığından henüz bilirkişi incelemesinin sırası gelmediği bu sebeple kesin süre verilmesinin usulüne uygun olmadığı,
yine dosyadaki mevcut avans miktarı belirlenerek işbu avanstan mahsup edilerek bakiye avansın yatırılması gerektiğine dair bir tespit yapılmadığı, bu şekilde yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda Mahkemece tarafların süresi içinde ticari defter ve belgelerinin yerini bildirdikleri kabul edilerek bunlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması adına davacı tarafa HMK'nın 324.maddesi gereği usulüne uygun ihtarat yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
... · Başkan · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Katip · ... · ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1173, K. 2025/1280, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama