KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2026
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/910 - 2026/1159
- Dosya no
- 2023/910
- Karar no
- 2026/1159
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/12/2022
- Numarası
- 2022/317 ESAS 2022/1151 KARAR
- Davacı
- ... BANKASI ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av.
- Davalılar
- 1-
- Vekili
- Av.
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- İstinaf kararının karar tarihi
- 08/05/2026
- Karar yazım tarihi
- 08/05/2026
Karar Metni
1.128 kelime·6 dk okuma
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/317 esas 2022/1151 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı banka ile dava dışı ... Gıda ve Yem San. Tic.
A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri'ne istinaden adı geçen borçluya kredi kullandırıldığını, diğer davalıların da işbu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerden kaynaklı borçların hesap kat ihtarına rağmen ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine de davalı-borçlular tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş olup, davalılar ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" hükmü yer almaktadır.
Bilindiği gibi 6100 sayılı Kanun’un 24. maddesinde düzenlenen tasarruf ilkesi gereği davacı davasını açarken, talep ettiği hukuki korumanın ne olduğunu açıkça ifade etmek zorundadır (HMK. m.119/1-ğ). Talep sonucu hukuki dinlenilme hakkının kullanılması, davacının hukuki yararının ve açılan davanın niteliğinin tespit edilebilmesi açısından da önemlidir. Davacı, talep konusunun sadece bir kısmı hakkında hüküm elde etmek üzere bir dava açtığında mahkeme, davacının hakkının aslında daha fazla olduğunu tespit etse bile, taleple bağlılık kuralı gereği davada talep sonucu olarak gösterilen miktarı aşacak şekilde karar veremez.
6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.(bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/11050 Esas, 2020/7804 Karar sayılı kararı)
Yine HMK'nın 297/2 maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, kararın infazda tereddüt uyandırmaması gereklidir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2019/6145 Esas sayılı takip dosyasında, alacaklı ... Bankası tarafından davalı-borçlular aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının kredi sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti olarak belirtildiği, takip talebinde toplam 16.619.222,87.TL alacak talep edildiği, borçluların süresinde takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; davacı bankanın ... Şubesi ile dava dışı ... Gıda ve Yem San. Tic.
A.Ş. arasında 02/05/2013, 04/06/2014, 16/05/2017, 14/06/2016 ve 18/07/2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, iş bu sözleşmeleri davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, bu kapsamda davacı banka tarafından borçlu şirkete ticari krediler kullandırıldığı, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği ve toplam 14.631.424,54.TL borcun ödenmesinin talep edildiği,
ilk derece mahkemesince, takibe ve davaya dayanak teşkil eden Genel Kredi Sözleşmeleri ve hesap kat ihtarlarının incelenmesi suretiyle alınan bilirkişi raporunda icra takip tarihi itibari ile bankanın ticari kredilerden kaynaklı alacak miktarlarının hesaplandığı, ancak bilirkişi tarafından hem takip tarihi hem de dava tarihi itibariyle seçenekli hesaplama yapıldığı, ayrıca mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmasına ilişkin her hangi bir ara karar kurulmadan bilirkişi tarafından raporda sehven hesaplama hatası yapıldığı gerekçesiyle ikinci bir rapor sunulduğu,
yukarıda da belirtildiği gibi 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceği, eldeki dava dosyasında da dava itirazın iptali davası olup, işbu davanın takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu,
takibe yapılan itirazın, takip tarihi itibariyle var olan alacağın belirlenmesi yönünden değerlendirilmesi gerektiği, ancak mahkemece davacının takip talebinde ve dava dilekçesinde talep ettiği alacak kalemlerini (16.619.222,87.TL) aşacak şekilde 35.054.036,80.TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu şekilde karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca dava değerine göre kabul edilen miktarın yüksek olduğu ve kısmen kabul, kısmen red kararı verilmesinin de kararda çelişkiyle neden olduğu,
kararın bu sebeple kaldırılması gerektiği, yine davacı vekilinin bilirkişi raporundaki faiz oranları ve hesaplamalarına yönelik itirazları karşılanmadan karar verilmesinin de hatalı olduğu, bu haliyle mahkemece yeni bir bankacı bilirkişiden taraf iddia ve savunmalarını da kapsayacak şekilde denetime elverişli yeni bir rapor alınması gerektiği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/910, K. 2026/1159, 8 Mayıs 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama