KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2023
- Esas no
- 2021/1297
- Karar no
- 2023/1251
- Başkan v.
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 27/05/2021
- Numarası
- 2020/303 E. - 2021/195 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.677 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/05/2021 Tarih ve 2020/303 Esas - 2021/195 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ...tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2007/67419, 2015/102770, 2015/102760, 2010/40053, 2003/07677, 181822 sayılı "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin "...” ibareli marka başvurusuna, anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının iltibasa neden olacak düzeyde benzer bulunduğunu, markalarda ortak olarak "..." ibaresi yer aldığı gibi dava konusu başvuruda müvekkili markaları ile özdeşlen mavi rengin kullanıldığını, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan,
dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğinin zarar göreceğini, "..." ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, dava konusu ibarenin müvekkilinin ticaret unvanının asıl unsurunu oluşturan "..." ibaresiyle de benzer olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu, davalı gerçek kişinin müvekkilinin markalarından haber olmamasının mümkün bulunmadığını, başvuru sahibine ait internet sitesinde müvekkilinin "..." markalı araçlarının parçalarına da yer verildiğini ileri sürerek,
TÜRKPATENT YİDK'ın 2020-M-7010 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı...vekili, taraf markaları arasında iltibasa sebebiyet verecek bir benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 37. “Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri.
Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri.” ve “madencilik ve maden çıkarma hizmetleri” hariç hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu, dava konusu başvuru kapsamında farklı olarak yer alan 37. sınıf hizmetler yönünde de SMK'nın 6/5 maddesindeki şartların gerçekleştiği, davacının SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddelerine dayalı iddialarının yerinde olmadığı, kötü niyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca ulaşıldığını, dava konusu başvuru sahibinin müvekkilinin tanınmış olduğu sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, başvuru sahibine ait internet sitesinde müvekkilinin markalarını taşıyan araçların yer aldığını, dava konusu başvuru sahibinin sınırsız seçim şansı varken müvekkilinin markaları ile iltibas teşkil eden dava konusu başvuruyu tercih etmesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılarak dava konusu başvurunun kötü niyetli de olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı...vekili, taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvuruda davacı markalarını çağrıştıracak herhangi bir stilize unsuru, renk ve renk kombinasyonu bulunmadığını, somut olayda SMK'nın 6/1 ve 6/5 maddesindeki koşulların oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, 28.05.2019 tarihinde "..." ibaresinin, 37. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'ın 2020-M-7010 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 17.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 01.10.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "... " ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi, uyuşmazlık konusu 37. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğinde olduğundan, dava konusu başvurunun asıl unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Davacının itirazına mesnet markaları da "..." asıl unsurludur.
Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvurunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davacının "..." asıl unsurlu markaları arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf markalarının sadece ilk hecesinin aynı olmasının, işaretlerin bütünü itibariyle bıraktığı izlenim farklı bulunduğundan, iltibasa sebebiyet vermeyeceği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olması da sonuca etkili bulunmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş
Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı...YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir.
Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.
Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; yukarıda açıklandığı üzere tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, davacı tarafın kötü niyet iddiasını taraf markalarının benzerliğine dayandırdığı, benzer olmayan marka başvurusunun kötü niyetli kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber,
kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı...vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/11/2023
Başkan V · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1297, K. 2023/1251, 12 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama