KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2023
- Esas no
- 2021/1486
- Karar no
- 2023/1472
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 05/11/2020
- Numarası
- 2019/289 E. - 2020/233 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
880 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/11/2020 tarih ve 2019/289 Esas - 2020/233 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalılarca 2017/70502 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunun yapıldığını, müvekkili tarafından "...", "... ..." ve "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, dava konusu başvuruda yer verilen "..." ve "..." ibarelerinin çatı marka olduğunu, "..." ibaresinin ise ayırt ediciliğinin bulunmadığını, dolayısıyla başvurunun esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve bu ibarenin müvekkili markalarının da esas unsurunu oluşturduğunu,
buna göre dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, davalı ... şirketinin müvekkilinin rakibi olduğunu, bu şirketle müvekkili arasında derdest davaların bulunduğunu ve anılan davalının, "..., ..." markalarının müvekkiline ait olduğunu bildiğini, açıklanan nedenlerle dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-4317 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... AŞ vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markalarında yer alan ibarelerin aynı olmasının, markalar arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik yaratmayacağını, taraf markalarının benzer olmadığını, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin de birbirinden farklı olduğunu ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine istemiştir.
Davalı ... vekili, iptali istenen YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, davacı markasının hükümsüzlüğü talebi ile dava açtıklarını, açılan davanın neticesinin beklenmesinin gerektiğini, davacının markasını kullanmadığını, markalar arasında karıştırılma tehlikesinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı, bu anlamda taraf markaları arasında herhangi bir emtia benzerliğinin mevcut olmaması nedeniyle karıştırılma ihtimali ile ilgili aranılan kriterin ilk şartının oluşmadığı, bu itibarla SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir tescil engelinin bulunmadığı, davacı markalarının tanındığı "züccaciye" emtiası ile dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin birbirlerinden tamamen farklı olduğu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da gerçekleşmediği,
davalıların kötü niyetli davrandığına dair dosyada delil bulunmadığı, dava konusu markanın başvuru tarihi nazara alındığında davalının "..." markası üzerindeki ihtilafı bilmesine rağmen başvuru yaptığı iddiasının dinlenebilir olmadığı, ihtilafların başvuru tarihine yakın tarihli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, ilk derece mahkemesince denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar ittihaz edildiğini, davalı şirketlerin "..." ibareli marka bakımından internet üzerinden paylaşımlar yaptıklarını, bu paylaşımlarda, ülkemizdeki bazı lüks restoranlar ile ilgili bilgilerin yer aldığını, anılan sitede mutfaklar ile ilgili bilgilere ve görsellere yer verildiğini, müvekkili markalarının da mutfak eşyaları emtiasında tescilli olduğunu, dolayısıyla marka kapsamları arasında benzerlik bulunduğunu, marka işaretleri de benzer olduğundan markaların karıştırılacağını,
aksi yöndeki bilirkişi raporunun yerinde olmadığını, davalı ... şirketinin işbu dava konusu olan marka başvurusunun görseli bakımından ve ayrıca "...", "..." ibareli markalar bakımından sürekli olarak marka başvurularında bulunduğunu, davalının bu eylemlerinin kötü niyetli olduğunu, anılan davalının kötü niyetli eylemlerini tek bir defaya mahsus gerçekleştirmediğini, dava konusu başvurunun da anılan kötü niyetli başvurulardan biri olduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkili adına tescilli "...", "..." ve şekil ibareli markaları ile iltibas yaratacağını ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mallar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir benzerliğin olmadığı, karıştırılma tehlikesinin değerlendirilmesinde marka kapsamlarının esas olduğu, fiili kullanımın dikkate alınmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla anılan madde koşullarının gerçekleşmediği,
bunun dışında davacı markalarının tanınmış olduğu züccaciye ürünleri ile dava konu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamen farklı sektörlere ilişkin olduğu, SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların meydana geleceğinin ispat edilemediği, taraflar arasında görülen ve henüz kesinleşmeyen davalar nedeniyle dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/11/2023
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1486, K. 2023/1472, 9 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama