KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2024
- Esas-Karar No
- 2021/1945 - 2024/231
- Esas no
- 2021/1945
- Karar no
- 2024/231
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 07/07/2021
- Numarası
- 2020/265 E. - 2021/285 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
967 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2021 tarih ve 2020/265 Esas - 2021/285 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, "... ...", "..." ve "..." ibareli çok sayıda markanın da müvekkili adına tescilli bulunduğunu, davalı Şirketin 2019/81511 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu marka başvurusunun esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, başvuruda yer verilen "..." ibaresinin, İngilizcede jöle anlamına geldiğini ve herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını,
markalar arasındaki sınıfsal benzerliğin ayniyet derecesinde olduğunu, markaların ortalama gıda tüketicilerince karıştırılacağını, gıda ürünlerinin tüketicilerinin dikkat düzeyinin düşük olduğunu, "..." markasını gören tüketicilerin, markayı müvekkili ile ilişkilendirebileceğini, dava konusu ürünlerin çocuklara da hitap ettiğini, bir kısım emtia üzerinde bir kısım tüketicilerin karıştırılma ihtimalinin olmasının dahi yeterli olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığının da iltibası arttırdığını, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,
YİDK'in 2020-M-7076 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markaların bütünsel olarak incelenmesinin gerektiğini, ortalama tüketicilerin yabancı kelime kökenli markalarda, markayı bütünsel olarak algılayacağını, "..." ve "..." ibarelerinin ayrılarak değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, davacıya ait "..." markasının kelime anlamının, "eğlence yerlerinde satılan, dondurmaya benzer bir tür dondurulmuş krema" olduğunu, İngilizce "..." ve Türkçe "donmak" kelimesinden türetildiğini, davacı markalarında ortalama tüketicinin "..." ibaresi üzerinde odaklanacağını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının "..." markasının tanınmışlığının, dava konusu başvuru açısından bir etkisinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu markanın ayırt edici unsurunun bir bütün halinde "..." ibaresinden oluştuğu, davacı markalarının esas unsurunu "..." ve "..." ibarelerinin oluşturduğu, karşılaştırılan markaların ortalama tüketici nezdinde aynı/benzer nesnelere çağrışım oluşturmadığı, görsel olarak tertip tarzı ve başlangıçlarını oluşturan harf farklılığı nedeniyle görsel olarak da markaların benzer olmadığı, yine işitsel olarak dava konusu markanın "...", davacı markalarının "..." şeklinde telaffuz edileceği, markaları oluşturan başlangıç kesiminin farklı harflerle oluşturulduğu,
bu nedenle bütüncül algıda işitsel olarak da markalar arasında benzerlik bulunmadığı, bu nedenle daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını davaya konu emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı,
dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olduğu varsayılsa bile markaları oluşturan işaretlerin benzer olmaması nedeniyle SMK m.6/4 ve m.6/5 hükmü koşullarının somut olayda mevcut olmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına ilişkin istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkiline ait markaların tanınmış marka olması sebebiyle marka hakkına ilişkin korumanın daha geniş yorumlanması gerektiğini, ilk derece mahkemesince ise müvekkiline ait markaların tanınmışlığının göz ardı edilerek iltibas incelemesi yapıldığını, dava konusu başvuruyu oluşturan "..." ibaresi ile müvekkiline ait markalardaki "..." ibaresinin, ayırt edilemeyecek kadar benzer olup iki markanın karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ortalama gıda tüketicisinin dikkat düzeyinin düşük olmasının da markalar arasında iltibas ihtimalini güçlendirdiğini, davalının,
müvekkiline ait tanınmış markaya ayırt edilemeyecek düzeyde benzeyen ibareyi kullanmasının, kötü niyetin varlığını gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği,
buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından,
davacı markalarının tanınmış olmalarının da somut uyuşmazlığa bir etkisinin olmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1945, K. 2024/231, 9 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama