KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davacı Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1216 - 2024/1423
- Esas no
- 2022/1216
- Karar no
- 2024/1423
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/03/2022
- Numarası
- 2020/371 E. - 2022/87 K.
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Marka 2020-M-7917 Sayılı YİDK Kararı İptali
Karar Metni
1.094 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2022 tarih ve 2020/371 E. - 2022/87 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2019/88007 numaralı "..." ibareli markanın 29, 30. ve 32. sınıflarda tescili için yapılan başvurusuna davalı şirketin "...", "..." ve "..." ibareli markalarıyla iltibas yarattığı gerekçesiyle yaptığı itirazın kabul edilerek 2020-M7917 sayılı YİDK Kararıyla başvurunun reddine karar verildiğini oysa davacının 2007/34666, 2000/14671, 2007/16715, 2007/29843, 2011/62937, 2013/82752, 2019/87999, 2019/92557 "..." ibareli markaların sahibi olduğunu,
davacının yarattığı yüksek derecede ayırt ediciliğe sahip bu ibare üzerinde 20 yıldan beri tescilden ve kullanımdan kaynaklanan kazanılmış hakka ve öncelik hakkına sahip olduğunu, YİDK kararının markalar parçalara ayrılarak incelenmek suretiyle verildiğini, davacı markasında boncuk şeklindeki çikolatalı renkli şekerlerin üzerinde yer aldığı çikolata şeklinin ve diğer renk unsurları içinde yer alan mavi ve mor rengin baskın olarak yeraldığını, davalı şirketin markalarında ise ayıcık şeklinin baskın olduğunu,
YİDK kararına dayanak gösterilen davalının 2018/72657 sayılı "..." ibareli başvurusunun davacının itirazı sonucu reddedilerek tescil edilmemiş olduğunu ileri sürerek, 2019/88007 başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunun reddine dair 07.10.2020 tarih ve 2020-M-7917 sayılı YİDK kararının iptaline ve başvuru markasının tesciline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin 05, 29 ve 30. sınıflarda yurtiçinde ve yurtdışında tescilli ... ibareli çok sayıda markasının bulunduğunu ve “...” ibareli markasının 06.03.2017 tarihli başvuru üzerine T/03138 sayı ile tanınmış marka statüsüne alındığını, muhtelif uyuşmazlıklarda davacı yanın “...”/“...” markası ile müvekkilinin “...” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu yönünde kesinleşen kararlar verildiğini, karşılaştırılan markalar arasında yüksek derecede işitsel benzerlik olduğundan ortalama gıda tüketicilerince karıştırılabileceğini,
dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış ... ibareli seri markaları arasına sızabileceğini, “...” markası yönünden dava tarafları arasında süregelen bir uyuşmazlık söz konusu olduğundan karşı tarafın “...” markası üzerinde öncelikli hakka sahip olmadığını, davalının “...” markasıyla ilgili fiili kullanımlarını kanıtlayıcı herhangi bir bilgi ve/veya belgeyi sunamadığını, davacıya ait 2007/58084, 2007/10715, 2007/34666 ve 2007/29843 sayılı marka başvurularının kazanılmış hak koşullarını taşımadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "Şekil+... " ibareli marka başvurusu ile davalı firmaya ait 2018/59258 ve 2018/59558 sayılı "... " ibareli tescilli markaları arasında YİDK kararına konu olan 29,30 ve 32.sınıftaki mallar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markalarındaki malların da ilişkili ve bağlantılı mallar olduğu,
ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından işaret benzerliği nedeniyle bu mallar açısından başvuru konusu işaret ile davalı taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğundan YİDK kararının yerinde ve doğru olduğu, davacı önceki markaları dolayısıyla müktesep hak iddiasında bulunulmuş ise de başvuru markası ile önceki markalarında asli unsurlar değiştiğinden müktesep hak koşullarının oluşmadığı,
her ne kadar YİDK kararında " itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Saylı SMK'nın 6/5 maddesi hiikmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı kanaatine varıldığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmüştir. " şeklinde hatalı bir tespit yapılmış ise de somut olayda SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı,
( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ancak bu durumun SMK 6/1 maddesindeki iltibası ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 19.09.2001 tescil tarihli ve 2000/14671 sayılı “...” markasının, yaklaşık 20 yıldır müvekkili adına çekişmesiz olarak tescilli olduğunu, bunun dışında davaya dayanak olarak gösterilen “...”, “...” ve “...” ibareli kelime markaları ve 2013/82752 sayılı “...” ibareli şekil markalarının da müvekkilinin uzun yıllardır tescile dayalı olarak kullandığı markalar olduğunu, hatta 2013/82752 sayılı “...” ibareli kelime ve şekil markası ile davaya konu markanın küçük farklılıklarla birbirinin aynısı olduğunu, dava konusu “...” markasının,
müvekkilinin tescilli “...” ibareli markalarının serisi niteliğinde olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile davalının “...” ve “...” markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak tamamen farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tüketicinin dava konusu markanın birlikte var olan firmalara ait olduğunun bilinciyle hareket ettiğini, dava konusu ibare üzerindeki yirmi yıllık kullanımlarını kanıtladıklarını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK karar iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu davalı markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının kelime unsurunun herhangi bir anlamının bulunmadığı, içerdikleri
harfler, harflerin dizilimi, söyleniş biçimi ve tertip tarzı itibarıyla yüksek
düzeyde benzerlik taşıdıkları, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih, 2012/18887 Esas, 2013/17045 Karar sayılı kararında "..." ibareli başvurunun ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/10/2013 tarih, 2012/5911 Esas, 2013/18486 Karar sayılı kararında "... ..." ibareli başvurunun davalının "...-..." ibareli markaları ile benzer bulunduğu, öte yandan davacı tarafından önceki tarihli markaları nedeniyle müktesep hak iddia edilmiş ise de bunlardan 2013/82752 sayılı "..." asli unsurlu markanın tescil tarihi itibariyle müktesep hak koşullarını sağlamadığı,
müktesep hak iddiasına mesnet olan diğer markaların ise asli unsurlarının değişmesi nedeniyle davacıya tescil hakkı kazandırmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1216, K. 2024/1423, 13 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama