KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davacı
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1537 - 2024/1757
- Esas no
- 2022/1537
- Karar no
- 2024/1757
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/05/2022
- Numarası
- 2021/249 E. - 2022/167 K.
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka ile ilgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
2.162 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 tarih ve 2021/249 Esas - 2022/167 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli seri markaların sahibi olduğunu, müvekkili şirketin eğitim sektörü ile ilgili olarak özellikle 41. sınıfa yönelik sürekli bir şekilde “...” ortak ibareli markalarının bilinirliğine, tanınırlığına katkıda bulunmak için ciddi bir emek, reklam ve yatırım gerçekleştirdiğini, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2020/92652 sayılı ve "..." ibareli markanın 09, 16, 35 ve 41. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için yaptığı başvuruya itiraz ettiklerini, itirazın davalı ...
2021-M-5820 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun özellikle 41. sınıf yönünden seri marka algısı yarattığını, davalı markasının ortalama tüketici nezdinde müvekkili şirkete ait markalar ile karışıklığa sebebiyet vereceğini, tüketicilerin markaların aynı kişiye ait olduğunu ya da hizmeti veren işletmeler arasında idari ekonomik anlamda bağlantı olduğunu zannedeceklerini, davalı başvurusunun tescili halinde müvekkili şirketin tanınmış "..." markası ile de ilişkilendirilebileceğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,
YİDK’nın 2021-M-5820 sayılı kararının iptaline ve 2020/92652 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu 2020/92652 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 16 ve 41. sınıf mal ve hizmetler ile 16. sınıf emtia satışına yönelik 35. sınıf hizmetler bakımından, taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet/benzerlik bulunduğu, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel ve işitsel olarak düşük seviyede benzer olduğu, kavramsal olarak benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığının ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararının yerinde olduğu, hükümsüzlük ve terkin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait seri nitelikteki “...” ibareli markaların 16 ve 41. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait markalara iltibasa sebebiyet verecek derecede benzediğini, emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, bilirkişi raporunun yerleşik içtihat ve kabul gören ilkeleri ortaya koymuşken markalar arasında iltibas bulunmadığı yönündeki tespitini kendi içinde çelişki barındırdığını, başvuruda ilk olarak “...” ibaresinin göze çarptığını, müvekkilinin tanınmış "..." markalarıyla ilişkilendirileceğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şahsın "..." ibaresinin, 09, 16, 35 ve 41. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı kuruma başvurduğu, davacının "..." asli unsurlu markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara itirazının ise, YİDK'nın 18.08.2021 tarih ve 2021-M-5820 sayılı kararıyla reddedildiği, işbu davanın ise iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 15.09.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, mahkemenin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas ve bulunup bulunmadığı, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeli tescil engellerinin gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Somut olayda, dava konusu başvurunun kapsamında 09, 16, 35 ve 41. sınıf mal ve hizmetlerde tescili talep edilmiştir. Davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında ise 16 ve 41. sınıf mal ve hizmetler yer almaktadır. Bu durumda başvuru kapsamındaki 16 ve 41. sınıf mal ve hizmetler ile 16. sınıf malların satışına yönelik 35. sınıf hizmetler yönünden taraf markaları arasında kısmen emtia benzerliği gerçekleşmiştir.
İşaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itiraza mesnet markalarının asli unsuru da "..." ibaresidir. Dolayısıyla her iki taraf markalarında "..." kelimesi ortaktır.
Mahkemece taraf markaları arasında görsel ve işitsel olarak düşük seviyede benzerlik bulunduğu, kavramsal benzerliğin ise bulunmadığının kabulü ile sonuca ulaşılmış ise de, Dairemizce, her iki taraf markasının asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, zira başvurudaki "-..." ibaresinin "..." ibaresine vurgu yaptığı, bu durumda başvuru markasının davacının itiraza mesnet gösterilen markalarından yeterince uzaklaşmadığı ve bu hale göre dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Nitekim işbu dava bakımından emsal niteliğindeki "... ... + şekil" ibareli başvuruyu davacı markaları ile benzer gören Dairemizin 09.10.2020 tarih ve 2019/401 E. - 2020/832 K. sayılı karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2022 tarih ve 2021/2361 E. - 2022/6660 K. sayılı kararı ile onanmıştır. Açıklanan nedenlerle SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporlarındaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar davacı vekilince, tanınmışlık ve kötüniyet iddialarına dayalı olarak da davalının tescil talebinin reddinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmışlığı kanıtlanamadığı gibi, başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin somut delil de ileri sürülmemiş, Dairemizce, davacı vekilinin bu yöndeki itirazları isabetli bulunmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında benzer mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle, davanın bu mal ve hizmetler yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden,
Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 24/11/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1537, K. 2024/1757, 1 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama