KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Mart 2024
- Esas no
- 2022/162
- Karar no
- 2024/474
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 18/10/2021
- Numarası
- 2020/84 E. - 2021/375 K.
- Davacı
- ...
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
870 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2021 tarih ve 2020/84 Esas - 2021/375 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2011 yılından bu yana "..." markasını mobilya sektöründe kullandığını, davalı Şirketin ise 2018/95233 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin söz konusu başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, başvurunun tescili halinde davalı Şirketin, müvekkilinin uzun yıllardır kullanıp tanıttığı markasından haksız menfaat temin edeceğini, iptali istenen YİDK kararında, kullanıma ilişkin herhangi bir sınıf değerlendirilmesi yapılmaksızın davalının markayı 2004 yılından bu yana kullandığının belirtildiğini,
ancak davalının kullanımının mimarlık hizmetleriyle sınırlı olduğunu, internet sitelerinin geçmişlerini kaydeden bir platform olan www.....org sitesinden alınan ekran görüntüsünün müvekkilinin uzun süredir ... markasını kullandığını ispat ettiğini, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı markasının tüketiciler nezdinde ayırt edicilik kazandığını, SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, davalı Şirketin 11.09.2018 tarihli eposta mesajında, müvekkilinden isim değişikliği yapmasını istediğini, müvekkilinin bu e-postaya cevap olarak gönderdiği ihtarnamede de belirtildiği üzere davalının markalarının 05,
09, 14, 21, 25, 34, 37, 42 ve 45. sınıflarda tescilli iken müvekkili markasının 20. ve 35. sınıflarda kullanıldığını, davalının bu ihtarnameyi tebellüğ ettikten sonra 25.10.2018 tarihinde kötü niyetli olarak dava konusu başvuruyu yaptığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-11410 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının ve başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 2004 yılından bu yana 20. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde "..., ..." seri markalarını aralıksız ve yoğun bir şekilde kullandığını, markayı Türkiye ve yurt dışında bilinir hale getirdiğini, davacının başvuru konusu ibare üzerinde gerçek hak sahipliği ve eskiye dayalı kullanım iddialarını ispatlayamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacı tarafın, dava konusu başvuru tarihinden önce "..." ibaresini, SMK'nın 6/3 maddesi anlamında 20. ve 35. sınıf mal ve hizmetler üzerinde kullandığını kanıtlayamadığı, bu yönden davaya konu YİDK kararının yerinde olduğu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme neticesinde düzenlendiğini, bu nedenle denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkili delillerinin bilirkişi heyetince yok sayıldığını, dosyaya sundukları ekran görüntüleri ile müvekkilinin "..." ibaresini eski tarihlerden beri kullandığını ispat ettiklerini, ancak bilirkişilerce çıplak gözle okunamadığı gerekçesi ile bu görüntülere itibar edilmediğini, oysa bilirkişilerin sadece görmesinin ve okuyabilmesinin, bu delilin değerlendirilmesi bakımından yeterli olduğunu,
kaldı ki internet üzerinde yapılacak basit bir işlemle anılan ekran görüntülerine ulaşılabildiğini, müvekkilinin yoğun emek ve çabasıyla 20. ve 35. sınıf kapsamında uzun senelerdir kullandığı ve tüketici nezdinde tanıttığı "..." ibareli markanın, davalı tarafından başvuruya konu edilmesinin kötü niyetli bulunduğunu, çünkü davalının, müvekkilinin tescilsiz marka kullanımından haberdar olmasına ve bu konuda ihtarname ile uyarılmasına rağmen, ihtardan kısa süre sonra dava konusu başvuruyu yaptığını, kötü niyetli marka başvurusunun başlı başına markanın tescil edilmesine engel olduğunu,
müvekkilinin eskiye dayalı kullanımlarının ve tescilsiz markasal kullanımdan kaynaklanan haklarının yok sayıldığını, davalı tarafça bu marka altında mobilya satışı gerçekleştirilmediğini, "..." ibaresinin İngilizce olup, Türkçe'de "çakıl taşı" anlamına geldiğini, özellikle inşaat sektörü ve/veya davalının faaliyet gösterdiği mimarlık hizmetleri bakımından hemen her şirketin kullandığı çakıl taşı anlamına gelen bir kelimenin marka vasfının olmadığını, herkesin kullanımına açık genel bir ibare olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru tarihinden önce "..." ibaresinin, davacı tarafından SMK'nın 6/3 maddesi anlamında, yerelliği aşan ve söz konusu ibareye belli bir bilinirlik kazandıracak ölçüde markasal olarak kullanıldığının ispat edilemediği, dolayısıyla somut olayda, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı, buna göre davacının tüm istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/03/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/162, K. 2024/474, 8 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama