KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi Davacı Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Esas-Karar No
- 2022/1954 - 2025/31
- Esas no
- 2022/1954
- Karar no
- 2025/31
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 07/07/2022
- Numarası
- 2021/281 E. - 2022/237 K.
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.613 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/07/2022 tarih ve 2021/281 E. - 2022/237 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili Şirketin çok sayıda "..." ibareli tescilli markasının bulunduğunu, bu markaların uzun yıllardır kesintisiz ve fasılasız olarak kullanılarak müvekkili tarafından maruf ve meşhur hale getirildiğini, davalı gerçek kişinin 2019/122765 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, çünkü dava konusu başvurunun asli unsurunun da "..." ibaresi olduğunu,
dava konusu başvurunun tescili halinde tüketicilerce müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve tescili halinde dava konusu markanın bu tanınmışlıktan haksız yararlanacağını, ayrıca müvekkili markasının itibarına zarar verileceğini ve ayırt ediciliğinin zedeleneceğini, SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddeleri koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığını, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının kılavuz kelimesi olduğunu, dava konusu marka başvurusunun SMK’nın 6/3 ve 6/6 maddeleri uyarınca da reddi gerektiğini ileri sürerek,
YİDK’in 2021-M-5847 sayılı kararının iptaline, davalıya ait 2019/122765 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu marka bir bütün olarak "..." ibaresinden oluşurken, davacıya ait markaların esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, taraf markaları ortak olarak "..." kelimesini içermekle birlikte, ortak olarak işaretlenen bu kelimenin anlamı olan bir kelime olduğu, taraf markaları kapsamında yer alan diğer kelime/şekil unsurlarının birbirinden çok farklı bulunduğu, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olmadığı,
dava konusu markada "..." ve "..." kelimelerinin ve "..." ibaresinin farklı bir tertip ile bir araya getirildiği ve bütün olarak bakıldığında davacının dayanak markasından uzaklaştığı, dava konusu markanın bir bütün olarak "..." olarak algılandığı, dava konusu markada "..." kelimesinin ön plana çıkarılmadığı ve bir bütünün içinde kaybolduğu, kelimelerin başındaki farklılığın markaları ayırt etmesi için yeterli olacağı, somut olay bakımından markaların karıştırılması /ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı,
davacı şirkete ait "..." ibareli markanın gıda sektöründe aktif olarak kullanıldığı, mahkeme kararları ile tanınmış marka olduğunun ifade edildiği, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunulduğu ve anılan ürün grubunda tanınmış olduğu, davacının tanınmış markası olan "..." ibaresi ile dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı bulunduğu, benzer olmadığı, davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut bulunmadığı,
kötü niyet iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, mahkemece dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından taraf markaları arasındaki "aynı veya benzerlik" koşulunun sağlanmış olduğu isabetli olarak tespit edilmiş olsa da, redde mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal yönden benzerlik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili markalarının aynı veya benzer olmadığına ilişkin yapılan değerlendirmenin isabetsiz bulunduğunu, müvekkiline "..." markalarının, tescilli oldukları tüm mal ve hizmet sınıflarında tanınmış olduğunu, bu kapsamda mahkemenin,
müvekkili markalarının salt gıda ürünleri yönünden tanınmış olduğu tespitinin yerinde olmadığını, davalının marka başvurusunun, 6769 sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca da reddinin gerektiğini, müvekkilinin, "..." ibareli markaların gerçek hak sahibi olduğunu, aynı zamanda bu ibarenin müvekkilinin ticaret unvanında da yer aldığını, dolayısıyla SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesi koşullarının da oluştuğunu, davaya konu tescil başvurusunun SMK'nın 5/1-ç maddesine de aykırılık teşkil ettiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'nun 06.12.2019 tarihinde 2019/122765 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 29. sınıf malların bulunduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1,3,4,5,6,7,8,9 maddeleri kapsamında başvuruya itiraz ettiği, bu itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK'in 20.08.2021 tarih, 2021-M-5847 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın davacıya 23.08.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Eldeki dava, iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 20.10.2021 tarihinde açıldığından işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davacının istinaf dilekçesi de gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacıların itirazına mesnet markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı, SMK'nın 6/3,4,5,6,9 maddeleri koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvurunun kapsamında yer 29. sınıf malların tamamı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında aynen yer aldığından, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru, kırmızı ve yeşil renkli bir kalp şekli içerisine konumlandırılmış, mavi renk ile yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. "..." ibaresi, bir aşiretin ismi olduğu gibi aynı zamanda bir çeşit peynir türünün adıdır. Başvuruda yer verilen "..." ya da bir bütün olarak "..." ibaresinin ise bir anlamı yoktur. "..." kelimesi ise yerden kaynayarak çıkan su, kaynak anlamlarına gelmektedir.
Bu haliyle başvurunun asli unsuru bir bütün olarak "..." ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markaların asli unsurları ise "..." ibaresinden oluşmaktadır. Buna göre taraf markaları arasında, "..." ibaresinin ortak olarak kullanılmasından kaynaklanan görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik mevcut olup, bu benzerlik nedeniyle ortalama tüketicilerce markaların karıştırılacağının kabulü gerekmektedir.
Öte yandan davacılar markalarının seri marka olduğu da gözetildiğinde, dava konusu başvurunun tescili halinde davacıların seri markalarından biri olarak algılanabileceği, en azından markaların ilişkilendirileceği kanaatine varılmıştır.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.12.2008 tarih, 2007/10373 esas, 2008/13740 karar sayılı kararında da, "..." markası ile davacıların ... ibareli markalarının benzer olduğu yönünde karar verilmiş, kararın gerekçesinde de "..." markası ile "... vs." markalar arasında iltibas tehlikesi olduğunun kabul edildiği tespitlerine yer verilmiştir.
Bu itibarla, Dairemizce de davacının "..." ibareli markası ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu kabul edilmiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki aksi yöndeki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Davacıya ait markalar gıda ürünleri yönünden tanınmış olduklarından, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğu kabul edilmiştir. Bunun dışında, dosya kapsamındaki delillerle SMK'nın 6/3 ve 6/6 madde koşullarının ispat edilemediği gözetildiğinde, davacı vekilinin bu yöne ilişkin itirazları yerinde bulunmamıştır. Son olarak, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı da ispat edilemediğinden, davacının bu iddiasına da itibar edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1954, K. 2025/31, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama