KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Davacı Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2025
- Esas-Karar No
- 2022/2159 - 2025/255
- Esas no
- 2022/2159
- Karar no
- 2025/255
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/10/2022
- Numarası
- 2022/65 E. - 2022/311 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
961 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2022 tarih ve 2022/65 E. - 2022/311 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin çeşitli yayınlar yapan bir firma olduğunu ve bu faaliyetlerinde kullanmak üzere “...”, “...”, “... ...” ve “... ...” ibarelerinden oluşan dört ayrı marka başvurusunda bulunduğunu, davalının dört markanın her birinin ilanına da itiraz ettiğini, bu itirazlardan sadece dava konusu edilen “...” markasına ilişkin davalı itirazının diğer davalı tarafından kabul edildiğini, bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira davalının ret kararına mesnet alınan “...” ibareli 2010 39300 sayılı markasının tescilli olduğu 16,
35 ve 41. Sınıflara giren mal ve hizmetler açısından markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, “...” kelimesinin Osmanlıca’da “kitaplar” anlamına geldiğini, “...”nin de “kitapların bir arada tutulduğu yer” anlamını haiz olduğunu, davalının markasında “...” ibaresinden başkaca ayırt edici unsur da kullanılmadığını, davalının redde mesnet markasının zayıf bir marka olduğunu ve koruma kapsamının dar yorumlanması gerektiğini, yani bu markanın ufak değişikliklerle farklı hallerinin başkaları adına marka olarak tesciline engel olunamayacağını, zaten de taraf markaları arasında görsel,
işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunmadığını, keza markaların okunuşlarının çok farklı olduğunu, dava konusu edilen YİDK kararının marka hukukundaki bütünsellik ilkesine de aykırı düştüğünü ileri sürerek YİDK’nın 2022-M-111 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili taraf markalarının aynı kişiye ait konsept marka algısı yarattığını, davacının müvekkilinin tescilli markası üzerinden markalaşma çabası içinde olduğunu, taraf markalarını gören tüketicilerin aklında kalacak ibarenin birebir aynı “...” kelimesi olacağını, müvekkilinin tescilli markası “...” değil de, “...” olduğu için davacının zayıf marka hususundaki iddialarının somut uyuşmazlıkla bağdaşmadığını, zira müvekkilinin markasında geçen “...” ibaresinin gündelik konuşma dilinde yeri olmadığını ve bu yüzden de kendine has/nadir bir kelimeden oluşturulmuş orijinal bir marka olduğunu,
davacının dava konusu edilen markasına “...” ibaresinin ayırt edicilik kattığının söylenmesinin mümkün olmadığını, zira bu kelimenin eski Türkçe’ye ait olması nedeniyle markayı gören tüketicilerin odak noktası olma ihtimalinin düşük olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olduğu, davacının markasının reddedildiği tüm emtia açısından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, markalar arasında, davacının markasının reddedildiği tüm emtia açısından, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğu, dava konusu edilen 2022-M-111 sayılı YİDK kararının bu değerlendirmeler ile uyumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin kararının bütünsel inceleme ilkesine aykırı olduğunu, benzerlik incelemesinde müvekkilinin markasındaki “...” sözcüğünün esas alındığını, oysa, müvekkilinin markasının “...” olduğunu, aitlik ekinin (-i) ve “...” ibaresinin markadan çıkarılması ve benzerlik incelemesinin “marka bölünmek suretiyle” yalnızca bir kısım unsurlara hasredilmesinin hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı bulunduğunu, bilirkişi raporundaki görüşler doğrultusunda “...” markasının somut ve soyut ayırt ediciliği olan orijinal bir ibare olduğunun kabul edildiğini,
oysa “...” kelimesinin “kitap” kelimesinin çoğul hali olduğunu, “...” ibaresinin “özgün ve orijinal” bir marka olduğundan bahsetme imkanının bulunmadığını, davalı şirketin markasının ayırt ediciliği düşük, daha dar kapsamlı korumadan yararlandırılabilecek zayıf marka olarak kabul edilmesi gerektiğini, “...” kelimesinin kökeninin Arapça olup, “sabah vakti, şafakla ilgili” ve “şafak zamanı uyanık olan” anlamlarına geldiğini, mahkemece bilirkişi raporuna itirazların karşılanması ve yeni bir rapor alınması talebine rağmen, yeni rapor alınmadığını ve itirazların incelenmediğini ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının “...” ibareli marka başvurusu ile davalının “...” ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurun, somut ve soyut ayırt ediciliği bulunan "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği,
ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/2159, K. 2025/255, 7 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama