KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Mart 2024
- Esas-Karar No
- 2022/293 - 2024/636
- Esas no
- 2022/293
- Karar no
- 2024/636
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 25/11/2021
- Numarası
- 2021/86 E. - 2021/368 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.836 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/11/2021 tarih ve 2021/86 Esas - 2021/368 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkiline ait "..." ibareli başvuruların/tescillerin bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2019/59798 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalı başvurusuna hiçbir ayırt ediciliğin sağlanmadığını, başvuru kapsamındaki hizmetlerin de müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olduğunu,
ayrıca müvekkili markalarının tanınmış bulunduğunu ve başvurunun tescili halinde davalının bu tanınmışlıktan haksız fayda sağlayacağını, aynı zamanda müvekkili markalarının tanınmışlığının zedeleneceğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-11203 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili başvurusunun davacı markalarından farklılaştığını, "..." ibaresini ihtiva eden pek çok markanın farklı firmalar adına tescil edildiğini, bu ibarenin ilgili sınıflar bakımından güçlü marka olarak kabul edilemeyeceğini, SMK'nın 6/5 maddesindeki şartların oluşmadığını, müvekkilinin başvurusunun kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalıya ait 2019/59798 sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait 2019/64840, 2019/52217, 2019/24025, 2019/24015, 2019/21176, 2019/21171, 2017/76064, 188875 sayılı "...", "... ...", "...", "... şekil" ibareli markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme ihtimali ortaya çıkmayacağı, bu bağlamda itirazın reddine ilişkin olarak verilen 2020-M-11203 sayılı YİDK kararının isabetli olduğu, dava konusu YİDK kararın iptaline ve tescil edilmiş olan davalı markasının terkinine ilişkin koşulların oluşmadığı, davalının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna süresinde itiraz ederek dosyanın ek rapor aldırılmak üzere yeniden bilirkişiye gönderilmesini talep etmelerine rağmen mahkemece bu taleplerinin değerlendirme dışı bırakıldığını, eksik ve hatalı incelemeler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, mahkemenin değerlendirmesinin aksine dava konusu markaların birbirlerine ayniyet derecesinde benzediklerini, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arası benzerlik şartının da sağlandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı gerçek kişinin 24.06.2019 tarihinde 2019/59798 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın ise YİDK'in 23.01.2021 tarih, 2020-M-112013 sayılı kararıyla reddedildiği, kararın 25.01.2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru "..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markaların (dava konusu başvurudan sonraki tarihte başvurusu yapılan 2019/64840 sayılı marka dikkate alınmamıştır) asli unsuru ise "..." ibaresinden oluşmaktadır. Zira davacı markalarında farklı olarak yer alan "..." gibi ibareler, ayırt ediciliğe katkısı olmayan kelimelerdir.
Buna göre yapılan değelerdirmede, davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen yer aldığı, bu durumun taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi yarattığı kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davalılarca, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediliğinin düşük olduğu savunulmuş ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da diş sektöründe "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olmadığı açıklanmışsa da az önce ifade edildiği üzere taraf markaları arasındaki benzerlik "...l" ibaresinin ortak olarak yer almasından değil, bu ibareden türetilen ve davacının dayanağı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresine dava konusu başvuruda aynen yer verilmesinden kaynaklandığı, başvuruda yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt eciliği sağlamadığı kabul edildiğinden,
davalıların bu savunmasına ve bilirkişi raporundaki aynı yöndeki tespitlere Dairemizce iştirak edilmemiştir. Nitekim, aynı yönde değerlendirmeler içeren ve davacı markaları ile "..." ibaresi arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu kabul edilen Dairemiz kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/4766 E., 2024/986 K. sayılı ilamı ile onanmıştır.
Taraf markalarının kapsamında yer alan emtiaların karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetler yer almakta iken davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında 3 ve 21. sınıf mallar bulunmaktadır. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 3. sınıf malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Beyazlatma
ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri.Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç).Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç).Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza
taşları, aşındırıcı pastalar.Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir." ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan 3. sınıf mallar arasında benzerlik mevcuttur.
Zira, bir mal ile o malın satışına özgü mağazacılık hizmetleri, birbirlerini tamamlayan mal ve hizmetlerdir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararları da bu yöndedir.
Bunun dışında, başvuru kapsamında yer alan 5. ve 10. sınıf malların satışına özgü 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri ve 35/01-04. sınıf hizmetler ile davacı markalarının kapsamlarında yer alan 3. ve 21. sınıf mallar arasında benzerlik olmadığından bu hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar davacı tarafça hem davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazında hem de dava dilekçesinde tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayanmış ise de ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesine rağmen bu yönlerden bir istinaf nedeni ileri sürülmediğinden, bu hususlara ilişkin bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Bu itibarla; dava konusu başvuru ile davacının "..." ibareli markaları arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 3. sınıf malların satışına özgü 35. sınıf mağazacılık hizmetleri bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber,
kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/293, K. 2024/636, 29 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama