KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Davacı Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2024
- Esas-Karar No
- 2022/466 - 2024/735
- Esas no
- 2022/466
- Karar no
- 2024/735
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 25/11/2021
- Numarası
- 2021/133 E. - 2021/371 K.
- Davanın konusu
- Marka YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük
Karar Metni
995 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/11/2021 Tarih ve 2021/133 Esas - 2021/371 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli 03 ve 21. Sınıf mallarda tescilli markaların sahibi olduğunu, dava konusu 2019/85418 sayılı “...” ibareli başvuruya karşı itirazlarının reddolunduğunu, davalı yan markasının hiçbir ayırıcı vasfının bulunmadığını, taraf markalarının aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, müvekkilinin markalarının tanınır olduğunu, dava konusu markanın da müvekkilinin bu markalarının bir serisi olarak algılanacağını, müvekkilinin ... markasının yanı sıra ... gibi markalarının da bulunduğunu, davalı markasının bu haliyle açıkça iltibas yarattığını, markaların telaffuzlarının birebir aynı olduğunu,
başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2020-M-1485 sayılı YİDK kararının iptali ve 2019/85418 sayılı başvurunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraf markaların iltibasa mahal vermeyecek şekilde farklı olduklarını, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, diş ve ağız sağlığına yönelik endüstriyel mamullerde marka isimlerinin “...” ibaresi etrafında şekillenmesinin doğal olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının 03. Sınıftaki mallar bakımından aynı, aynı tür ya da benzer içerikte malları kapsamakla birlikte başvuruda yer alan 05. Sınıftaki ilaç, kimyasal, tıbbi içerikli ürünleri, böcek – haşerat ürünleri ve yine tıbbi içerikli dezenfektan, antiseptik vb. nitelikte ürünler bakımından ise herhangi bir ortak mal grubu kapsamadığı, davacı markalarının tamamında “...” ibaresinin bir bütün olarak varlığını koruduğu, davacı markalarının esas unsurunu “...” kelimesinin oluşturduğu,
taraf markalarının esas unsurlarını oluşturan “...” ve “...” şeklindeki ibarelerin bütünsel olarak yarattıkları algılar itibariyle, ilgili tüketicinin, işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali doğuracak bir benzerlik kurmasının beklenmesinin mümkün olmayacağı, işaretlerin bütün olarak birbirlerinden farklı oldukları, tüketici kitlesinin makul seviyede bilgilenmiş, özenli ve dikkatli tüketiciler oldukları, bu bağlamda her iki tarafa ait markalar altında sunulan malları satın almak isterken, yanlışlıkla diğer tarafın mallarından satın almak gibi bir yanılgıya düşmeyeceği,
aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, esasen gerçekçi bir yaklaşım da olmayacağı, zira bu iki işareti karıştıracak olan kişilerin makul düzeyde dikkat ve bilinç düzeyine sahip tüketici olarak nazara alınmasının olanaksız olduğu, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, bu nedenlerle karıştırılma ihtimaline yönelik koşulların somut olayda oluşmadığı,
davacı yanın markalarının tanınmışlığı iddiaları ile ilgili olarak dosya kapsamında bu iddiaları destekler somut delillerin yer almadığı, tanınmışlık ile ilgili bir kanaate varılamadığından SMK'nın 6/5. maddesinin koşullarının oluştuğu yönünde bir yorumda da bulunulmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, eksik ve hatalı incelemeler içeren ve itirazları karşılamayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, taraf markalarının işitsel olarak birbirlerine son derece yakın bulunduğunu, markalar arasında işitsel benzerlik koşulunun sağlandığını, müvekkili şirket markası olan ''...'' ibaresi kavramsal açıdan incelendiğinde ... kelimesine atıf yapıldığını, tesciline itiraz edilen ''...''' markasının da aynı esaslı unsura atıf yaptığını, karıştırılma ihtimalinde önemli olan hususun, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurması olduğunu,
taraf markaları arasında hem görsel hem işitsel hem de kavramsal açıdan benzerlik olduğunu, markalar arasında iltibastan söz edebilmek için görsel, işitsel ya da anlamsal benzerlikten herhangi birisinin olmasının yeterli bulunduğunu, üç unsur bakımından da benzerlik taşıyan ''...'' markasının tesciline yönelik itirazın YİDK tarafından reddedilmesinin Sınaî Mülkiyet Kanunu'nun amacına aykırı düştüğünü ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka YİDK kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu,
esasen davacının markasının "..." olduğu ve emsal kararlarda da bu şekilde bir bütün olarak korunduğu, davalı şirketin “tüm dişler” gibi bir anlamı veya “...” sesinin “al” olarak algılanmasıyla birlikte İngilizce’de “...”, yani Türkçe karşılığıya “diş ile ilgili” anlamını tüketiciye veren markasının da bütününün markanın esas unsurunu oluşturduğu,
tüketici kitlesinin makul seviyede bilgilenmiş, özenli ve dikkatli tüketiciler oldukları, bu bağlamda her iki tarafa ait markalar altında sunulan malları satın almak isterken, yanlışlıkla diğer tarafın mallarından satın almak gibi bir yanılgıya düşmeyeceği, zira bu iki işareti karıştıracak olan kişilerin makul düzeyde dikkat ve bilinç düzeyine sahip tüketici olarak nazara alınmasının olanaksız olduğu, dosya kapsamındaki delillerin tanınmışlık iddialarının kabulü için yeterli görülemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/466, K. 2024/735, 19 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama