KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/59
- Karar no
- 2024/245
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 11/11/2020
- Numarası
- 2020/97 E. - 2020/306 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
1.217 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/11/2020 Tarih ve 2020/97 Esas - 2020/306 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 1961 yılından beri “...” tanınmış markası ile faaliyet gösterdiğini, kurum tarafından müvekkilinin 2019/04667 sayılı “...” markası ile ilgili verilen kısmen ret kararınn haksız olduğunu, 1986 yılından bu yana müvekkilinin “...” markasının aralıksız kullanıldığını ve bu markanın tüketiciler nezdinde müvekkili şirkete özgülendiğini, yine Ankara 2. FSHHM’nin 2007/264E – 2009/51K sayılı kararında müvekkilinin “... ...” markasının tanınmış marka olduğunun kabul edildiğini, Yargıtay 11. HD’nin 2008/7468 E., 2010/3214 K sayılı içtihatında ise “...” ibaresinin marka olarak tescilinin olanaklı olduğunun,
davacının eylemli kullanım sonucu ayırt ediciliği sağladığın ve 7/1-c engelinin bu kullanım ile aşıldığının belirtildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/11-109E, 2016/282K sayılı içtihadının da aynı doğrultuda olduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarının devamı olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresini içerir 43 adet tescilinin bulunduğunu, dolayısıyla müktesep hakkının da mevcut olduğunu, müvekkilinin tek başına “...” ibaresinden oluşan 2000/03884 sayılı markasının bulunduğunu, anılan markanın müvekkiline müktesep hak sağlayacağını ileri sürerek, 2020-M-724 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TÜRKPATENT vekili, davaya konu marka başvurusunun reddedilen mallar bakımından tanımlayıcı olduğunu, ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, tanınmışlığın nispi red gerekçesi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, “...” ibaresinin “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, çikolatalar, bisküviler, pastalar, kekler, tartlar” bakımından cins – vasıf bildirir, markasal nitelik arz etmeyen bir tatlı cinsinin adı olduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 28/11/2017 tarih 2016/4981 E 2017/6649 K sayılı kararında da "..." ibaresinin Türkçe'deki baskın anlamının bir kek cinsi olarak bilindiği ve ortalama tüketicilerin başkaca bir zihinsel çabaya gerek olmaksızın bu ibareyi bir kek cinsi olarak algılayacaklarının kabul edildiği,
dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait önceki tarihli "..." ve türevlerini içerir markalardan ayrı ve bağımsız yeni bir marka başvurusu olduğu, önceki tarihli tescilli markalardan kaynaklı müktesep hak iddiasının SMK m.5/1-b ve m.5/1-c bendi bağlamındaki mutlak tescil engellerini bertaraf etme kabiliyetinin bulunmadığı, davacı yanca işlem dosyasına sunulan delillerin “...” ibaresinin, markasal bir işaret olarak, kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığını ve davacı yan ile özdeşleştiğini gösterir ticari nitelikteki delillere yer verilmediği,
bu nedenle kullanım yolu ile dava konusu markanın, tescil başvuru tarihi itibari ile “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, çikolatalar, bisküviler, pastalar, kekler, tartlar” bakımından ayırt edici nitelik kazanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile "Tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.
Şekerlemeler, krakerler, gofretler." emtiaları bakımından 2020-M-724 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu “...” ibareli markanın, müvekkili adına tescilli “...” ibareli markanın devamı niteliğinde olduğunu ve müvekkilinin anılan ibare üzerinde müktesep hakkı bulunduğunu, anılan markaların müvekkili tarafından 1986 yılından itibaren uzun yıllar boyunca, aralıksız olarak kullanıldığını, tüketici tarafından anılan ibarelerin bir kek türü olarak değil bir marka olarak algılandığını, dava konusu markanın seri marka sayılabilmek adına gereken tüm şartları sağladığını, müvekkili tarafından kesintisiz ve aktif bir biçimde kullanılan markanın, reklam,
satış ve pazarlama çalışmaları ile geliştirilerek toplum nezdinde güvenilir ve tanınmış bir marka halini aldığını, müvekkili adına tescilli "..." esas unsurlu 43 adet marka bulunmakta olup, birebir dava konusu marka ile aynı sınıflar bakımından tescilli ve esas unsuru hiçbir tali unsur içermeksizin tek başına muhafaza eden 2000/03884 başvuru no.lu "..." markasının bulunduğunu, reddedilen emtialar bakımından da markanın tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını, YİDK kararının iptalini ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf başvuru dilekçesinde, gerekçeli karar incelendiğinde, davanın reddedilen kısım yönünden sebebin açıkça anlatıldığını ancak kurumları aleyhine olan "kısmen kabul" sebebine yer verilmediğini, gerekçeli kararda davanın neden kabul edildiğinin tartışılmadığını, davaya konu "..." ibaresinin reddedilen mallar bakımından tanımlayıcı olup ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, "..." ibaresinin reddedilen mallar yönünden somut ve soyut ayırt edicilik vasfı bulunmadığını, herkes tarafından kullanılan bir ibarenin bir kişinin tekeline verilmesinin marka hukukuna ve kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini,
"pastacılık ve fırıncılık” mamulleri yönünden “...” ibaresinin ayırt edicilik vasfı bulunmadığı tespit edilmesine rağmen bu tespite aykırı şekilde hüküm kurularak hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye sebebiyet verildiğini, yargılama giderlerinin takdiri yönünden kabul / ret oranının hatalı belirlendiğini, öncelikle yargılama gideri ile vekalet ücretinin tamamının davacı tarafa yükletilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmün esas yönünden doğru bulunması halinde de kabul ret oranın takdirinin hatalı olup yargılama giderlerinin taraflara eşit olarak yükletilmesi gerektiğini,
YİDK kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun "..." ibareli olduğu, “...” ya da “...” ibaresinin öncül
anlamının "kek, kurabiye, çikolatalı tatlı türü" olduğu, bu anlamı itibariyle başvuru kapsamından çıkarılan “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, çikolatalar, bisküviler, pastalar, kekler, tartlar” bakımından cins – vasıf bildirir,
markasal nitelik arz etmeyen bir tatlı cinsinin adı olduğu, ancak başvuru kapsamından çıkarılan "Tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.
Şekerlemeler, krakerler, gofretler." emtiaları bakımından "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğundan ve ayırt edici niteliği haiz bulunmadığından söz edilemeyeceği, içerisinde gıda ve gastronomi alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunun da bu yönde olduğu, somut uyuşmazlıkta davacının önceki kullanımı “...” unsurlu diğer tescilli markalarına yönelik olup SMK'nın 5/2 maddesi kapsamında dava konusu başvuruya ayırt edicilik kazandırıldığının marka başvuru dosyası kapsamında sunulan delillerle kanıtlanamadığı,
her ne kadar davacı tarafından müktesep hak iddiasında bulunulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2017 tarih, 2016/4981 esas, 2017/6649 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, SMK'nın 5/1-ç maddesi hariç müktesep hak gerekçesiyle mutlak tescil engellerinin aşılması mümkün olmadığından bu yöndeki iddianın da yerinde bulunmadığı,
HMK'nın 326/2.maddesinde düzenlenen "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmüne istinaden mahkemece tarafların yargılama giderlerinden haklılık oranlarına göre sorumlu tutulmasının yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekili ile davalı ...vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/59, K. 2024/245, 16 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama