KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Vekilleri Davalı
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2024
- Esas-Karar No
- 2022/691 - 2024/872
- Esas no
- 2022/691
- Karar no
- 2024/872
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/12/2021
- Numarası
- 2021/113 E. - 2021/427 K.
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
1.492 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/12/2021 tarih ve 2021/113 E. - 2021/427 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2019/55865 Sayılı ve "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/56592 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın kısmen kabulü ile marka başvurusunun 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri kapsamında bir kısım ürünler bakımından, 36 ve 37. Sınıfta kayıtlı tüm mal ve hizmetler bakımından reddedildiğini,
davalı şirketin Markalar Dairesi kararına karşı itirazı üzerine, YİDK tarafından nihai olarak itirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılmasına karar verildiğini, oysa müvekkilinin, itiraza ve davaya dayanak markalarının tümünde "..." ibaresinin markaların diğer tüm unsurlarından ayrılarak büyük harflerle ya da farklı renklerle yazılarak kullanıldığını, markaların tüketici tarafından ilk anda dikkat çeken ve algılanan tek unsurun "..." ibaresi olduğunu, davalı şirkete ait başvuru konusu markanın da "... ..." ibaresinden oluştuğunu, dava konusu marka ile müvekkilinin markaları arasında kavramsal,
fonetik ve görsel benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının hem içerdikleri işaret ve unsurlar bakımından hem de ilgili oldukları bu mal ve hizmetler bakımından ayırt edilemeyecek düzeyde benzer ya aynı olduğunu, SMK'nın 6/1. maddesi çerçevesinde davalı şirkete ait marka başvurusunun reddedilmesi gerektiğini, SMK'nın 6/9. maddesi çerçevesinde bir başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-909 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/56592 başvuru numaralı "... "... ..." ibareli markanın 12, 35, 36, 37. Sınıflardaki tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacıya ait “...” ibaresini taşıyan itiraz konusu markaların ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu, “...” ibaresinin, Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te “1.
Çabucak 2. Aşağı yukarı 3. Yalnız, sadece 4. Çok” gibi anlamları haiz olduğunu, tüketicinin bu ibareye sürekli maruz kaldığından bu ibareyi her duyduğunda veya gördüğünde belirli bir firma ile ilişkilendirme yoluna gitmeyeceğini, başvurudaki diğer kelime unsurları da, anlamsal, görsel ve fonetik olarak ibareleri birbirinden uzaklaştırmakta olup, markalar arasında belirgin ve kolaylıkla algılanan görsel ve işitsel farklılıkların bulunduğunu, bu sebeple, markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığını, davacının,
davalının başvurusunun 6769 sayılı SMK’nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli bir başvuru olduğunu ispat edememiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu markanın logosu ve davacı logoları incelendiğinde logolar arasındaki tek benzerlik “...” kelimesi olmakta olup ek olarak eklenen “...” kelimesi ve şekil ile markaların şekil unsuru, yazı tipi, ibareler ve renkleri ile birbirinden bütünüyle farklı olduğunu, markaların isim, renk, şekil, biçim, logo ve hitap edilen tüketici çevrelerinin hiçbiri bakımından bir benzerlik bulunmamasına rağmen sadece “...” kelimesinin geçmesi sebebiyle benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin olduğunun kabul edilmesinin 6769 sayılı SMK’ya, marka mevzuatına ve mahkeme içtihatlarına aykırı olduğunu, “...” kelimesinin hiçbir firma,
kişi veya kurumun kullanım ve tescil tekelinde olamayacağını, herkesçe bilindiği üzere “...” ibaresinin günlük hayatı her alanında sıkça kullanılan, çok basit, olağan ve hiçbir iş, ürün mal veya hizmet ile bağdaştırılması mümkün olmayan, ayırt ediciliğinin bulunduğundan bahsedilemeyecek bir kelime olduğunu, herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olan “...” kelimesine eklenen ibareler ile marka adının ayırt ediciliği ve belirleyiciliğinin sağlanacağını, davacının, müvekkilinin başvurusunun 6769 sayılı SMK’nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli bir başvuru olduğunu hiçbir şekilde ispat edememiş olduğunu savunarak,
davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki. “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer.
Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri.
Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları. Akvaryum kumları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) 36. Sınıf: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.
37.Sınıf: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri.
Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri.
Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.” malları/hizmetlerinin davacıya ait markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, başvuru standart karekterle yazılmış "... ... ..."" ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markanın standart karekterle yazılı "... ... ..." ibarelerinden oluştuğu, her ne kadar dava konusu marka, davacı markasının esas unsuru konumundaki “...” ibaresini içerse de, davacı markasının tüketici algısında bütüncül olarak kavramsal, işitsel ve görsel olarak “...” ibaresi olduğu, bunun yanı sıra markaların tertip tarzlarının farklı olduğu,
somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel, görsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı, davacının “...” ibareli tescilli markalarının zayıf markalar olması nedeniyle üçüncü kişilerin markaları ile normal koşullarda iltibas ihtimali olsa dahi, üçüncü kişilerin bu kullanımlarına katlanmak durumunda olduğu, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı,
davalı şirketin kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun kabul edilebilir hiçbir tarafının bulunmadığını, markalarda yer alan esas unsurların “...” ve “...” ibareleri olduğunu, yapılan bu tespitlere rağmen hiçbir tutarlı gerekçe ileri sürülmeden müvekkilinin markasında müstakil bir şekilde korunan “...” ibaresine zayıf marka niteliği atfedilerek taraf markaları arasında ortalama tüketici bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının belirtilmesinin yerinde olmadığını,
zayıf marka konusunda ihtilaf konusu ibarenin ilgili mal ve hizmetlerle ilgili olarak ne şekilde yakınlık arz ettiği ya da hangi açıdan tasviri nitelik taşıdığının açıklanamadığını, dava konusu marka içerisinde müvekkiline ait markanın esas unsurun birebir yer aldığı ve dahası markalar arasında mal ve hizmetler bakımından da ayniyet bulunduğu gözetilirse;
anılan Yargıtay kararları ışığında yerel mahkeme tarafından verilen kararın yerinde olmadığını, markalar arasında “...” ibaresi bakımından kuvvetli bir iltibas tehlikesinin olduğunu, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında aranılan şartların oluşmuş olduğunu, kararda kötüniyet bakımından yapılan değerlendirmenin de yerinde olmadığını, müvekkilinin markasının sektörün en önde gelen şirketlerinden biri tarafından tescil edilerek fiilen kullanılıyor olması karşısında aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin müvekkilimizin bu hak sahipliğinden haberdar olmamasının inandırıcı olmadığını ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "... ... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında ... ibaresi ortak olarak bulunsa da markaların tertip tarzlarının farklı olduğu,
ayrıca davacının “...” ibareli tescilli markalarının zayıf marka olduğu, anlamı itibarıyla üzerinde kullanılacağı hizmetler bakımından ele alındığında, herkesin kullanabileceği türden, tüketicilerin her sektörde maruz kaldıkları, orijinal olmayan, ayrım gücü zayıf, basit bir ibare olduğu, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/691, K. 2024/872, 3 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama