KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Vekili
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas-Karar No
- 2022/706 - 2024/1116
- Esas no
- 2022/706
- Karar no
- 2024/1116
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 18/06/2021
- Numarası
- 2020/168 E. - 2021/238 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.286 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/06/2021 Tarih ve 2020/168 Esas - 2021/238 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili ,müvekkilinin 2015/96066, 2011/59470, 2010/12742, 2010/12745, 2010/12747, 2011/52807, 2012/52473, 2013/55310, 2013/55311, 2013/99202, 2016/47156, 2017/68914 sayılı ve “...” ve “... of ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu,
dava konusu marka başvurusundaki “... ...” ile müvekkili adına tescilli markalarda esas unsur olan “...” ve “... ...” ibarelerinin benzer ve iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluştuğunu, dava konusu başvurunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, 2020-M-4108 Sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsülüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığını, ihtilaf konusu “...” ibaresinin dilimizde "alışveriş merkezi" anlamına gelmesi sebebiyle ayırt edicilik vasfı nispeten zayıf bir unsur olması ve başvuru örneğinde yer alan stilize biçimde yazılmış “V” harfinin marka örneğindeki merkezi konumu ile diğer unsurlara nispetle büyüklüğü dikkate alındığında, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağının açık olduğunu, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin başvurusuna konu ibare ile davacının işaret ettiği ibarelerin benzer unsurlar taşımadığını, markada yer alan ve ihtilaf konusu “...” ibaresinin dilimizde "alışveriş merkezi" anlamına gelmesi sebebiyle ayırt edicilik vasfı zayıf bir unsur olduğunu, müvekkili adına tescil edilen markada, "..." ibaresine eklenen stilize biçimde yazılmış “V” harfinin merkezi konumu ve "..." ibaresine göre daha büyük yazılmış olması markayı bütün olarak diğer markalarla karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, keza,
emsal nitelikteki yargı içtihatlarında da belirli bir hizmeti tanımlamak için gerekli olan ve ticaret alanında yaygın kullanımı bulunan “...” gibi ibarelerin, kural olarak eklendikleri ibarelere ayırt edici nitelik katmadıkları ve ilgili mal ve hizmetler için tanımlayıcı nitelikte olduklarının kabul edildiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, başvurunun tescillenmek istendiği bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı, zira dava konusu markada yer alan "..." kelimesinin Türkçe'de "Alışveriş Merkezi" anlamına gelen, ülkemiz ortalama tüketici kesiminin aşina olduğu, ticari hayatta yaygın kullanımı bulunan, ayırt ediciliği düşük, tek başına kimsenin tekeline verilemeyecek bir ibare olduğu,
markada yer alan "..." kelimesinin ülkemizin en büyük nüfuslu ili olduğu ve tek başına somut ayırt edici niteliği haiz bulunmadığı, markada yer alan şekil unsurlu "V" harfinin markasal mizanpajda ön planda olacak şekilde ve diğer unsurlara göre daha büyük punto ile oluşturulduğu, davacı markaları ile dava konusu marka arasında her ne kadar "..." ve "..." kelimelerinden kaynaklı müştereklik bulunsa da, izah edildiği üzere gerek "...", gerekse "..." kelimelerinin dava konusu markanın esaslı unsurunu oluşturmadığı, dava konusu markada yer alan şekil unsurlu "V" harfine benzer bir unsurun davacı markalarında yer almadığı,
makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin markaların ayırt edici unsurlarını bir bütün halinde değerlendireceği, bu hale göre daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." markasını gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, görsel, işitsel ve kavramsal olarak markalar arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle,
bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayabileceği gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmaması ve davacıya ait markaların tanınmış olduğuna dair yeterli bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markalarının SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olduğunu, dava konusu başvurunun asli unsurunun "... ..." ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin itirazına mesnet markalarının asıl unsurunun da aynı ibareden oluştuğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, ilk derece mahkemesince markalar arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiğinin kabul edildiğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek öncelikle dava konusu başvurunun davalı Şirket tarafından kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalarI arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira mahkemece alınan bilikişi raporunda da açıklandığı üzere taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin "alış veriş merkezi" anlamına geldiği ve bu anlamının yaygın olarak da bilindiği,
"..." ibaresinin de maruf bir yerleşim yerinin adı olduğundan kimsenin tekeline bırakılamayacağı, bu durum karşısında dava konusu başvuruya, başvuruda bu ibarelere göre daha ön planda konumlandırılan ve standart dışı karakterlerle oluşturulan "V" harfi ile yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulü gerektiği, açıklanan nedenlerle mahkemenin taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından,
davacı markalarının tanınmış olup olmadığının varılan sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemine gelince, her ne kadar davacı vekili, dava konusu markanın karşı tarafça kullanılmasının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, ihtiyati tedbirin ancak dava konusu olan şey hakkında verilebileceği, eldeki davanın konusunun ise YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü olduğu, bu tür bir davada, dava konusu olmayan markanın kullanımının önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, dolayısıyla davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/706, K. 2024/1116, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama