KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1069
- Karar No
- 2025/1306
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Başkan
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/12/2022
- Numarası
- ...
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
939 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2022 tarih ve 2022/84 E. - 2022/372 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davacının uzun yıllardır birçok sektörde faaliyet gösterdiğini ve tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, davacının “...” ibaresini ihtiva eden yüzlerce tescilli markasının bulunduğunu, davalı şahsın tescil ettirmek istediği 2020/66590 sayılı “.......” ibareli markanın davacının 2013/57118 ve 2013/57126 sayılı tanınmış "... ..." ibareli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve aynı/aynı tür emtialarda kullanılacaklarını, bu yüzden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu,
zira dava konusu edilen markada geçen “.com” ibaresinin internet alan adlarında sürekli kullanılan bir ibare olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, yani dava konusu edilen markada esas unsurun davacının markalarının esas unsuruyla birebir aynı “...” ibaresi olduğunu, davacının “...” markasına aktif ve yoğun kullanım neticesinde tanınmışlık kattığını, “...” markasının davacı ile özdeşleştiğini ve davacı adına ayırt edicilik kazandığını, davalı şahsın dava konusu edilen bu markayı kullanması halinde davacının markalarının tanınmışlığından kaynaklı olarak ekstra bir avantaj sağlayacağını,
ayrıca davacının tanınmış markalarının itibarını düşürebileceğini, davacının “...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu ve davalı şahsın da davacının bu markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, buna rağmen dava konusu edilen ibareyi kendisine marka olarak seçmiş olmasının davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-11613 sayılı kararının iptaline, 2020/66590 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin 2000 yılından beri tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... nezdinde tescilli onlarca markası bulunduğunu, dava konusu edilen markayı da internet üzerinden satış yapmak amacıyla tescil ettirmek istediğini, davacının davasına /itirazlarına mesnet aldığı markalarını gıda sektöründe kullandığını, davalının ise dava konusu edilen markayı www.....com uzantılı web sitesinde tekstil ürünlerinin satışı hizmetlerinde kullanmak için tescil ettirmek istediğini, dolayısıyla taraf markalarının kapsamına giren ve kullanıldıkları mal ve hizmetlerin çok farklı olduğunu,
bu husus gözetildiğinde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin somut uyuşmazlıkta bulunmadığını, davacının SMK m. 6/5 hükmünde sayılan şartların somut uyuşmazlıkta gerçekleşme ihtimalini de ispat edemediğini, davacının davalının marka tescilinin kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddialarının da somut deliller ile ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "....com" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak benzerlik bulunmakla beraber taraf markalarında mal/hizmet benzerliği oluşmadığından, somut olayda SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşulunun gerçekleşmediği, davacı tarafın "....com" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, mahkemenin gerekçeli kararında açıklandığı üzere davaya konu markaların benzer olduğunu, fakat markaların tescil edildiği sınıfların farklı olması gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, markaların farklı sınıflarda tescil edilecek olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, çünkü müvekkil adına tescilli "... ..." markasındaki "..." ibaresinin, müvekkili yönünden ayırt edici hale geldiğini ve müvekkil şirketle ilişkilendirilir olduğunu, "... ..." markasına yapılan ciddi yatırımlar, ürün kalitesi, tv-radyo ve her türlü reklamlarla markanın tanınmış hale geldiğini,
markanın kullanıldığı ürünler bilinirlik yönünden ilk sıralarda yer aldığını, müvekkili markasını tüketicilerin "..." veya "....com" olarak arattığını, bu aramalarda dahi müvekkili markasının çıktığını, müvekkili Şirketin markalarını gıda ürünleri haricinde de aktif ve yoğun şekilde kullandığını, bu nedenle tüketicilerin markalar arasında bağ kurmasının, farklı sınıflarda kullanılıyor olsa dahi markaları ilişkilendirmesinin söz konusu olacağını, kaldı ki davaya konu markaların tescilli olduğu sınıfların benzer bulunduğunu ve ilişkilendirilebileceğini, davalının markasını 35. sınıfta tescil ettirmek istediğini,
davalının tescil ettirmek istediği mal ve hizmet sınıflarının, müvekkili markalarının tescilli olduğu ve kullanıldığı sınıflarla ilişkili bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka işaretleri arasında benzerlik açık ise de dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetlerle, davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi şartlarının somut olayda bulunmadığı, dosya kapsamındaki delillerle davacının, "..." ibareli markasının tanınmış olduğunun ispat edilemediği,
"..." markasının tanınmışlığının ise "..." markasına sirayet ettirilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1069, K. 2025/1306, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama