KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2025
- Esas-Karar No
- 2023/1451 - 2025/1661
- Esas no
- 2023/1451
- Karar no
- 2025/1661
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 12/04/2023
- Numarası
- 2022/181 E. - 2023/164 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.996 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/04/2023 tarih ve 2022/181 Esas - 2023/164 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin 2020/113753, 2020/21943, 2020/22026, 2020/48456, 2020/48458, 2020/48534, 2020/48541 ve “...”, "...” “...”, “... ...”, “... ..." ibareli markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin 2020/148044 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin mesnet markalarının özellikle lojistik ve taşımacılık alanında tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını,
dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-2507 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili tarafların markları arasında benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan ".../..." ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu başvurun bir bütün olarak davacının itirazına mesnet markalarından farklılaştığını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
tarafların markaları arasına emtia benzerliği koşulunun da oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde,
davalının "... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının emtia benzerliği oluşan "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının emtia benzerliği olan "..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... ..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği,
ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının emtia benzerliği olan tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu , davacının diğer iddialarının ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan ".../..." ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmadan karar verdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, mahkemece alınan bilirkişi raporunda "..." ibaresinin “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri; kurye hizmetleri; atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” bakımından doğrudan tanımlayıcı, “Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.
Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri” bakımından ise somut ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğunun, anılan hizmetler yönünden genel ibare olduğu ve tek başına tescilli olmaması nedeni ile korumadan faydalanamayacağının açıklandığı, mahkemece uyuşmazlığın teknik bilgi gerektirdiği gerekçesiyle bilirkişi raporu alındığını, buna rağmen bilirkişi raporunun aksine karar vermesinin hatalı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporunun yeterli görülmemesi halinde yeni bir heyetten bilirkişi raporu alınması gerektiğini, tarafların markaları arasında yukarıda sayılan hizmetler bakımından iltibas koşullarının oluşmadığını ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri; kurye hizmetleri; atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” “Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri" bakımından kaldırılmasını ve davanın sayılan hizmetler yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 2020/148044 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 39 sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının 2020/113753, 2020/21943, 2020/22026, 2020/48456, 2020/48458, 2020/48534, 2020/48541 ve “...”, "...” “...”, “... ...”, “... ..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya SMK'nın 6/1-3-5-6-9 maddeleri uyarınca itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da YİDK'ın 2022-M-2507 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 16/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 16/04/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve davalıların istinaf itirazları gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır.
Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 39 sınıf hizmetler davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığından, somut olayda emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır.
İşaretlerin karşılaştırılmasına gelince, dava konusu marka "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markaları da "...” “...”, “..." ibarelerinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında "..." ibaresi ortak olup uyuşmazlıkta bundan kaynaklanmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere tarafların markalarında ortak olarak yer alan yer alan "..." kelimesi “Uçak, gemi vb. bir taşıtla taşınan eşya, yük; bir yerden bir yere
yük veya posta taşıyan şirket; bu şirketin taşıdığı yük veya posta; yük taşıyan uçak
veya gemi” anlamlarına geldiğinden uyuşmazlık konusu olan 39. sınıf "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması
hizmetleri; kurye hizmetleri; atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” bakımından
doğrudan tanımlayıcı, “Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri; Malların depolanması,
paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri; Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri,”
bakımından ise somut ayırtediciliği oldukça düşük ibareler olup, başvuru kapsamında yer alan 39 sınıf “Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Boru hattı
ile taşıma hizmetleri. tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama,
raba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri” yönünden ise somut ve soyut ayırt ediciliği yüksek ibarelerdir.
Buna göre yapılan değerlendirmede, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..., ..." ve davacının
markalarını oluşturan bu kelimelerden türetilmiş slogan niteliğindeki ibareler davacı
yanca uydurulmuş, eşsiz ve benzersiz/orjinal bir ibareler olmamakla birlikte; bu
ibarelerin uyuşmazlık konusu hizmetlerden “Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Boru hattı
ile taşıma hizmetleri. tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama,
Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri” bakımından tanımlayıcı veya zayıf marka olarak nitelenemeyeceği, aksine soyut ve somut
ayırt ediciliklerinin yüksek olduğu, anılan hizmetler yönünden "...,..." ibarelerinin ortak yer almasının markalar arasında iltibasa neden olacağı, davacının "..." ibareli seri markalarının olduğu, başvurunun tescili halinde bu seri markaların arasına sızmasının kaçınılmaz bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu marka kapsamında 39. sınıftaki“Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Boru hattı
ile taşıma hizmetleri. tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama,
Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri” yönünden, dava konusu marka ile davacının mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış olup ilk derece mahkemesinin sayılan hizmetler yönünden tarafların markaları arasında iltibas bulunduğu kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı Kurum vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde bulunmamıştır.
Ancak; yukarıda açıklandığı üzere, "..." ibareleri dava konusu başvuru kapsamında yer alan 39. Sınıf " “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri; kurye hizmetleri; atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” “Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri.
Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri" yönünden bu ibarelerin tanımlayıcı veya ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu nedenle sayılan hizmetler yönünden, başvuruda yer alan "..." ibaresi ile başvuruya yeterli ayırt ediciliğinin sağlandığının kabulü gerektiğinden ve sonuç olarak anılan hizmetler yönünden taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince bahsi geçen hizmetler yönünden de taraf markaları arasında iltibas bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde,
yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1451, K. 2025/1661, 19 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama