KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/636
- Karar no
- 2025/779
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 07/12/2022
- Numarası
- 2022/5 E. - 2022/349 K.
- Davanın konusu
- Marka 2021-M-10594 Sayılı YİDK Kararı İptali
Karar Metni
879 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/12/2022 tarih ve 2022/5 Esas - 2022/349 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, 2015 yılında kurulan ve bünyesinde çok sayıda dergi ve radyo mevcut olan müvekkili şirketin tanınmış "..." markasının sahibi olduğunu, hal böyle iken davalının, 9/10/2020 tarih ve 2020/122822 başvuru numaralı "... ..." ibareli markasının 43. sınıfta tesciline ilişkin müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davaya konu marka ile müvekkilinin tescilli markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu,
esaslı unsurları aynı olan taraf markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin de gerçekleşmiş olmasının markalar arasında en yüksek düzeyde iltibasa ihtimalini doğurduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka statüsünde olup davalı markanın tescili halinde bu markanın zarar göreceğini ileri sürerek 2021-M-10594 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "Şekil+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerliğin yanında, emtia benzerliğinin de oluştuğu oluşan bu benzerlikler sonucunda işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde,
davalının "Şekil+... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, markalar arasındaki bu benzerlik nedeniyle işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısına kapılacağı, dolayısıyla markalar arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında iltibasın mevcut olduğu,
davacının "Şekil+... ..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiası ile davacıya ait tanınmış markadan haksız bir yararın sağlanabileceği ve markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verildi.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı ... ile davacının itiraza mesnet markalarının ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik içermediğini, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve işaretleri yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki algının davacıya ait markaların bıraktığı algı ile aynı olmadığını, söz konusu iki markanın aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,
davalı "... ..." markasının kelime ile şekil unsurunun bileşiminden oluşan bileşke bir işaret olmasının yanı sıra, markaların ortak unsuru oluşturan "..." ibaresinin görece kısa, ihtiva ettiği anlamı ve ticari alandaki yaygın kullanımı itibariyle tek başına markasal ayırt edici niteliği zayıf bir kelime olduğunu, bu bağlamda itiraz gerekçesi markanın da çekişme konusu mallar bakımından bir bütün olarak ayırt edici niteliğinin zayıf olması, davalı markada yer alan "..." ibaresinin "... ..." biçiminde kavramsal bir bütün olarak okunup algılanması,
markalarının kelime uzunlukları ile harf ve hece sayılarının da birbirinden farklı olması nedeniyle markaların bütünüyle bıraktığı izlenim itibariyle birbirinden önemli ölçüde farklılaştıklarını ve söz konusu farklılıkların somut olayda markalar arasında karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek etkide olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı,
başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, başvurunun tescil edilmek istendiği 43. sınıf hizmetlerin redde mesnet marka kapsamında da yer aldığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/636, K. 2025/779, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama