KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2026
- Esas-Karar No
- 2024/1315 - 2026/190
- Esas no
- 2024/1315
- Karar no
- 2026/190
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/11/2023
- Numarası
- 2020/123 E. - 2023/155 K.
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.152 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/11/2023 tarih ve 2020/123 Esas - 2023/155 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarının bulunduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin 2019/13903 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2020-M-1068 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, dava konusu marka işareti ve emtia sınıfının müvekkilinin markalarıyla benzer olduğunu, markaların aynı tüketici kitlesine hitap ettiğini, başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak bir unsura yer verilmediğini, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfı taşıdığını ileri sürerek, 2020-M-1068 sayılı YİDK kararının iptaline, marka tescil talebinin reddine, marka tescil edildi ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin marka başvurusunun "bulucu" anlamına geldiğini, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacı markasının "..." kelimelerinin birleşimi ile yaratıldığını, finansal hizmetlerin ilgili tüketicilerinin özel bir dikkat ve algı düzeyinde olduğunun kabulü gerekeceğini, davacı yan markası ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, markalardaki ortak harflere rağmen markaların birbirinden bambaşka şekilde telaffuz edilerek algılandıklarını, taraf markalarının sundukları hizmetlerin de esasen birbirinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, "..." ve "..." ibarelerinin "..." harflerini birebir aynı sıralama ile taşıdıkları, davacı
markalarında "k-s" dava konusu markada ise "r" harfi ile bu dizilimin
tamamlanmadığı, bu bağlamda işaretler arasında harf dizilimsel
açıdan bir benzerlik halinden bahsedilmesinin mümkün olduğu, ancak dava konusu
marka "..." şeklinde telaffuz edilecek olup somut kavramsal karşılığı da bulunan İngilizce bir sözcük olduğu, davacı yana ait markaların somut
kavramsal karşılıkları bulunmadığı gibi telaffuzunun da "..." şeklinde olduğu, bu halde
taraf markalarının ortak harf dizilimine rağmen işitsel olarak gerek başlangıç
gerekse de bitiş seslerinde bir benzerlik içerisinde olmadıkları, kavramsal olarak
da aralarında bir benzerlik halinin bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarının kapsamları birbiri ile doğrudan örtüşmekte ise de somut olayda da dava konusu markanın bir bütün olarak davacı markalarından yeterli düzeyde farklılaştığı, davacı yanın "..." markasının tanınmışlığına yönelik herhangi bir delil sunulmadığı, SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının somut olayda meydana gelmediği gerekçesiyle, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2020-M-1068 sayılı YİDK kararının iptali ve marka tescil edildi ise hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluştuğunu, dava konusu markanın iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkili markasının tanınmışlığına ilişkin yeterli delilin de sunulduğunu, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel,
sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, her ne kadar taraf markalarının ilk 5 harfi ortak harf dizilimine sahip ise de, taraf markalarının, "..." ve "..." şeklinde telaffuz edilecek olmaları nedeniyle işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığı, davalı markasının "bulucu, bulan, acente, arayıcı" şeklinde İngilizce karşılığının bulunduğu ve ilgili tüketici kitlesinin bu ibarenin kavramsal karşılığını bilebilecek yeterlilikte oldukları, dava konusu markanın görsel olarak da davacı markalarına yakınlaşma içinde olmadığı, davacının mesnet markalarını çağrıştırmadığı,
dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olabileceğini derhal ve ilk bakışta algılayabileceği; öte yandan, davacı markalarının tanınmışlığı kanıtlanamadığı gibi, taraf markaları benzer olmadığından, tanınmışlık iddiasının da somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir.
Zira aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 E.- 2024/8189 K. sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiştir ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 09/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/1315, K. 2026/190, 23 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama