KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2026
- Esas-Karar No
- 2024/209 - 2026/438
- Esas no
- 2024/209
- Karar no
- 2026/438
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 03/10/2023
- Numarası
- 2022/528 E. - 2023/280 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.062 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/10/2023 Tarih ve 2022/528 Esas - 2023/280 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin 99/018236, 140280, 123752, 98086 sayılı "... şekil", "...", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/148142 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından kısmen reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." markasının,
... nezdinde tanınmış marka olarak tescil edildiğini ve uzun yıllardır yoğun reklam ve pazarlama çalışmaları ile herkes tarafından yaygın olarak bilinen tanınmış marka seviyesine ulaştığını, davalıya ait "..." ibareli marka başvurusu ile müvekkiline ait "..." esas unsurlu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının markasının "..." ve ayırt edici olmayan "..." ibaresinin yan yana getirilmesi sonucunda oluşturulduğunu, markada yer alan baskın unsurun "..." ibaresi olduğunu, İngilizcede "liman" anlamına gelen "..." ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, dava konusu “...” markasının,
müvekkilinin “...” markalarıyla 30. sınıfın bir kısım emtiaları bakımından benzer bulunmasının yerleşik Yargıtay kararları ve ilgili mevzuata aykırı olduğunu, davalı tarafından daha önce yapılan “...” ibareli başvuruların müvekkilince yapılan itirazlar neticesinde reddedilmesine rağmen üçüncü başvurunun kabul edilmesinin yerinde olmadığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanması ihtimalinin bulunduğunu, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,
YİDK'in 2022-M-14159 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mallar bakımından dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., süresi içinde davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, taraf markaları kapsamındaki mallar yönünden emtia benzerliği kriterinin sağlandığı, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak bir bütün halinde karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu, ortalama tüketicinin markaların birbirinin devamı veya aynı işletmeye ait olduğu yönünde bir izlenime kapılabileceği, "..." ibaresinin davacı kullanımları neticesinde 30. sınıftaki mallar yönünden ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, bu nedenle de her ne kadar Kurum tarafından 30. sınıfta itiraz sonrası kalan mallar tescil edilmiş ise de markaların “Makarnalar, mantılar, erişteler.
Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar.
Pekmez” malları bakımından da benzer/ilişkili/bağlantılı bulunduğu, SMK’nın 6/5 maddesinin somut olaya uygulanması koşullarının oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2022-M-14159 sayılı kararının iptaline, 2020/148142 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markalar arasında ortak olan ve ayırt edici niteliği düşük tek bir kelimeye odaklanıp benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin tespit edildiğini, markaların tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenime değil de sadece ortak olan bir kelimeye odaklanıp böyle bir tespitte bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bütüncül değerlendirme yapılması halinde markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığının tespit edileceğini, davaya konu marka başvurusu ile redde mesnet gösterilen markaların benzerliği söz konusu olmadığından tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmasının da mümkün bulunmadığını, markalarda ortak olan tek unsurun "..." ibaresi olduğunu, davaya konu markada ayırt edici ve asli unsur olarak ayrıca “...” ibaresinin de yer aldığını,
yazı stilinin de farklı olduğunu ve markanın bütünsel olarak farklı bir izlenim oluşturduğunu, yerel mahkemenin markalar arasında ortak olan ve ayırt edici niteliği düşük tek bir kelimeye odaklanıp benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin varlığını tespit ettiğini, markaların tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenime değil de sadece ortak olan bir kelimeye odaklanıp böyle bir tespitte bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf malların tamamı yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu,
zira davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar davalılarca "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu savunulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/06/2019 tarih, 2018/3146 E.-2019/4830 K. ve 19/06/2023 tarih, 2022/180 E- 2023/3866 K sayılı ilamlarında "..." ibaresinin gıda ürünleri yönünden ayırt edici olduğunun kabul edildiği,
dolayısıyla anılan istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/209, K. 2026/438, 26 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama