KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2026
- Esas-Karar No
- 2024/498 - 2026/715
- Esas no
- 2024/498
- Karar no
- 2026/715
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/11/2023
- Numarası
- 2021/183 E. - 2023/207 K.
- Davanın konusu
- Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.018 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2023 tarih ve 2021/183 Esas - 2023/207 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin tüketiciler nezdinde müvekkili şirketle özdeşleşen "..." ibareli seri markalarının bulunduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2019/119068 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ...
YİDK'nın 2021-M-3380 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, davalı markasının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markada yer alan "indirim" kelimesinin markaya ayırt edicilik katmadığını, markaların esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, tüketicilerin taraf markalarını birbirinden ayırt etseler bile, bu markaları taşıyan mal ve hizmetlerin aynı işletmeden geldiğini ya da bunların üreticileri arasında bir ekonomik, organik bağlantı bulunduğunu düşünebileceklerini ileri sürerek,
2021-M-3380 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davalı müflise ait slogan niteliğindeki markanın önemli ölçüde farklı olduğunu, söz konusu farklılıklar nedeniyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacı tarafından müflis şirket aleyhinde ikame edilen "... ...” ibareli markasının, davacının "... ...”, "..." , "..." markaları ile ilgili açmış olduğu ve yargılaması Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/151 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen davada verilen kararı emsal olarak sunduklarını ve bu dosyada mahkemece davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın emsal olarak dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli "...", "... ...", "..." esas unsurlu markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
ortak olan "..." ibaresinin ayırt ediciliğin
düşük olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, tüketici kitlesinin tümünün bilinçli kabul edilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu tür zayıf ibarelerin yapılacak düşük değişikliklerle ayırt edici hale gelebileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu markanın davacının mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin aynı taraflar arasında görülen davaya ilişkin verdiği 03.12.2025 tarih ve 2025/2545-7264 E.-K. sayılı kararında "indirim ..." ibareli markanın davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak, ilk derece mahkemesince dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir.
Zira aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 E.- 2024/8189 K. sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiştir ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre ... olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/498, K. 2026/715, 3 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama