KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2025
- Esas-Karar No
- 2025/1417 - 2025/2435
- Esas no
- 2025/1417
- Karar no
- 2025/2435
- İncelenen kararın mahkemes i
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/05/2022
- Numarası
- 2020/264 E. - 2022/130 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Karar Metni
1.183 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 tarih ve 2020/264 E. - 2022/130 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalının 2019/65362 başvuru numaralı "... ..." ibareli markasının 41. sınıfta tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin kurucusu ...'ın, 1997 yılında “..." isimli işletmeyi devralmasından sonra aynı yıl "... Eğitim Yayım. ve Turizm Hiz. A.Ş." adlı şirketi kurarak eğitim alanında faaliyete başladığını, müvekkilinin, “...
Eğitim Kurumu” adı altında halen ülke çapında 140 adet şube ile faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda "..." ibareli markanın 1997 yılından beri büyük emekler, yoğun ve yaygın kullanım ile tanıtım çalışmaları neticesinde eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline getirildiğini, davaya konu markanın asıl ve ayırt edici unsurunun müvekkil markalarının da asıl ve ayırt edici unsurunu teşkil eden "..." ibaresinden oluştuğunu, “...” ibaresinin markaya bir farklılık kazandırmadığını, markalar arasında, görsel,
işitsel ve kavramsal benzerliğin yanı sıra davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen sınıfta müvekkilinin markasının tescilli olması nedeniyle mal ve hizmet benzerliğinin de söz konusu olduğunu, "... ..." ibaresini gören ve duyan ortalama tüketicilerin müvekkilinin "..." ibareli markalarını hatırlayarak bu marka ile ilişkilendireceklerini, bu haliyle davalı markanın müvekkilinin şubesi izlenimi uyandırdığını,
"..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının içinde yer aldığından davalının müvekkiline ait markayı kullanmasının haksız rekabet niteliğinde olduğunu ve davalının müvekkilinin markasına bu düzeyde benzer bir tercihte bulunmasının müvekkilinin markasının tanınmışlığından menfaat temine etmeye yönelik kötü niyetli bir hareket olduğunu ileri sürerek 2020-M-8027 YİDK kararının iptaline ve markanın tescil edillmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, eğitim ve öğretim alanında faaliyet gösteren müvekkilinin iddia edildiği gibi davacının markasını kullanma gibi eyleminin söz konusu olmadığını, "..." ibaresinin genel anlam taşıyan bir ibare olup, bu ibareyi markasında ayırt edici şekilde kullanan yüzlerce işletmenin bulunduğunu, ibarenin bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin markasının görsel, sescil ve anlamsal olarak bıraktığı umumi intiba bakımından bütün olarak ayırt ediciliğe sahip olduğunu, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin tescil başvurusunda bulunulmasının kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğini ve davacının zarar iddiasını ispat etmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, markaların ortak olarak içerdiği "FEN" BİLİMLERİ" ibaresinin jenerik bir ifade olarak zayıf nitelikli bir ibare olduğu, davacının ''... merkezi'', ''... eğitim kurumları'', ''... okulları'', ''... dershaneleri'', ''... ...'' ibareli markalarında “...” ibaresinin markaların doğrudan hakim sözcük unsuru olarak kullanıldığı, anılan ibare zayıf da olsa, davacının uzun yıllardan beri aktif ve yoğun bir kullanım ile markaların geniş tüketici kitlelerine ulaşarak “eğitim – öğretim hizmetlerinde” kendisi ile anılır bir anlam edindiği, dolayısıyla davacı markalarının kullanımla ayırt edicilik kazandığı,
taraf markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı/ aynı tür olduğu, markalar arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, taraf markalarının hafızada kalan kısımları arasındaki yüksek seviyeli benzerlik nedeniyle tüketicinin önceki ve sonraki markayı ilişkilendirme ve zihinde çağrıştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu,
tüketicilerin karşılaştığı markalardan hangisinin hangi tarafa ait marka olduğunu ilk bakışta anlamasının mümkün olmadığı gibi davaya konu markanın davacının tescilli markalarının bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, 2020-M-8027 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/65362 sayılı "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuruya konu marka ile iddialara mesnet markalar arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, markalarının görsel bakımdan birbiriyle kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu, davaya konu marka sade bir yazı karakterine sahip, şekil ve renk unsuru almaksızın ve herhangi bir kelime diğerine göre ön plana çıkarılmadan oluşturulmuş standart harflerle ve siyah renkte dizayn edilmiş iken, davacının itiraza mesnet markalarının yazı karakteri ve kullanılan şekil itibariyle farklılık arz ettiğini,
markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin sahip olduğu anlam bakımından "fizik, kimya, biyoloji" gibi fen dersine ait bilimlerin ortak adı olarak özellikle eğitim-öğretim mal ve hizmetleri alanında yaygın kullanılan, bu tür hizmetler için doğrudan tanımlayıcı ve herhangi bir ayırt edici niteliği olmayan bir niteliğe sahip olduğunu, ibarenin özellikle 41. sınıf eğitim-öğretim mal ve hizmetleri yönünden mahkeme kararında da ifade edildiği üzere tek başına kimsenin tekeline bırakılamayacağını,
davalı marka ile itiraza mesnet markalar yalnızca "..." ibaresinden oluşmadığı ve ek unsurlar içerdiğinden markalar arasında sesçil ve kavramsal olarak benzerlikten söz edilemeyeceğini, markasal ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle küçük değişikliklerle markanın başkaları tarafından kullanılmasına davacının katlanmak zorunda olduğunu ve 41. sınıftaki "eğitim ve öğretim" hizmetlerinin tüketicisinin yüksek bir bilinç düzeyine sahip olup mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu,
zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği,
ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin İstanbul ili, Anadolu yakasında bulunan ilçe adı olması nedeniyle coğrafi yer adı olarak algılanacak olup tüketiciler nezdinde davacının "..." markasının "..." ilçesine özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1527-2025/128 E/K sayılı ilamında da aynı sonuca varılarak, "... ..." ibaresinin davacının "..." asıl unsurlu markalarıyla benzer olduğunun kabul edildiği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/1417, K. 2025/2435, 18 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama