KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2026
- Esas-Karar No
- 2025/2483 - 2026/35
- Esas no
- 2025/2483
- Karar no
- 2026/35 TÜRK MİLLETİ ADINA
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/10/2025
- Numarası
- 2025/776 E.
- Davanın konusu
- İhtiyati tedbir
Karar Metni
753 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/10/2025 tarih ve 2025/776 E. Sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, müvekkillerinin ... Kentsel Dönüşüm Projesi Yapım İşi Adi Ortaklığı'nı oluşturduğunu, ... parsel numarası ile tapuya kayıtlı 25.535,00m2 yüzölçümlü taşınmazda inşaat yapmak üzere, maliklerin %91,15'i ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri imzaladığını, davalı ...
Restorasyon Proje İnşaat Petrol Otomotiv Sanayii Ticaret Limited Şirketi'nin bu projelerin cazibesini fark ederek, müvekkillerin sözleşmelerini geçersiz göstermek ve maliklerin iradesini manipüle etmek suretiyle, arsa sahiplerinin önemli bir kısmıyla ikinci sözleşmeleri imzaladığını, davalı şirketin bu eylemleri, müvekkilinin iş ortaklığının yürütmekte olduğu projeye açık bir müdahale niteliğinde olduğunu, müvekkillerinin sözleşmelerini bildiği halde bu sözleşmelere aykırı olarak işlem tesis ettiğini,
davalı firmanın kendi sözleşmelerinde dahi müvekkili iş ortaklığına atıfta bulunarak açılacak olası tazminat davalarına ilişkin %50 oranında sorumluluk üstlendiğini, bu durumun, davalının müvekkillerinin mevcut hukuki ilişkisini bilerek ve kasten ihlal ettiğini gösterdiğini, maliklere müvekkillerinin vekaletnamelerini azlettirerek müvekkillerin hukuki konumunu zedelediğini ileri sürerek,
davalı şirketin, müvekkillerine ait geçerli sözleşmelerin varlığını bilerek arsa sahipleriyle yeni sözleşmeler yapması suretiyle TTK m.55/1-a-3 kapsamında haksız rekabet fiilinde bulunduğunun tespitine, davalı şirketin bu fiillerinin men’ine ve benzer eylemlerde bulunmasının önlenmesine, kararın uygun görülecek şekilde ilanına (TTK m.56/1-e) karar verilmesi istemine ilişkin davada, davalının 6306 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun, işbu dava sonuçlanıncaya kadar taraflar bakımından hüküm ve sonuç doğurmaması, bu başvuruya dayanılarak yapılacak satış veya işlem sonuçlarının davalı lehine kullanılmaması,
davalının maliklerle yeni sözleşme akdetmesinin, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, ihtiyati tedbirin teminat alınmaksızın uygulanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının yargılama ile belirleneceği, haklılığın yaklaşık olarak ispat edilemediği gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin “yaklaşık ispat” kavramını yanlış yorumladığını, müvekkillerinin arsa sahipleriyle imzaladığı sözleşmelerin, davalının aynı kişilerle yaptığı ikinci sözleşmelerle doğrudan ihlal edildiğini, davalının kendi sözleşmelerinde dahi müvekkillerinin ortaklığına atıfta bulunarak %50 tazminat sorumluluğunu üstlendiğini, bu durumun yaklaşık ispatı ortaya koyduğunu, haksız rekabet fiillerinin devam etmesi hâlinde, müvekkillerinin ticari itibarının zedeleneceğini, proje bütünlüğünün ve finansal dengenin bozulacağını, HMK m.389 anlamında telafisi güç zarar tehlikesinin oluştuğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın,
dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda dosyada mevcut delillere göre ihtiyati tedbir talep edenin haklılığının yaklaşık olarak ispat edildiğinin söylenemeyeceği, bu itibarla mahkemece ihtiyati tedbir talebinin HMK'nın 389. maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
diğer taraftan durum ve koşulların değişmesi halinde ihtiyati tedbir isteyen tarafından yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunulabileceği anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/2483, K. 2026/35, 15 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama