KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2019/179 E., 2022/180 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2022
- Esas no
- 2019/179
- Karar no
- 2022/180
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/10/2018
- Numarası
- 2016/945 Esas 2018/626 Karar
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/12/2016
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 21/02/2022
Karar Metni
3.449 kelime·17 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... vekili ve... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 356. Maddesi uyarınca duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Sağlık Hiz. Eği. Bas. Yay. Gıda Tur. Tic. Ltd.
Şti.'nin asıl borçlu, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları 02/04/2013 tarihli ve 150.000,00 TL kredi limitli ve 14/02/2014 tarihli ve 900.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerine istinaden asıl borçlu firmaya kullandırılan kredi borcunun, dava dışı asıl borçlu şirkete ve davalı kefillere keşide olunan Gebze 3. Noterliği'nin 23/09/2016 tarihli ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, davalı gerçek kişilerin hem dava dışı asıl borçlu şirketin hem de davalı şirketin ortakları olduğunu ileri sürerek kredi borcunun tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına,
%20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde iki adet genel kredi sözleşmesinden bahsedildiği halde icra takip dosyasında birden çok genel kredi sözleşmesinden bahsedildiğini, gerek icra dosyasında gerekse dava dilekçesinde ne kadar borçtan sorumlu olduğunun belirtilmediğini, kanun hükmünde kararname ile kapatılan asıl borçlu şirketin tüm mal varlığına ve alacaklarına el konulduğunu, davacının varsa kredi alacağının tahsili için defterdarlığa başvurarak asıl borçlu şirketin mal varlığından karşılaması gerektiğini, davacının asıl borçlu şirkete başvurmadan müvekkillerine başvurmasının doğru olmadığını,
kefaletinin geçersiz olduğunu, davacının iddiasının aksine müvekkilinin asıl borçlu şirkete ve davalı şirkete ortak olmadığını ileri sürerek davanın reddine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Medikal..Ltd.
Şti. ile davalı ... cevap dilekçelerinde ayrı ayrı özetle; dava dilekçesinde iki adet genel kredi sözleşmesinden bahsedildiği halde icra takibinde kredi sözleşmeleri ve ihtarname belirtildiği halde müvekkiline bu konuda icra takibinde bir icra takibi yapılmadığını, müvekkiline kat ihtarının da tebliğ edilmediğini, davacının davalı borçluların borçlu olduğu miktarları açıklaması gerektiğini, kanun hükmünde kararname ile asıl borçlu şirketin mal varlığına ve alacaklarına el konulduğunu, davacı bankanın defterdarlığa başvurarak borçlu şirketin mal varlığından ve alacaklarından tahsil etmesi gerektiğini,
davacının asıl borçlu şirkete başvurmadan müvekkillerine başvurmasının doğru olmadığını, kefaletinin geçersiz olduğunu, davacının iddiasının aksine müvekkilinin asıl borçlu şirkete ve davalı şirkete ortak olmadığını ileri sürerek davanın reddine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan tüm delillere göre; dava dışı asıl borçlu ile imzalanan 22.4.2013 tarihli 150.000,00 TL'lik Genel Kredi sözleşmesi ile ... ve ... 'ın müşterek ve müteselsil kefil olduğu,
14.2.2014 tarihli 900.000,00 TL lik Genel kredi sözleşmesi ile her üç davalının da müşterek ve müteselsil kefil olduğu ,1 adet ticari taşıt kredisi, 5 adet taksitli ticari ve DBS ile kredilerin tahsil edildiği,kefillerin bu kredi sözleşmeleriyle kullandırılan ve kullandırılacak olan tüm kredilerden kaynaklanan borçlardan 10 yıl süre ile sorumlu olduklarının kabul edilmiş olduğu,hesap kat ihtaratının sözleşme 6.3 maddesi uyarınaca yapılmış sayıldığının kabulünün gerektiği,kullandırılan kredilerin sözleşme tarihlerinden sonra olduğu,kefalet limitleri gözetildiğinden borçtan davalıların sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen
kabulüne; %20 icra inkar tazminatına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davacının, 667 sayılı KHK ile kapatıldıktan sonra 670 sayılı KHK gereği Maliye Bakanlığı İl Defterdarlığının sorumluluğuna alınan asıl borçlu şirketten kredi alacağını tahsil edebilmesi için il defterdarlığına başvurması gerektiğini, borca itirazı haksız olmayan müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin müteselsil kefil olarak kabulünün doğru olmadığını, itirazlarının karşılanmadığını bilirkişi raporunda temerrüt faizi oranının hangi belgeye dayandığının belirtilmediğini, bu konuda dosyaya sunulan bir belge olmadığını,
mahkeme kararında her bir davalı için ayrı ayrı borca hükmedildiği halde vekalet ücretlerinin ayrı ayrı hesaplanmadığını ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 2. fıkrası gereği davacı alacaklı bankanın el konulan şirketten olan alacağı için Maliye Bakanlığına başvurması gerektiğinden mahkemenin görevli olmadığını, söz konusu kredi sözleşmelerinde müvekkilinin adi kefil olduğunu, müteselsil kefil olmadığını, kaldı ki sözleşmede müvekkilinin eşinin rızası bulunmadığından kefaletinin de geçersiz olduğunu, müvekkilinin yaptığı ödemelerin borçtan düşülmediğini, uygulanan temerrüt faizi ve akdi faiz oranının nasıl bulunduğu mahkemece açıklanmadan karar verildiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; dava dışı şirketin asıl borçlu, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları imzalanan 22/04/2013 tarihli ve 14/02/2014 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi gereği iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava dışı asıl borçlu ... Sağlık Hiz. Eği. Bas. Yay. Gıda Tur Tic. Ltd.
Şti. ile davacı banka arasındaki 22/04/2013 tarihli 150.000,00 TL kredi limitli genel kredi sözleşmesini 150.000,00 TL kefalet limitiyle, 14/02/2014 tarihli genel kredi sözleşmesini ise 900.000,00 TL kefalet limitiyle müteselsil kefil sıfatıyla davalı ... ve ... imzalamış olup söz konusu genel kredi sözleşmelerindeki kefaletinin TBK'nın 583/1. maddesi uyarınca geçerli olduğu ve aynı yasanın 584/3. maddesine göre; dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olduğu anlaşılmış olmakla eş rızası aranmayacaktır.
Davacı bankaca keşide olunan Gebze 3. Noterliği'nin 23/09/2016 tarihli kat ihtarı dava dışı asıl borçlu şirketin ticaret sicilinde ilan edilen yeni adresine tebliğe çıkarıldığı halde 26/09/2016 tarihinde iade olunduğu ve kat ihtarında verilen 7 günlük atıfet süresi içinde kredi borcunun ödenmediği anlaşıldığından TBK'nın 586/1. maddesine göre davacı alacaklının alacağın tahsili için davalılar kefil ...'a ve ...'ye karşı dava konusu ilamsız icra takibini 29/11/2016 tarihinde başlatarak başvuru koşulu oluşmuştur.
Ayrıca, istinafa başvuran davalı müteselsil kefiller vekili her ne kadar 670 sayılı KHK hükümleri uyarınca dava dışı asıl kredi borçlusu ...Ltd. Şti'nin tüm mal varlığına el konulduğunu, dolayısıyla kefil olan müvekkillerine başvurulamayacağını iddia etmiş iseler de, 670 sayılı KHK hükümleri incelendiğinde dava ve takip konusu kredi alacağı sebebiyle davalı müteselsil kefillere başvurmaya engel teşkil edecek hükme yer verilmediği anlaşılmış olmakla, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.
Dosya kapsamında; davacı bankanın dava konusu genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandıran ...
Şubesinin kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda; dava dışı asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan 22/04/2013 ve 14/02/2014 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesine istinaden 07/03/2014, 17/03/2014, 24/11/2014, 04/02/2015, 27/02/2015, 02/12/2015 ve 05/05/2016 tarihlerinde 5 adet taksitli ticari kredi,
1 adet taksitli ticari taşıt kredisi ve DBS yani doğrudan borçlandırma sistemi ile kredi tahsis edildiği belirlenmiş olup kullandırılan ve icra takip dosyasında talep olunan toplam 7 kalem kredi sebebiyle davacı bankanın istinafa başvuran davalı müteselsil kefillerden, davalı kefillerin dosya kapsamında yer alan iki adet genel kredi sözleşmesindeki kefalet limitlerinin de farklı olduğu gözetildiğinde, söz konusu genel kredi sözleşmelerinden hangisine istinaden davalı dışı asıl borçlu şirket olan ...Ltd.
Şti'ye kredi kullandırıldığının belirlenmesi için duruşma açılarak davalı-müteselsil kefillerin dava ve takip konusu edilen kredi borçları sebebiyle sorumlu tutulup tutulamayacaklarının belirlenmesi gerekmiştir.
Zira, ilk derece mahkemesince yargılama sırasında alınan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava ve takip konusu kredilerin, davalı müteselsil kefillerin kefalet imzalarının bulunduğu iki adet genel kredi sözleşmesinden hangisine istinaden işbu kredilerin kullandırıldığı hususu tespit edilmiş değildir.
Diğer taraftan davalı müteselsil kefillere kat ihtarının tebliğ edilemediği, dolayısıyla TTK'nın 7. Maddesi gereği icra takibinden önce temerrüde düşmedikleri, eş deyişle, dava konusu takip tarihi itibarıyla temerrüde düştüklerinin kabulü gerektiği gözetilmeksizin ilk derece mahkemesince dava ve takip konusu genel kredi sözleşmelerinin 6.3.
Maddesinde yer verilen, davalı kefilin sözleşmedeki adresine tebligat yapılması, adres değişikliği yapılıp bildirilmediği takdirde sözleşmedeki adreslerine yapılan tebligatın geçerli olacağına dair düzenleme gereği davalı kefillerin takipten önce temerrüde düştüklerinin kabul edilerek üstelik işlemiş faiz alacağı yönünden herhangi bir hesaplama yapılmaksızın takip talebinde istenilen işlemiş faiz alacaklarına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Nitekim Dairemizce bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi ...'dan usul ve yöntemine uygun olarak alınan, objektif, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 09.02.2021 tarihli raporda davalı müteselsil kefillerin takip tarihi olan 28.11.2016 tarihi itibarıyla temerrüde düştükleri kabul edilerek kat tarihi olan 21.09.2016 tarihinden takip tarihine kadar, takip talebinde 7 ayrı kredi alacağının her biri için davacı bankaca da talep olunduğu üzere, akdi faiz oranları üzerinden işlemiş faiz alacaklarına hükmedilmiştir.
Dairemizce takip konusu 7 kalem kredi alacağının hangi genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığının tespiti hususunda bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi ... tarafından davacı bankanın dava ve takip konusu kredileri kullandıran ...
Şubesi kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 02.06.2021 tarihli ek rapor ve 26.10.2021 tarihli 2. ek raporda özetle; davacı bankanın 01.06.2021 tarihli yazısından anlaşılacağı üzere dava konusu kredilerin 14.02.2014 tarihli ve 900.000.00, 00 TL limitli krediye istinaden kullandırıldığı, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin davalı kefili ..., ... ve ... Medikal ..Elektrik..Ltd. Şti.
Tarafından imzalanan 14.02.2014 tarihli 900.000,00 TL limitli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı ve kullanılan kredilerin ilişikte sunulan banka dekontlarında görüleceği üzere 14.02.2014 tarihli sözleşmenin imzalanmasından sonra kullanıldığı, 14.02.2014 tarihinden sonra dava dışı asıl borçlu şirket ile herhangi bir sözleşme de düzenlenmediği, dolayısıyla dava konusu kredilerin 14.02.2014 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı belirtilmiştir.
Dairemizce usul ve yöntemine uygun olarak alınan işbu raporlar objektif, denetime açık ve ayrıntılı bulunarak hükme esas alınmıştır.
Bu durumda 14.02.2014 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan krediler sebebiyle davacının icra takip dosyasına konu 7 kalem kredi alacağının bulunduğu ve talep olunan bu kredi alacaklarının davalı müteselsil kefillerin söz konusu kredi sözleşmesinde 900.000,00 TL olarak belirtilen kefalet limitleri dahilinde kaldığı anlaşılmış olmakla, işbu takip konusu kredi alacakları sebebiyle davalı müteselsil kefillerin kefalet sorumluluklarının bulunduğunun kabulü gerekmiştir.
Yine dava konusu kredi asıl alacaklarına takip tarihinden sonra işleyecek temerrüt faizi oranlarının belirlenebilmesi için davacı bankaca dava ve takip konusu 7 kalem kredi alacağının dava dışı asıl borçlu ...Ltd.
Şti'ye kullandırıldığı tarihte uygulanan en yüksek fiili faiz oranının tespiti hususunda davacı Bankaya yazılana müzekkereye cevaben getirtilen hesap özetlerine göre dava ve takip konusu kredi alacaklarında olduğu gibi eşit taksitli kredi alacaklarına uygulanan en yüksek fiili akdi faiz oranı olan %1,41 yıllık akdi faiz oranı ise %16,92 olarak bulunmuş olup taraflar arasında imzalanan dava ve takip konusu kredilerin dayanağı olan 14.02.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin 2.7.1 maddesi uyarınca %50 fazlası olan %33,84 en yüksek temerrüt faizi oranı olarak belirlenmiş ve ilk derece mahkemesince hükümde "f bendinde belirtilen ... no'lu
kredi" dışında kalan 6 kalem ticari kredi alacağı için işleyecek temerrüt faiz oranı olarak kabul edilen faiz oranlarının bu oranın altında kaldığı ve kamu düzenine ilişkin olan aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek, hükümde belirtilen temerrüt faizi oranları korunmuş, sadece f bendinde belirtilen kredi alacağı için takipten sonra asıl alacağa işletilecek temerrüt faizi oranı olarak belirlenen bu oran üzerinden hüküm kurulmuştur.
Öte yandan istinafa başvuran davalılar vekili, aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini de istinaf sebebi olarak ileri sürmüş iseler de dava ve takip konusu kredi alacakları genel kredi sözleşmesinden doğan İİK'nın 67. Maddesi anlamında likit (bilinebilir, belirlenebilir) nitelikte olduklarından ve yargılama sırasında Dairemizce alınan raporlarla takip tarihi itibarıyla hesaplanan miktarda kredi borçları bulunduğu, dolayısıyla davalı kefillerin dava konusu icra takibine itirazlarının da, haksız olduğu anlaşıldığından,
davacı lehine hüküm altına alınan toplam 273.880,32 TL asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı alacağı 54.776,06 TL'nin; davalı kefil ...'nin tamamından, davalı kefil ...'ın ise bu miktarın 30.398,41 TL 'ye kadar kısmından sorumlu olmak üzere davalı kefillerden tahsiline karar verilmiştir.
Her ne kadar İİK'nın 67. Maddesi gereği icra inkar tazminatı, takipte davalı borçlular tarafından itiraz edilen ve hüküm altına alınan takipte istenilen asıl alacak ve ferileri toplamı üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınması gerekmekte ise de ilk derece mahkemesince dava konusu takipte istenilen her bir kredi alacağı yönünden hüküm altına alınan asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olduğu, davacı tarafından istinafa başvurulmadığından bu hususun kesinleştiği ve aleyhe hüküm kurma yasağı da gözetilerek belirlenen kredi asıl alacak tutarları üzerinden hesaplanarak hükmetmek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle istinafa başvuran davalılar ... ve ...'nin istinaf başvurularının ayrı ayrı kısmen kabulü ile istinafa başvurmayan davalı müteselsil kefil ... Med.Eği. Elek. İnş. Tur. İth. İhr. Tic. Ltd.
Şti. hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve kesinleşen hükümde belirtilen miktarlarla tahsilde tekerrrür etmemek ve müteselsilen tahsil olunmak üzere, Dairemizce alınan ve benimsenen 09.02.2021 tarihli raporda hesaplanan kredi alacakları üzerinden, istinafa başvuran davalı kefiller hakkında aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek,
istinafa başvuran davalı müteselsil kefiller ... ve ...'nin dava ve takip konusu Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2016/22256 esas sayılı icra takip dosyasında 7 kalem halinde talep olunan kredi alacaklarından vaki itirazlarının tahsilde tekerrür etmemek üzere, kısmen iptali ile takibin her bir kredi alacağı için aşağıda hükümde ayrı ayrı belirtilen asıl alacak, işlemiş faiz alacağı, BSMV, işleyecek faiz oranı üzerinden devamına, davacı lehine hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatına,
davalı kefillerin takibe itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından İİK'nın 67. Maddesi gereği koşulları oluşmadığından istinafa başvuran davalıların kötü niyet tazminatı talepleri istemlerinin reddine, istinafa başvurmayan davalı ... Med.Eği. Elek. İnş. Tur. İth. İhr. Tic. Ltd. Şti. Yönünden hüküm kesinleşmiş olmakla karar verilmesine yer olmadığına, dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/179, K. 2022/180, 21 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama