KÜNYE
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/1174
- Karar No
- 2023/803
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2023
Karar Metni
1.322 kelime·7 dk okuma·18 bölüm
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/1174
KARAR NO : 2023/803
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/07/2020
NUMARASI :...
DAVA TARİHİ : 02/05/2018
KARAR TARİHİ : 31/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2023
Taraflar arasındaki bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin üyelerinin davalı ...Ş' den kullanmış olduğu kurumsal banka kredileri nedeniyle 13.03.2018 tarihinde ipotek fek bedeli adı altında toplam 8.750,00 TL tutarında masrafı müvekkili kooperatifin davalı bankaya yatırdığını, bankadan kredi kullanımında dosya masrafı, komisyon masrafı, istihbarat ücreti, ipotek ücreti vs.adı altında ücret tahsil edileceğinin sözleşmede yer alsa dahi bunların haksız şart olduğunun Yargıtay kararları ile sabit olduğunu,
müvekkili kooperatifin üyelerinden alınan ücretlerin haksız şart niteliğinde olduğundan iade edilmesi gerektiğini iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, banka tarafından müvekkili kooperatifin üyelerinin kullanmış olduğu krediler nedeniyle haksız olarak alınan 8750,00 TL ipotek fekki-dosya masrafı ücretinin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının müvekkili banka ile imzaladığı 27.05.2014 tarih ve 14.000.000,00 TL bedelli 26.06.2014 tarih ve 5.460,000,00 TL bedelli "Genel Kredi Sözleşmeleri " ile müvekkili bankadan ticari krediler kullandığını, tacir olan davacının imzalamış olduğu sözleşmeler ile bağlı olduğunu, davacıdan alınan masrafların taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine uygun olduğunu, davacının bu sözleşmeye uygun olarak yaptığı ödemelerin iadesini isteyemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafından kullanılan kredinin ticari kredi olması nedeniyle davacının ipotek fek ücreti ödemesinin sözleşme ve mevzuata aykırılık yaratmadığı, BDDK verileri dikkate alındığında davalı bankanın tahsil etmiş olduğu ipotek fek ücretinin makul ücret olarak değerlendirilmesi gerektiği, emsal banka uygulamalarında da uygulanan ipotek fek ücretlerinin çoğunluğunun davalı bankanın tahsil etmiş olduğu ücretlerin üstünde olduğu, emsal banka uygulamaları dikkate alındığında ipotek başına tahsil edilen ipotek fek ücretinin makul ücret olarak değerlendirilmesi gerektiği, mükerrer tahsilat iddiasında bulunulan ... ve ...'dan mükerrer tahsilat yapılmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, söz konusu yasa ve yönetmelik uyarınca haksız şart niteliğindeki hükümlerin geçersiz olduğu gözetilmeksizin davalı tarafça hazırlamış form ve sözleşmenin hükme esas alınmasının usul, yasa ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu, mahkemece yeterli inceleme yapılmaksızın denetime elverişli olmayan dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
davalı bankanın tacir olduğu yaptığı masrafları tüketiciden isteme hakkı bulunsa da uyuşmazlıkta bankanın ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli dosya masraflarını tüketiciden isteyebileceğinin kabulünün gerektiğini, ancak dosya kapsamında ipotek fek bedellerinin hangi masraf için alındığına dair belgenin sunulmadığını, davalı bankanın müşterisi olan müvekkilinden ipotek fek bedelinin alınmasının hukuka aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, haksız tashil edildiği ileri sürülen ipotek fek ücretlerinin iadesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava konusu işlemlere ilişkin dekontlar, genel kredi sözleşmesi, hesap eksteleri, emsal uygulamalara ilişkin belgeler, 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporu, 19.03.2019 tarihli bilirkişi raporu, 11/07/2019 tarihli bilirkişi raporu,05.03.2020 tarihli bilirkişi raporu, vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Dosya kapsamından, taraflar arasında 27/05/2014 tarihli 4.000.000 TL limitli ve 26/06/2014 tarihli 5.460.000 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, sözleşmeler kapsamında davacı kooperatif üyelerine krediler kullandırıldığı, kullandırılan kredilerin teminatı teşkil etmek üzere taşınmazlar üzerinde ipotekler tesis edildiği, kredi borçlarının ödenmesinin akabinde ipoteklerin fek edilmesi için davalı bankaca davacı kooperatiften 24 kiş adına 34 adet taşınmaz için toplam 8.925 TL fek ücreti tahsil edildiği, davacı yanca ödenen fek ücretlerinin geri iadesinin isteminde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı kooperatif üyeleri tarafından çekilen ticari kredi nedeniyle davalı bankanın davacıdan ipotek fek bedeli adı altında aldığı bedelin haklı ve uygun olup olmadığı, davacının bu bedelin iadesini davalıdan talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Taraflar arasındaki 27/05/2014 tarihli sözleşmenin 9/7. maddesinde ".....
Bu kredi sözleşmesinin ve bu nedenle verilen veya verilecek her türlü teminatlarla ilgili gerektiği ve gerektireceği her türlü masrafları ve halen mevcut veya ileride konulacak gider vergisi ile ilgili her türlü vergi, resim ve harçlarla tarh edilebilecek cezalarını, sigorta pirim ve masrafların, bunlarda meydana gelen artışların kendisine ait olacağını, bunları ödeyeceğini kabul eder." hükmü mevcut olup, 26/06/2014 tarihli sözleşmenin 3/10 maddesinde ise ".....
Banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf vergi ve sair giderleri ve bunların gider vergilerini, Bankaya derhal ödemekle yükümlüdür." ve Sözlşeme Öncesi bilgilendirme Formunun 4. Maddesinde "sözleşmenin 3.10 maddesi komisyon, ücret, vergi, fon ve masraflara ilişkin hükümler olup, menfaatinize aykırı olabilecek düzenlemeler içermektedir." şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
Dairemizce, davalı bankaca dava konusu ipotek fek ücretlerinin tahsiline dayanak teşkil eden taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin fek edilip edilmediğine ilişkin yapılan araştırma sonucunda ... ...
Sicil Müdürlüğünün 19/03/2018 tarihli yazısı ekindeki belgelerin incelenmesinde dava konusu ipotek fek ücretlerinin tahsil edilmesi ile ipotekli taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırıldığı tespit edilmiş olmakla birlikte ipoteklerin fek edildiği 2018 yılına ait Harçlar Kanunu Tarifesinde ipotek fek harcının 24,80 TL olarak belirlendiği anlaşılmış olmakla ipoteklerin fekkine ilişkin bankaca ... sicil müdürlüğüne yapılan bildirimler nedeniyle posta ve diğer masrafların eklenmesi suretiyle her bir taşınmaz için ayrı ayrı 50 TL ipotek fek masrafının makul ve belgeli olduğu Dairemizce kabul edilmiş olmakla davalı bankanın davacıdan 34*50=
1700 TL'nin dışında kalan ve davalı bankaca fazladan tahsil edildiği hesaplanan 7.225 TL'nin davacıya iadesinin gerektiği kabul edilerek davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2020/1174, K. 2023/803, 31 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama