KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1698 E., 2024/1096 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekili
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/1698
- Karar no
- 2024/1096
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/12/2020
- Numarası
- 2018/577 Esas 2020/754 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Dava
- Ortaklıktan Çıkma Ve Çıkarılma
- Dava tarihi
- 13/08/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 16/10/2024
Karar Metni
1.254 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma ve çıkarılma istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin %50 hissesinin 02/01/2017 tarihinde müvekkiline devredildiğini, davacının aynı gün itibari ile şirket müdürü olarak seçildiğini, hisse devrinden sonra 23/03/2017 tarihinde iş yerine gittiğinde icra marifeti ile iş yerinin boşaltıldığını gördüğünü, şirketin 30.000,00 TL kira borcu olduğunu öğrendiğini, hisse devri sırasında bu konuda kendisine bilgi verilmediğini, devam eden tahliye davası ve icra sürecine ilişkin tebligatları diğer ortaklar alarak,
kendisinin haberdar olmasını önlediklerini, bunun üzerine şirket ortaklığından ayrılmak istediğini diğer ortaklara bildirmek istediyse de ulaşamadığını, şirketin kendisine hisse devri yapan ... dışında gizli ortağı olan ...'ın bulunduğunu, her ikisinin hisse devri sırasında hileli davranarak davacının iradesini sakatladıklarını, şirketin mali durumu hakkında bilgi vermediklerini, şirketin vergi borçları sebebi ile davacının hesaplarına haciz konduğunu,
hisse devri yapılan ... ve gizli ortak ... hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirterek şirket ortaklığından çıkmasına ve ayrılma akçesinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 27/11/2019 tarihli celsede ayrılma akçesine yönelik talebini geri aldığını beyan etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davaya karşı cevap vermediği, duruşmalara katılmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı hisse devri sırasında şirketin mali durumu hakkında kendisinin yanıltıldığını belirterek ortaklıktan haklı sebep ile çıkmak istediği, davacıya hisse devri 02/01/2017 tarihinde yapıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde hisse devri öncesi düzenlenen 31/12/2016 tarihli şirket bilançosunda şirketin 35.447,97 TL ertelenmiş vergi borcunun gösterildiği, davacının buna göre vergi borçlarından haberdar olduğu, davacıdan bu borcun gizlenmediği,
SGK prim borcu her ne kadar bu bilançoda gösterilmediği belirtilmişse de, bir şirketin %50 hissesini devralan ve aynı gün şirket müdürü olan basiretli bir kişinin, devir öncesi bu borcun olup olmadığını araştırması ve buna göre şirket hissesini devralması hayatın olağan akışının gereği olup, davacının bu borçtan haberdar olmadığı iddiasına itibar edilmediği, bu durumda davacının TTK'nın 638/2 maddesi gereğince haklı sebepleri ispatlayamamış olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kanunda haklı sebeplere ilişkin açık bir tanım yapılmadığını, haklı sebebin, genel anlamda, ortaklık ilişkisinin devamını olanaksız kılan durum olduğunu, bu durumun ortaklık işlerinden ya da ortakların kişisel hareketlerinden kaynaklanmış olabileceğini, davacıya yükletilecek herhangi bir kusur olmadığını, durumun meydana gelmesinde, çıkacak olan ortağın kusurunun bulunup bulunmadığının da çıkma hakkının kullanılması açısından önem arz etmediğini, dava konusu durumda da diğer ortak ... ve gizli ortak ...,
şirket ortağı olan davacıdan şirkete ait çok önemli ve şirketin faaliyetini sonlandıracak bilgileri gizleyerek dürüstlük kuralının hilafına, hisse devrini gerçekleştirirken kasıtlı olarak hile yoluna başvurduğunu, irade sakatlığı meydana getirdiğini ve davacının menfaatlerini yok sayıp zarara uğratarak,
ortaklar arasında bulunması gerekli güven ilişkinin bütünü ile ortadan kaldırdığını, yerel mahkemenin, davacının dava dilekçesinde aktardığı iddiaları ile ilgili hiçbir değerlendirme yapmadan karar verdiğini, bilirkişi raporu incelendiğinde, iddialarının hepsinin gerçek ve haklı olduğunun ortaya çıktığını, yerel mahkeme tarafından tanzim edilen raporun tam aksine bir karar verildiğini ve bu kararın da gerçeklendiremediğini, mahkemenin kendini bilirkişi yerine koyarak,
yargılamaya konu olan, teknik ve özel bilgiyi gerektiren uyuşmazlık hakkında karar veremeyeceğini, mahkemece savcılık tarafından verilen takipsizlik kararının, kararda gerekçe olarak kullanılmasının tamamen hatalı bir durum olduğunu, mahkemece, tanzim edilen bilirkişi raporunun tamamen aksine bir karar verildiğini bu durumun müvekkilinin çok büyük zarar uğramasına ve mahkeme kararının hukuka aykırı olmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davacı ortağın haklı nedenlerle 6102 Sayılı TTK’nun 638/2. maddesi gereğince limited şirket ortaklığından çıkma kararı verilmesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
6102 Sayılı TTK’nun 638/2. maddesinde; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği, düzenlemeleri mevcuttur.
Bilindiği üzere limited şirket ve anonim şirketlerde; şirketin haklı sebeplerle feshi ve şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması", "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması" , "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi", "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.
T.C. Anayasası'nın 36/(1). maddesinde, "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" düzenlemesine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir" düzenlemesine yer verilmiştir.
Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re'sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmesi ile mümkündür.
Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; davacı tarafça haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesinin talep edildiği, dosya kapsamında yer alan 9237 sayılı Türkiye Ticaret Gazetesi incelendiğinde, davalı şirketin her biri 1.000 TL olan 50 adet hissesinin ... tarafından Ankara 15.Noterliği tarafından düzenlenen 02/01/2017 tarih ve 00007 yevmiye numaralı Hisse Devir Senedi ile davacı ...'ya devrettiği, vaki devirden sonra şirketin %50 hissesi ..., %50 hissesi ise ...'ya ait olduğu ve aynı tarihli şirket ortaklar kurulu kararı ile ...'in müdürlük görevi son bulup,
davacı ...'nın ise 25 yıllığına şirket müdürü olarak temsil ve ilzama yetkili olarak atandığı, somut uyuşmazlıkta husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yerinde ise de, işbu eldeki davada davacının davalı şirketin müdürü olduğu, bu nedenle davada şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı atanması gerekmekle mahkemece davada davalı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı atanması için davacıya mehil verilmek ve bundan sonra taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulü ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereği kaldırılarak, usulüne uygun taraf teşkili sağlamak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1698, K. 2024/1096, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama