İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1775 K.2025/307

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi

Esas2022/1775Karar2025/307Tarih21 Mart 2025Okuma16 dk · 3.299 kelime

KÜNYE

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1775
Karar No
2025/307
Karar tarihi
21 Mart 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.299 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESi

ESAS NO

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

....

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/11/2021

NUMARASI : ... DAVA : İstirdat

DAVA TARİHİ : 07/11/2019

KARAR TARİHİ : 21/03/2025

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2025

Taraflar arasındaki istirdat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ..... arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin 250.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere kefil olduğunu, müvekkilinin icra tehdidi ile karşı karşıya kalması üzerine davalıyla arasında icra müdürlüğü marifetinde 24/11/2017 tarihinde ödeme taahhüdüyle ödeme tablosu düzenlendiğini, ödeme tablosu düzenlenirken ödeme taahhüdü süresince işleyecek faiz ve vekalet ücreti alacaklarının da anapara borcuna dahil edilmek suretiyle toplam 315.869,79 TL bakiye borç hesaplandığını, bu borcun aylık dönemlerde ödenmesinin kararlaştırıldığını,

müvekkili tarafından ilk 10 taksit tutarı olan 107.097,00 TL'nin zamanında ödendiğini, daha fazla faiz ödemek istemeyen müvekkilinin kefalet tutarıyla sınırlı olmak kaydıyla davalı bankaya başvurduğunu, müvekkilinin başvuru tarihinde kalan bakiye borcunun ödeme tablosuna göre 175.527,03 TL olduğunu, müvekkilinin 250.000,00 TL kefaleti sebebiyle şimdiye kadar ödediği miktarın mahsubu sonucu 142.903,00 TL'den sorumlu tutulabileceğini, davalının ise müvekkilinin blokeli hesabından yazılı onayı alınmadan 226.000,00 TL çektiğini, davalının kefalet sözleşmesinde belirlenen miktardan daha yüksek tutar üzerinden icra takibi başlattığını,

fahiş oranda temerrüt faizi talep ettiğini, müvekkilinin hiçbir sorumluluğu olmadığı halde 16.320,00 TL çek yaprağı bedelinin tahsilinin talep edildiğini, imzalanan taahhütname doğrultusunda henüz ödeme günü gelmeyen, muaccel olmayan ayların faizinin de tahsil edildiğini, davalının yaptığı tahsilatların haksız ve hukuka aykırı olduğunu,

davalının alacağı bulunmadığı halde icra tehdidi ile karşılaşan müvekkilinin blokeli hesabından bu miktarları çektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla icra dosyasına fazladan ödenen 34.773,00 TL'nin ödeme tarihi olan 23/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdatıyla müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının 06/03/2014 tarihli sözleşmede 250.000,00 TL, 11/10/2012 tarihli sözleşmede 250.000,00 TL kefalet limiti bulunduğunu, davacının yaptığı ödemeleri kefil sıfatıyla değil, asıl borçlu şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle şirket nam ve hesabına yaptığını, şirket adına hareket ederek yapılandırma talebinde bulunduğunu, borcun yapılandırıldığını, yapılandırma taksitlerinin ise düzenli olarak ödenmediğini, daha sonra davacının asıl borçlu şirket yetkilisi olarak şirket nam ve hesabına yeniden yapılandırma talep ettiğini, borcun yapılandırıldığını,

davacıdan şirket nam ve hesabına taahhüt alındığını, borçlu tarafından düzensiz ve kısmi ödemeler yapıldığını, taahhüdün ihlal edildiğini, yapılandırmanın bozulduğunu, uygulanan temerrüt faiz oranının sözleşmeye uygun bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, ödemenin kefil sıfatıyla yapıldığına ilişkin dekontlarda açıklama bulunmadığı, davacının taahhüt verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde de ipotek borçlusu sıfatı bulunduğu, bu hali ile davacının kefil sıfatı ile ödeme yaptığına ilişkin iddiasının sübut bulmadığı, kefalet limiti dışındaki ödemelerin iadesi talebinin yerinde olmadığının değerlendirildiği, kaldı ki ipotek limiti ile iki sözleşmeyi de imzaladığı gözetildiğinde toplam kefalet limitinin 500.000,00 TL olduğuna ilişkin bilirkişi değerlendirmesine de itibar edildiği,

davacının çek bedellerinin depo edilemeyeceğine ilişkin iddiasına da ödemenin kefil sıfatı ile yapıldığına ilişkin iddiası sübut bulmadığından itibar edilmediği, kaldı ki sözleşmede açık hüküm bulunduğundan kefil olarak dahi çek yapraklarından sorumluluğu bulunduğu, davacının fazladan yapılmış bir ödemesinin bulunmadığı, vekalet ücreti ve işlemiş faize ilişkin bilirkişi raporlarında belirlendiği gibi taahhütlerde bu taleplerden açık bir feragatin bulunmayıp birden fazla kez yapılandırma yapıldığı gözetildiğinde davacının bu yöndeki iddialarının da sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefil olduğu borç miktarı yönünden borcun yapılandırılmasını talep ettiğini, borcun da müvekkilinin kefil sıfatı ile birlikte yapılandırıldığını, dosya kapsamında taksitlerin düzenli ödenmediğinden yapılandırmanın bozulduğu değerlendirmelerinde bulunulsa da dosya kapsamında yapılacak inceleme neticesinde de müvekkili tarafından ödemelerin düzenli olarak yapıldığının görüleceğini,

müvekkilinin ödemelerini düzenli olarak yaparken taksit sayısı fazla olduğundan ve daha fazla faiz ödemek istemediğinden kefalet tutarı ile sınırlı olmak üzere ödeme yapmak amacıyla davalı banka ile iletişime geçtiğini, yapılandırma taksitlerini süresinde ödemeyen kimsenin, kefalet tutarı ile sınırlı kalmak üzere ödeme yapmak için bir girişimde bulunmayacağını, müvekkili tarafından ilk 10 taksit tutarının olan 107.097,00 TL süresinde ve tam olarak ödendiğini, ancak daha fazla faiz ve yıllarca taksit ödemek istemeyen müvekkilinin borcun kefaleti kadar olan kısmını ödemek istediğini,

erken kapamaya ilişkin beyan ve itirazlarının değerlendirilmediğini, dosya kapsamında yer alan 24.11.2017 tarihli yapılandırmaya göre müvekkilinin borçlarını taksitler halinde ödemesinin kararlaştırıldığını, son taksit tarihinin ise 27.05.2020 olarak belirlendiğini, müvekkili tarafından ilk 10 taksit tutarı olan toplamda 107.097,00 TL'nin zamanında ödendiğini, daha fazla taksit ödemek istemeyen müvekkili tarafından kefalet tutarı ile sınırlı olmak kaydıyla ödeme yapmak için davalı banka ile iletişime geçildiğini, 22.10.2018 tarihinde davalı banka tarafından haksız ve borç miktarını aşan tutarda müvekkilinin hesabından tahsilat yapıldığını,

son taksit tarihi 27.05.2020 olan borcun 22.10.2018 tarihinde tamamının kapatılması halinde nasıl erken kapama yapılmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiği ve bu doğrultuda hüküm tesis edildiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, müvekkilinin borcun tamamını tek seferde kapatması halinde hiçbir yararı olmayacaksa, zorunlu olmadığı halde bir anda bu kadar yüksek bir meblağı ödemek istemeyeceğini, mahkemece kefilin çek yaprağı bedellerinden sorumlu olacağı belirtilmiş ise takip talebinde açıkça görüleceği üzere asıl alacak, işlemiş temerrüt faizi, BSMV ve masraf kalemlerine yer verildiğini,

çek yaprağı bedelinin takip talebinde yer almadığını, bilirkişi tarafından hesaplamaya asıl alacağın yanında bu bedeli de eklemesi ve mahkemenin bu rapora itibarla hüküm tesis etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu bedelin ne takip talebinin ne de yapılandırma dahilinde olmadığını, bir an için 255.169,57 TL'lik asıl alacak içerisinde çek yaprağı bedelinin de bulunduğu düşünülse dahi asıl alacağa ek olarak bu bedelin eklenmesinin yine haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takipte ve yapılandırmada asıl alacağın içerisinde çek yaprağı bedellerinin de yer aldığını,

bilirkişi tarafından hazırlanan kök raporda 24.10.2018 tarihi itibari ile davacıdan tahsil edilmesi gereken tutara ilişkin hesabına yer verdiği tabloda, 10.709,70 TL taksit tutarı, 167.745,20 TL bakiye borç tespiti yapıldığını, ancak ne değişmiş, nasıl farklı bir hesaplamaya gidilmiş ise ek raporda 24.10.2018 tarihi itibari ile davacıdan tahsil edilmesi gereken tutara ilişkin hesaba yer verdiği tabloda 10.709,70 TL taksit tutarı, 188.662,38 TL bakiye borç hesaplaması yapıldığını, aradaki farkın nereden kaynaklandığının açıklamasının dahi yapılmadığını, somut ve bilimsel teknik açıklamalardan uzak,

dayanağı olmayan hesaplama ve raporun bu hali ile kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin en azından kök raporu ile ek raporu arasında oluşan çelişkiyi gidermeye yönelik tatmin edici, somut açıklamalarda bulunması gerekirken davalının kök rapora itirazlarını tekrarlar nitelikte beyanlar ile ek rapor düzenlemesinin raporların hükme esas nitelikte olmadığının en açık göstergesi olduğunu, bilirkişi raporunda da yer verilen 24.11.2017 tarihinde taraflar arasında yapılan yapılandırmaya göre her ay ödenen taksitlerin içerisinde avukat vekalet ücretinin de yer aldığını,

müvekkilinin bakiye borcu 175.527,03 TL olarak görünmekte iken bu bakiye borcun içerisinde davalı vekiline ödenecek olan vekalet ücretinin de yer aldığını, müvekkilinin hem aylık taksitlerini öderken avukat vekalet ücretini ödediğini, hem de borcun tamamını ödemek istediğinde bakiye olarak görünen borç miktarının içerisinde avukat vekalet ücretine de yer verildiğini, zaten bakiye borcun içerisinde avukat vekalet ücretinin de yer aldığını, bu sebeple mükerrer olarak vekalet ücretinin hesaplandığı raporun ve bu rapor esas alınarak verilen kararın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını,

ayrıca kök raporda 8.625,11 TL olan vekalet ücretinin ek raporda neye dayanarak artış gösterdiği ve 9.364,39 TL olduğu taraflarınca anlaşılamadığını, bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar arasında ciddi çelişkiler olduğunu, söz konusu çelişkiler giderilmeden dosya kapsamında karar verilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; banka tarafından başlatılan icra takibi sonucu düzenlenen ödeme taahhüdü kapsamında kefil sıfatıyla fazla ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/114 sayılı icra takip dosyası, anılan icra takip dosyasına sunulan 29/11/2017 tarihli ödeme taahhüdü, Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3073 sayılı takip dosyası, genel kredi sözleşmesi suretleri, hesap kat ihtarı, ipotek resmi senedi, davacı tarafından davalı bankaya yapılan başvuru, dava dışı asıl borçlu şirketin banka hesap ekstreleri, asıl borçlu şirketin ticaret sicil kayıtları, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 03/09/2020 tarihli birinci kök, 27/11/2020 tarihli ek bilirkişi raporu, bankacı bilirkişiden alınan 03/06/2021 tarihli ikinci bilirkişi raporu dosya içerisinde yer almaktadır.

Davalı banka ile dava dışı ... ... .... Şti. arasında 11/10/2012 tarihli 250.000.000 TL limitli, 06/03/2014 tarihli 250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, anılan sözleşmelerde davacının aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, kefaletlerin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu, 11/10/2012 tarihli kefalet sözleşmesine ilişkin davacının eş muvafakatinin alındığı görülmüştür.

Davalı tarafından davacı ve dava dışı asıl borçlu ve diğer kefillere 08/12/2016 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek hesap kat edilmek suretiyle 253.307,77 TL nakit alacağın 1 gün içinde ödenmesi, 16.320,00 TL gayri nakit alacağın 1 gün içinde depo edilmesi talep edilmiştir. Hesap kat ihtarnamesi dava dışı asıl borçlunun sözleşmelerdeki adresinden başka bir adrese 13/12/2016 tarihinde bila tebliğ edilmiş, davacıya ise 12/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/114 sayılı icra takip dosyası ile, davalı banka tarafından davacı ve dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti. hakkında toplam 302.139,55 TL nakit alacağın tahsili, 16.320,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebiyle 04/01/2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmıştır.

İcra takip dayanağı ipotek resmi senedinden, davacının taşınmazı üzerinde davacının ve dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti.'nin davacı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 430.000,00 TL limit ile 19/03/2013 tarihinde üst sınır ipoteği tesis edildiği anlaşılmıştır.

Anılan icra takip dosyasında ödeme emri davacıya 06/01/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ödeme emrine itiraz süresi geçtikten sonra borçlu ... ... Ltd.

Şti. yetkilisi sıfatıyla davacı ile alacaklı banka vekili icra müdürlüğüne başvurarak dosya borcunu tamamı üzerinden kabul ettiğini, 24/11/2017 tarihi itibarıyla 248.264,41 TL anapara borcunun olduğunu, bu borçtan müteselsil kefil olarak sorumlu bulunduğunun kabul edildiğini, mevcut borcu kabulle birlikte bankayla yapılan anlaşma gereği belirlenen 248.264,41 TL icra borcu ile ödeme taahhüdü süresince 50.848,19 TL faiz, 16.757,19 TL vekalet ücretini ödeme planında gösterilen tarih ve tutarlarda ödemeyi (25/12/2017-27/05/2020 tarih aralığında ödemeyi) kabul ettiğini, anlaşmayla belirlenen toplam 315.869,79 TL borç bulunduğunu,

taksitlerden biri zamanında ödenmezse ihtara gerek olmaksızın mevcut taleplere devam edileceğine ilişkin 29/11/2017 tarihli ödeme taahhüdü imzalanmıştır.

Davacı borçlu ... vekili 02/04/2019 tarihinde anılan icra müdürlüğüne başvurarak icra takip dosyasında 29/11/2017 tarihli taahhüt uyarınca yapılan hesaplamalar doğrultusunda 24/09/2018-24/10/2018 tarihlerindeki dosya borcu tutarının o tarihe kadar alacaklı tarafa yapılan ödemeler de dikkate alınarak dosya hesabının çıkarılmasını talep etmiştir.

Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3073 sayılı takip dosyası ile, davalı banka tarafından davacı ve dava dışı ... hakkında toplam 322.308,45 TL nakit alacağın tahsili, 16.320,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebiyle 09/02/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır.

Anılan icra takip dosyasında davacı tarafından 17/02/2017 tarihinde takipte işlemiş faize itiraz edilmişse de 27/07/2017 tarihinde itirazından vazgeçtiği görülmüştür.

Davacı alacaklı vekili anılan icra takip dosyasında 06/04/2018 tarihinde borçlunun taşınmaz ve aracı üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep etmiş, icra müdürlüğü ise talep haricen tahsile karine oluşturduğundan takip çıkış miktarı üzerinden %4,55 harç yatırılması halinde şeklinde talebe şerh düşmüştür. Alacaklı olan davacı banka 10/04/2018 tarihinde tahsil harcını yatırarak 26/12/2018 havale tarihli başvurusu ile de dosya alacağı haricen tahsil edildiğinden tahsil harcının borçludan alınarak dosyadaki tüm hacizlerin fekki için müzekkere yazılması talep edilmiştir.

Davacı tarafından davalı bankaya yapılan bila tarihli başvuru ile 23/10/2018 tarihinde bankaya başvurduğunu, şubeye geldiğinde blokeli yetkilisi olduğu diğer şirket hesabından 226.000,00 TL çekildiğini ve yapılandırılan kredi borcunun kapatıldığının kendisine söylendiğini, borcun bu kadar olmadığını bildirdiğini, icrada taahhüt edilen borç dışına çıkıldığını, protokole göre borcun avukatlık ücreti dahil 175.527,00 TL olduğunu söylediğini, paranın 5.400,00 TL'si çek bedeli, 10.300,00 TL'si yapılandırma cezası, gerisinin ise kredi ve avukatlık ücreti olduğunun söylendiğini, işlemlerin iptalini talep ettiğini,

dekontları ve boş dekontları imzalaması halinde işlemlerin iptal edileceğinin söylendiğini, daha sonra iptal edilemeyeceği belirtilerek ceza olarak kesilen 10.300,00 TL'nin iade edildiğinin söylendiğini, kapatmanın iptal edilmesini, iptal edilmiyorsa kapatma tarihinde avukatlık ücreti dahil kendisinde bulunan ödeme planında borç 175.527,00 TL olarak gözükmesine rağmen hesabından fazla çekilen 34.773,00 TL'nin iade edilmesini talep etmiştir.

Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan birinci kök raporda, 22/10/2018 tarihinde davacı tarafından 226.000,00 TL nakit yatırıldığı, aynı gün kredi hesaplarının tamamının kapatıldığı, kredi kapama ve nakit yatan dekontların her ikisine de davacını imzasının alındığı, işlemlerin davacının bilgisi dahilinde yapıldığı, para yatırma dekontlarında adı geçenin kefil sıfatıyla kredi kapaması yaptığına dair herhangi bir açıklama olmadığı, davacıdan yapılandırmaya göre 23/10/2018 tarihi itibarıyla toplam 208.731,42 TL tahsil edildiği,

dava dışı asıl borçlu şirket hesabından 199.367,13 TL kapama, 7.023,29 TL vekalet, 2.341,10 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 208.731,52 TL tahsil edildiği, kredinin erken kapatıldığı tarih olan 22/10/2018 tarihi itibarıyla davacıdan tahsil edilmesi gereken tutarın ise 187.080,01 TL olduğu, buna göre davacıdan 21.651,51 TL fazla tahsilat yapıldığı yönünde kanaat bildirilmiştir.

İtiraz üzerine banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan ek raporda, kök raporda vekalet ücretinin mükerrer gösterilmediği, ilgili kalemlerin ayrı ayrı belirtildiği, davacının erken kapama yapmadığı, ikinci defa yapılandırmaya gidildiği, davacının kredi tahsilat dekontlarını imzalamasının kredinin faizleriyle birlikte tahsilatının bilgisi dahilinde yapıldığını gösterdiğini, 22/10/2018 tarihinde hesaba yatan 226.000,00 TL'den gösterilen kalemlerin tahsil edildiğini, kredi yapılandırmasının kapaması olup, ilgili taksitlerin içinde vekalet ücreti de dahil edilerek tahsil edildiği,

arada oluşan fark olan 10.300,00 TL'nin müşteri hesabına iadesinin sağlandığı, ayrıca halen riski devam eden çek yaprağı riski için 6.946,38 TL vadeli hesap açıldığı, çek yaprakları iade oldukça ilgili tutarın davacının vadesiz hesabına aktarılması gerektiği, davacıdan fazla tahsilat yapılmadığı tespit edilmiştir.

Alınan ikinci bilirkişi raporunda, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapıldığı, davacının sözleşmelerdeki toplam kefalet miktarının 500.000,00 TL olduğu, davacının asıl borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi bulunduğu, şirket adına verilmiş yapılandırma kredisinin 22/10/2018 tarihindeki kredi kapama dekontunda davacının imzasının bulunduğu ancak kefil sıfatıyla davacının ödeme yaptığına dair herhangi bir açıklama yapmadığının görüldüğü, %72 temerrüt faiz oranı talep edilmesinin taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata uygun bulunduğu,

çek taahhüt kredi taahhütnamesinde çek için bankanın depo talep edebileceği, kefalet sözleşmesi kısmında kefillerin müşteriyle banka arasındaki tüm sözleşme maddelerini okuduğuna ve bu maddelerin kendilerine de aynen uygulanacağını kabul ettiği, bankanın davacı kefilden çek depo talebinde bulunabileceği, takipten sonra yapılan 16.03.2017 tarihli 1. yapılandırmada 260.417,08 TL anapara ve 23.777,04 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 284.194,12 TL talep edildiği, davalı bankanın işlemiş faiz alacağını talep etmediğinin anlaşıldığı,

24.11.2017 tarihinde borcun ikinci kez yapılandırılmasında ise, 248.264,41 TL anapara, 50.848,19 TL faiz BSMV, 16.757,19 TL avukatlık ücreti talep edildiği, söz konusu tutarın 30 ayda aylık taksitler halinde ödeme planına bağlandığı, davacının ilk 10 taksiti ödemesinden sonra kalan anaparanın 175.527,03 TL olduğunun ödeme planından da görüldüğü, kredi kapama işlemi yapılırken ise 81.518,45+86.859,27+4.660,41=173.038,13 TL (bekleyen faiz alacağının alınmadığı) ile 26.329,00 TL 1. yapılandırma işleminde indirim yapılarak talep edilmeyen takibe intikal öncesinde tahakkuk etmiş faiz tutarının da tahsil edildiğinin bildirildiği,

söz konusu tutarın ödeme emrinde de geçen takip öncesi tahakkuk etmiş faiz alacağı olduğu anlaşıldığından davalı banka tarafından talep edilebileceği kanaatine varıldığı, yapılandırma taahhüdünde de belirtilen ve ödemeyi taahhüt ettikleri ödeme planının alacaklı bankaca uygun bulunmasının hiçbir zaman gerçek alacaklarının bir kısmından feragat anlamına gelmeyeceği, bu itfa planının hiçbir zaman temdit (erteleme), tecdit (yenileme) veya borcun nakli veya borcun bir kısmının ibrası anlamına gelmeyeceği,

bu itibarla itfa planı taahhüdünün ihlali halinde taksitlerden herhangi birinin zamanında ödenmemesi veya hiç ödemede bulunulmaması halinde hiçbir ihtara gerek kalmaksızın mevcut takiplere devam edileceğinin belirtildiği, davacı tarafından ilk 10 taksit içerisinde vekalet ücretinin 10x739,28 TL=7.392,80 TL'sinin ödendiği, geriye kalan 16.757,19 TL - 7.392,80 TL = 9.364,39 TL olduğu hesaplanmakta olup, kredi kapama işleminde de davalıdan kalan tutar olan 9.364,39 TL'nin tahsil edildiği gerek hesap ekstresinden gerekse de dekont üzerinden görüldüğünden mükerrer tahsilat işlemi yapılmadığı, kalan avukatlık ücretinin tahsil edildiği,

hesap işlemlerinin akışına bakıldığında, dava dışı şirketin banka nezdindeki farklı hesabından 22.10.2018 tarihinde 226.000,00 TL'nin işlemin yapıldığı hesaba aktarıldığı, bu tutardan 22.10.2018 tarihinde 199.367,13 TL kredi kapama tutarının tahsil edildiği, 23.10.2018 tarihinde 9.364,39 TL avukatlık ücretinin tahsilatının yapıldığı, 226.000,00 TL'den yapılandırma kredisinin kapama işlemi için 199.367,13 + 9.364,39 = 208.731,52 TL'nin kullanıldığının görüldüğü, diğer hesap hareketlerinin ise farklı işlemler olduğu,

kalan tutar olan 226.000,00 TL - 208.731,52 TL = 17.268,48 TL'nin 23.10.2018'de 10.300,00 TL'sinin şirketin diğer hesabına havale edildiği, 24.10.2018'de 17,85 TL'sinin tahsilat açıklaması ile tahsilat yapıldığı, 06.11.2018'de 4,25 TL'sinin tahsilat açıklaması ile tahsilat yapıldığı, 12.11.2018'de de 6.946,38 TL'sinin vadeli hesap açılışı yapıldığının tespit edildiği yönünde kanaat bildirilmiştir.

Davacı yan genel kredi sözleşmesindeki kefalet limitinin 250.000,00 TL olduğunu, cebri icra tehdidi altında kefalet limitini aşacak şekilde kendisinden tahsilat yapıldığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında davacının davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen iki adet genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olduğu, davacının taşınmazı üzerinde kendisinin de dava dışı asıl borçlu şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere üst sınır ipoteği tesis edildiği, davalı banka tarafından davacı ve diğer borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi ve ilamsız icra takipleri yapıldığı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi sırasında davacının dava dışı asıl borçlunun yetkilisi ve kefil sıfatıyla icra müdürlüğüne başvurarak 29/11/2017 tarihli ödeme taahhüdünde bulunduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, davalı banka tarafından davacıdan kefalet limitini aşacak şekilde kefil sıfatıyla cebri icra tehdidi altında tahsilat yapılıp yapılmadığı, davacının davalıdan istirdatını talep edebileceği bir miktar bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen iki ayrı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatına sahip olup, kefaleti geçerli olduğu gibi, her bir kredi sözleşmesindeki kefalet limiti ayrı ayrı 250.000,00 TL'dir.

Davacı kefil ve asıl borçlu şirket yetkilisi sıfatıyla dava dışı asıl borçlu ve kendisi aleyhine davalı alacaklı banka tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sırasında borcu kabul ve ödeme taahhüdünde bulunmuştur.

Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporları ve ödeme dekontları ile davalı bankaya yapılan ödemelerin dava dışı asıl borçlu şirket yetkilisi olarak davacı tarafından yapıldığı, davacının kefil sıfatıyla kendi adına yaptığı bir ödemenin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Davalı bankaya yapılan ödemeler dava dışı asıl borçlu şirket adına, şirket yetkilisi sıfatıyla yapıldığından, yapılan fazla bir ödeme var ise fazla ödemenin ödemeyi yapan dava dışı asıl borçlu şirket tarafından talep edilmesi mümkündür.

Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ve ödeme dekontları ile davacının işbu davada fazla ödeme yaptığını ileri sürdüğü ödemelerin dava dışı asıl borçlu şirket yetkilisi sıfatıyla davacı tarafından yapıldığı, davacının kendi nam ve hesabına, kefil sıfatıyla yaptığı bir ödemenin bulunmadığı, davalı bankaya taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi ve ödeme taahhüdü kapsamında fazla yapılan bir ödeme var ise fazla yapılan ödemenin istirdatının ancak ödemeyi yapan dava dışı asıl borçlu tarafından talep edilebileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında gerekçe yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE,

2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2021 tarih ve 2019/637 Esas 2021/760 Karar sayılı kararının gerekçe yönünden KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,

B)1-Davanın REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 615,40 TL harcın peşin alınan 593,84 TL harçtan mahsubu ile bakiye 21,56 TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,

3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi ve istinafa gelenin aleyhine hüküm kurma yasağı gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 5.215,95 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

5-Taraflarca yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

C)1-Davacı tarafından peşin yatırılan toplam 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davacı üzerinde bırakılmasına,

3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2025

Başkan Üye Üye Zabıt Katibi

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1775, K. 2025/307, 21 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ankara
  4. Bölge Adliye Mahkemesi
  5. Esas No
  6. Türk Milleti Adına
  7. Karar
  8. İncelenen Dosyanın
  9. Mahkemesi : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
  10. Tarihi : 02/11/2021
  11. Dava Tarihi : 07/11/2019
  12. Karar Tarihi : 21/03/2025
  13. Gerekçeli Kararın
  14. Yazıldığı Tarih : 21/04/2025
  15. Dava
  16. Cevap
  17. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  18. İstinaf Sebepleri
  19. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1775
Karar No
2025/307
Tarih
21 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1775 K.2025/529
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1776 K.2025/342
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1778 K.2025/500
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1779 K.2025/246
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1780 K.2025/333
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1782 K.2025/530

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.