KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/280 E., 2024/770 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2024
- Esas no
- 2022/280
- Karar no
- 2024/770
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/01/2022
- Numarası
- 2021/568 Esas 2022/5 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- Tazminat (Rücuen Tazminat
- Dava tarihi
- 06/10/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 07/06/2024
Karar Metni
1.546 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki Tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabumüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin özelleştirme kanunu hükümleri uyarınca kurulan, ayrı tüzel kişiliği ve sermayesi olan ticari şirket olduğunu, 24/07/2016 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi ile davalı tarafından yürütülen elektrik dağıtım faaliyetlerinin davacıya devredildiğini, özelleştirme sürecinin tamamlanmasını takiben 28/06/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi ile davacıya ait hisselerin satışının gerçekleştiğini,
dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde dava dışı üçüncü kişi hakkında düzenlenen fatura nedeniyle dava dışı üçüncü kişi tarafından borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak davacı şirket hakkında dava ve ek açıldığını, yapılan yargılamalar sonucunda her iki davanın da kabulüne karar verildiğini ve her iki davada da aleyhlerine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedildiğini, hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin yapılan icra takipleri sırasında dava dışı üçüncü kişiye ödendiğini,
sözleşmenin 7.4 maddesi uyarınca dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen iş ve işlemlerin sorumluluğunun davalıya ait olduğunu, 7.6 maddesi uyarınca sözleşme imza tarihinden önceki her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun davalıya ait olduğunu, yapılan ödemeye dayanak işlem tarihinin işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanması tarihinden önce olduğunu, dava dışı üçüncü kişiye yapılan ödemelerden davalının sorumlu olduğunu belirterek yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan davanın faturanın yüksek olmasına dayalı olduğunu, dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan dava kapsamında asıl talep ile ilgili olarak davacının mal varlığında bir eksilme olmadığını, ilamdan kaynaklanan vekalet ücreti ve yargılama gideri gibi ferilerin rücu edilmesinin mümkün olmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesi ve hisse satış sözleşmesi kapsamında hukuksal giderler olarak muhasebeleştirilmesinin gerektiğini,
ödenen bedellerin elektrik dağıtım faaliyeti kapsamında ödenen bedellerden olmadığını, sözleşmenin 18.6 maddesi uyarınca ödenen bedellerin talep edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu talebin işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında yer almadığını, sözleşmede yer alan üçüncü kişi ifadesinin şirket tüzel kişiliği ile bağlantısı olmayan kişileri ifade ettiğini, icra dosyası kapsamında ödenen faiz ve icra giderlerinden sorumlu olmadıklarını, ödeme tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmadığını,
dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan dava kapsamında davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin yapılan ödemeden düşülmesinin gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı tarafından dava dışı üçüncü kişi hakkında işletme hakkı devir sözleşmesi öncesinde düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına dayalı olarak dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan dava sonucunda dava dışı üçüncü kişinin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin dosyamız davacısından alınarak dava dışı üçüncü kişiye verilmesine karar verildiği, davacı tarafından bu bedellerin menfi tespit davasını açan dava dışı üçüncü kişiye yapılan icra takibi sırasında ödendiği, yapılan ödemenin işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanmasından öncesi döneme ait olaya ilişkin olduğu,
sözleşme öncesi döneme ilişkin olay kapsamında üçüncü kişiler tarafından açılan davalarda aleyhe hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretleri nedeniyle yapılan ödemelerden taraflar arasında düzenlenen işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.1, 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca yapılan davalının sorumlu olduğu, tarafların tacir oldukları ve davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye ödeme yapılması tarihi itibari ile davacının mal varlığında eksilmenin meydana geldiği,
bu nedenle de davacının ödeme tarihinden itibaren avans faizi talebinde bulunabileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, ile 8.208,49 TL alacağın ödeme tarihi olan 08/12/2015 tarihinden, 2.944,68 TL alacağın ödeme tarihi olan 29/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ödediğini iddia ettiği tutarı rücuya esas davadaki diğer davalılara rücu edip etmediğinin araştırılmadığını, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun kusur dağılım oranlarının dikkate alınmadığını, gerekçeli kararın eksik inceleme sonucu tesis edildiğini, dava konusu alacağın sözleşmenin 7.maddesi kapsamına girmediğini, dilekçelerde yeralan bilanço düzenlemelerine ilişkin açıklamaların değerlendirilmediğini, verilen kararın şirket açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını,
talep edilen alacağın hisselerinin tamamının TEDAŞ'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, müvekkili tarafından tekrar ödeme yapılmasının mükerrer ödemeye yol açacağını, hisse satış sözleşmesi, ihale şartnamesi,
İHDS hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödenen bedelin tamamını ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte talep edemeyeceğini, ödeme döneminde müvekkiline ihbar yapılmadığından icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, ilam sonrası faiz, icra takibi ve buna ilişkin giderler kısmına ilişkin ilamın takibe konu edilmesinde davacı kusurlu olduğundan müvekkiline rücuun mümkün olmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini,
müvekkili kurum aleyhine hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinde de hatalar olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/1288 Esas 2014/528 Karar sayılı dosyanın davacısı ..., davalısı ... olup, 2002 11.dönem elektrik faturasının fahiş olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında mahkemece davanın kabulüne karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden ...'ın sorumlu tutulduğu, kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/20394 Esas 2015/16539 Karar sayılı kararı ile anılarak kesinleştiği, verilen karara istinaden Kızıltepe İcra Müdürlüğü'nün 2015/4147 sayılı dosyasında başlatılan ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tahsili amacıyla ile ... aleyhine başlatılan icra takibinde ... tarafından icra dosyasına 07/12/2015 tarihinde 8.208,49 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/1537 Esas 2017/365 Karar sayılı dosyanın davacısı ..., davalısı ... olup, 2002 11.dönem elektrik faturasının fahiş olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında mahkemece davanın kabulüne karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden ...'ın sorumlu tutulduğu, kararın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 16/02/2018 tarih 2017/3258 Esas 2018/245 Karar sayılı kararı ile anılarak kesinleştiği, verilen karara istinaden Kızıltepe İcra Müdürlüğü'nün 2018/967 sayılı dosyasında başlatılan ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tahsili amacıyla ile ... aleyhine başlatılan icra takibinde ... tarafından icra dosyasına 29/03/2018 tarihinde 2.944,68 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun TEDAŞ'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının TEDAŞ olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davaların davacısı olan ... bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır.
Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı icra dosyalarına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).
Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin tamamını davalıdan talep edebileceği, davacı yanın talebi de gözetilerek ödenen miktarın davalıdan tahsiline hükmedilmesi isabetlidir.
Davalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/280, K. 2024/770, 7 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama