KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/436 E., 2024/374 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekilleri
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2024
- Dosya no
- 2022/436
- Karar no
- 2024/374
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/11/2021
- Numarası
- 2019/496 Esas 2021/1003 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/09/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 29/03/2024
Karar Metni
2.424 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle dahili davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne, diğer dahili davalılar hakkındaki davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı dahili davalı ... tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ise de, davalı davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında okur yazar olmadığını, sadece imza atmasını öğrendiğini, oğlunun davacı bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, okuma yazma bilmeyen, imza atamayan kişilerin yapacağı sözleşmelerin noter tarafından düzenlenmesi ve en az iki şahit gerektiğinin davacı tarafından dikkate alınmadığını, sözleşmelerdeki imzalar hariç bütün yazılara itiraz ettiğini, yazıların kendisine ait olmadığını bildirmiştir.
Dahili davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı bankadan babası davalının kefaleti ile kredi kullandığını, sözleşme aşamasında babasının okur yazar olmadığını, müteselsil kefalet şartlarının oluşmadığını, sözleşmede 3 çeşit yazı karakteri bulunduğunu, el yazılarının babası tarafından yazılmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Diğer dahili davalılar cevap dilekçesinde özetle; muris olan babalarından gelen mirası reddettiklerini bildirerek davanın reddini istemişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı ile davalı asıl borçlu ... arasında 10.05.2013 tarihli ve 28.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, murisin sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğu, davacı tarafından gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile asıl borçlu ve müteselsil kefilin temerrüte düştüğü, davalının 30.03.2020 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, mirasçılar ..., ... ve ...'nun Tavşanlı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/524 E. 2020/1035 K sayılı dosyasında mirası reddettikleri, asıl borçlu da olan mirasçı ...'nun mirası reddetmediği,
yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının anılan dahili davalıdan talep edebileceği alacak miktarının belirlendiği, asıl borçlu da olan dahili davalı ...'nun davalının kendi el yazısı ile müteselsil kefil yazısını yazmadığını, kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu iddia etmişse de murisin icra takibine itirazında ve dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde bu hususta hiç itirazının bulunmadığı,
murisin vefatından sonra davaya dahil edilen asıl borçlu ...'nun kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu iddia ettiği, diğer dahili davalıların mirası reddettiği, davalı ...'nun kredi sözleşmesinin geçersiz olduğuna ilişkin iddialarının iyi niyetli bulunmadığı gerekçesiyle dahili davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, anılan davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin taksitli ticari kredi borcu için 27.777,76 TL asıl alacak, 2.349,78 TL işlemiş temerrüt faizi, 117,49 TL BSMV ve 655 TL masraf olmak üzere toplam 30.900,03 TL üzerinden devamına, ticari nitelikli kredi borcu için 53.032,30 TL asıl alacak,
3.506,07 TL işlemiş temerrüt faizi, 212,56 TL BSMV olmak üzere toplam 56.750,93 TL üzerinden devamına, ticari kredili mevduat borcu için 10.813,12 TL asıl alacak, 391,15 TL işlemiş temerrüt faizi, 26,50 TL BSMV olmak üzere toplam 11.230,77 TL üzerinden devamına, çek kredisi borcu için 4.800,00 TL asıl alacak, 952,26 TL işlemiş temerrüt faizi, 47,61 TL BSMV olmak üzere toplam 5.799,87 TL üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 19.284,63 TL icra inkar tazminatının dahili davalı ... tahsiline, dahili davalılar ..., ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Dahili davalı davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; tebliğ edilen dahili dava dilekçesi ve diğer evraklardan kısa sürede edindiği dava içeriğinden anladığı kadarıyla 30/03/2020 tarihinde vefat eden babası ...'nun müteselsil sıfatı ile imzalamış olduğu kredi sözleşmesi ile alakalı olduğunu öğrendiğini, kısa sürede incelediği kredi sözleşmesi ve evraklarından sözleşme aşamasında ki usulsüzlükler ile karşılaştığını, öncelikle babasının sözleşme aşamasında ne tür kefil olduğu konusunda bilgilendirilmediğini, okur yazar olup olmadığı ve herhangi bir diplomasının olup olmadığının sorulmadığını, babasının 80 yaşında okuma yazma bilmediğini,
herhangi bir diploması bulunmadığını, kefaletin müteselsil kefil şartlarını taşımadığını, kredi sözleşmesinde 3 çeşit yazı karakterinin bulunduğunu, kanun maddesinde ki ayrıntılı açıklanan hususların hiçbirisi ile örtüşmediğini, ne tarih. ne kefilin sorumlu olduğu miktar. ne de müteselsil kefil ibaresinin babasının kendi el yazısı ile yazılmadığını, bu yazıların babasına ait olmadığını, zaten babasının cahil ve okuma yazması olmadığını, banka yetkililerinin sözleşme aşamasında yukarıda belirtilen bu hususlara dikkat etmediğini, sözleşme esnasında bir sürü usulsüzlüklerden ötürü sözleşmenin geçersiz olduğunu,
bu konu ile alakalı 08.04.2021 tarihli katıldığı duruşmada bu hususların incelenmesi üzerine bilirkişi atanmasını talep ettiğini, bilirkişi raporunda sözleşmenin geçersiz olduğunu ve yazı karakterlerinde farklılıklar olduğunun kanaatine varılmış olsa da mahkemece diğer hususlarda bilirkişi raporunu baz almışsa da bu hususu dikkate almadığını, muris ...'nun değil dahili davalı olarak yasal süreler içinde kendi taleplerinin değerlendirilmesi gerektiğini, davacı vekili aracılığı ile tarafına açılan dava değerinin 9.134,65 TL olduğunu, masrafların ise buna göre hesaplandığını ve yattığını, ancak mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını,
davacı vekili tarafından da ekstra herhangi bir dilekçe, beyan ve harç yatırılmamış olmasına rağmen 21/10/2021 tarihli duruşmada da dava değerinin değiştirilmesine muvafakatinin olmadığını belirtmesine rağmen mahkemece dava değerinin değiştirildiğini, inkar tazminatına hükmedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5029 sayılı takip dosyası, genel kredi sözleşmeleri, ticari taşıt kredisi ve rehin sözleşmesi, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 19/04/2021 tarihli bilirkişi raporu, davalı ...'nun veraset ilamı, Tavşanlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/524 Esas 2020/1035 Karar sayılı karar sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5029 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 106.746,55 TL nakit alacağın tahsili, teminat mektubundan kaynaklanan 16.579,56 TL ile çekten kaynaklanan 2.030,00 TL gayrı nakit alacağın depo edilmesi talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 29/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği,
davalı borçlunun 7 günlük itiraz süresi içerisinde 06/05/2019 tarihinde Tavşanlı İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunu belirterek icra müdürlüğünün yetkisine ve takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Anılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinin davacı ile asıl borçlu ... arasında akdedildiği, 10/05/2013 tarihli sözleşmenin 20.000,00 TL, 29/08/2013 tarihli sözleşmenin ise 20.000,00 TL limitli olduğu, davalı murisin her iki sözleşmede de müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı görülmüştür.
Davacı ile asıl borçlu ... arasında 24/02/2017 tarihli ticari taşıt kredisi ve rehin sözleşmesi imzalanmış olup, davalının anılan sözleşmede 77.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek düzenlenen ve asıl borçlu ... ile davalı kefile gönderilen 01/03/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile toplam 107.630,21 TL nakit alacağın ödenmesi, teminat mektubundan kaynaklanan 16.579,56 TL ile çekten kaynaklanan 2.030,00 TL gayrı nakit alacağın depo edilmesi talep edilmiş, borçlulara ödeme ve depo için 3 gün atıfet süresi verilmiştir.
Davacı vekili 19/10/2021 tarihli açıklama dilekçesinde davalının borca itiraz etmediğini, faize, yetkiye ve asıl borçlu takibi semeresiz kalmadan kefile takip yapılamayacağını belirterek itiraz ettiğini, işbu davada toplam 9.134,65 TL işlemiş temerrüt faiz kaleminin dava konusu edildiğini bildirmiştir.
Davacı yan taraflar arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise okur yazar olmadığını, sözleşmelerdeki imzalar hariç bütün yazılara itiraz ettiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlendiği şekilde dahili davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne, diğer dahili davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu icra takip dosyasında davalı yan borca itirazının yanı sıra Tavşanlı İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğunu bildirerek icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz etmiştir.
İtirazın iptali davalarında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılması HMK'nun 114/2. maddesi hükmü uyarınca dava şartı niteliğinde olup, mahkemece İİK'nun 50/2. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir.
Taraflar arasında akdedilen 10/05/2013 ve 29/08/2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinin 13.4. maddesinde Eskişehir mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan sözleşme tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte bir sözleşme olup HMK'nun 17. maddesi uyarınca bu sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Bir başka anlatımla sözleşmede belirtilen ve işbu dava konusu icra takibinin yapıldığı Eskişehir icra müdürlüğü yetkilidir.
Bu durumda mahkemece Eskişehir İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu, itirazın iptali davasında yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmasına ilişkin dava şartının gerçekleştiği gözetilerek işin esasına girilmesi isabetlidir.
Dahili davalı ...'nun istinaf itirazları incelendiğinde; davalı murisin ve dahili davalının icra takip dayanağı genel kredi sözleşmelerindeki kefalet imzasına yönelik herhangi bir inkarları bulunmamakta ise de, dahili davalı cevap dilekçesi, istinaf dilekçesi ve aşamalarda sunduğu dilekçelerinde murisi olan davalı ...'nun okuma yazması olmadığını, kefalet müteselsil kefaletinin yasal şartları taşımadığını, tarih, kefilin sorumlu olduğu miktar ve müteselsil kefil ibarelerinin murisin el yazısı ile yazılmadığını savunmuştur.
Mahkemece bankacı bilirkişiden rapor alındıktan sonra yazı inkarına ilişkin herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, gerekçeli kararda muris ...'nun icra takibine itirazında ve dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde bu hususta hiç itirazının bulunmadığı, murisin vefatından sonra davaya dahil edilen asıl borçlu ...'nun kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu iddia ettiği, bu iddianın iyi niyetli olmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir.
Oysa, muris davalı icra takibine itirazında kefalette yer alan yazılara yönelik bir inkarda bulunmamış ise de, yargılama aşamasında sunduğu 11/02/2020 tarihli yazılı beyanında okur yazar olmadığını, sözleşmelerdeki imzalar hariç bütün yazılara itiraz ettiğini, el yazılı olan kısımların banka görevlileri tarafından yazılmış olabileceğini belirterek sözleşme üzerinde kriminal incelemesi yapılmasını talep etmiştir.
Dava konusu takip dayanağı 10/05/2013 ve 29/08/2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davalı muris şeklen müteselsil kefildir. Anılan sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddeleri uyarınca kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi kefaletin geçerlilik koşuludur.
Davalı muris kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşulu olan ve el yazısı ile yazılması gereken kısımlardaki el yazısının kendisine ait olmadığını icra takibine itirazında bildirmemiş ise de, yargılama aşamasında el yazısının kendisine ait olmadığını savunmuştur. Anılan savunma kefalet sözleşmesinin geçerliliğini ortadan kaldıran, içerisinde sahtelik itirazını barındıran savunma niteliğindedir. Bu durumda davalı muris savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşmadan yargılamanın her aşamasında kefalet yazılarındaki sahteliği ileri sürebileceği gibi murisin kefalet yazılarını kabulüne dair açık bir beyanı bulunmadıkça sonradan davaya dahil edilen mirasçıları da murisin el yazısını inkar edebilecektir.
22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35. maddesi ile yapılan değişik HMK'nun 353/1.a-6 maddesi "Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hükmünü içermektedir.
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin açılan işbu davada inkar edilen kefalet yazılarına yönelik grafolog bilirkişiden rapor alınması uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delil niteliğindedir. Mahkemece ise bu delil toplanmamış, bankacı bilirkişiden alınan rapor ile yetinilmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davalı murisin genel kredi sözleşmelerindeki kefalet el yazılarına yönelik inkarı doğrultusunda davacı bankadan taraflar arasında akdedilen 10/05/2013 ve 29/08/2013 tarihli kefalet sözleşmeleri aslı getirtilip, davalı murisin öldüğü ve bu nedenle istikdap yazı örneklerinin alınamayacağı gözetilerek mukayeseye esas el yazılarının bulunduğu resmi belgelerin hangi kurum ve kuruluşlardan getirtileceği davacıdan sorulup, murisin mukayeseye esas el yazısının bulunduğu resmi belge asılları getirtilip, anılan sözleşmelerdeki kefalet miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibarelerinin davalı muris eli ürünü olup olmadığı yönünde grafolog bilirkişiden rapor alınıp tüm deliller değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir.
Öte yandan, dava konusu Eskişehir 8. İcra Müdürlüğünün 2019/5029 sayılı icra takip dosyasında toplam 106.746,55 TL nakit alacağın tahsili, teminat mektubundan kaynaklanan 16.579,59 TL ile çekten kaynaklanan 2.030,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talep edilmiştir.
Davalı murise ödeme emrinin tebliği üzerine verilen itiraz dilekçesinde Tavşanlı icra müdürlüğünün yetkili olduğunu belirttikten sonra asıl alacak miktarına uygulanan faiz oranına itiraz ettiğini, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapılıp takip semeresiz kalmadıkça kefillerden borcun ifasının istenemeyeceğini, asıl borçlu hakkında yapılan takibin semeresiz kalması hali mevcut olmadığından aynı anda kendisine karşı da takip başlatılmasının yasaya aykırı olduğunu belirterek takibe itiraz ederek takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Anılan talep üzerine icra müdürlüğünce 08/05/2019 tarihinde takibin borçlu muris ... yönünden durdurulmasına karar verilmiştir. Davacı vekilince dava dilekçesinde harca esas değer 9.134,65 TL gösterilmiş, netice talepte ise davalının icra takibine itirazının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Dava dilekçesindeki harca esas değer ile netice talep arasındaki farka ilişkin davacı vekilince yapılan 19/10/2021 tarihli yazılı beyan dilekçesinde davalının borca itiraz etmediği, itirazın faize, yetkiye ve asıl borçlu takibi semeresiz kalmadan kefile takip yapılamayacağına ilişkin olduğu, işbu davada toplam 9.134,65 TL işlemiş temerrüt faizi kaleminin dava konusu edildiğini bildirmiştir.
Mahkemece dahili davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının kısmen iptaline, takibin taksitli ticari kredi borcu için 27.777,76 TL asıl alacak, 2.349,78 TL işlemiş temerrüt faizi, 117,49 TL BSMV ve 655 TL masraf olmak üzere toplam 30.900,03 TL üzerinden devamına, ticari nitelikli kredi borcu için 53.032,30 TL asıl alacak, 3.506,07 TL işlemiş temerrüt faizi, 212,56 TL BSMV olmak üzere toplam 56.750,93 TL üzerinden devamına, ticari kredili mevduat borcu için 10.813,12 TL asıl alacak, 391,15 TL işlemiş temerrüt faizi, 26,50 TL BSMV olmak üzere toplam 11.230,77 TL üzerinden devamına,
çek kredisi borcu için 4.800,00 TL asıl alacak, 952,26 TL işlemiş temerrüt faizi, 47,61 TL BSMV olmak üzere toplam 5.799,87 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bu durum ise davadaki talebin 9.134,65 TL işlemiş temerrüt faizine itirazın iptali olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımı niteliğinde olduğundan bu husus re'sen gözetilmiştir.
Tüm bu nedenlerle dahili davalı ...'nun istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-a.6, 355. maddeleri gereğince dahili davalı ... yönünden kaldırılmasına, dahili davalı ...'nun sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/436, K. 2024/374, 13 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama