KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/514 E., 2024/591 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/514
- Karar no
- 2024/591
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/01/2022
- Numarası
- 2021/449 Esas 2022/25 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- İhbar olunan
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.614 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
Rücuen)
DAVA TARİHİ : 30/07/2021
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/05/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bankası ile .... ... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olduğunu, müvekkilinin taşınmazı üzerinde anılan şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin kredi borcuna karşılık olmak üzere bankaya toplam 18.165,00 TL ödediğini, rücu hakkına binaen alacağın tahsili talebiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin ve dava dışı 3 kişinin daha müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, davacının taşınmazı üzerinde de 1.000.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiğini, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin kefil sıfatıyla bankaya 112.000,00 TL ödediğini, ödenen miktarın kefil olarak sorumlu olduğu miktarın üzerinde olduğunu, davacının rücu hakkının kabul edilmesi halinde müvekkilinin söz konusu borçtan diğer kefillerle eşit miktarda sorumlu bulunduğunu, diğer borçluların takibe itiraz etmediklerini,
davacının itiraz etmeyen borçlulardan alacağını tahsil etmesi mümkün iken kötüniyetli olarak müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, davacının bankanın icra takibi başlattığı tarihten önce kendi rızasıyla bankaya ödeme yaptığını, davacının başkasının borcu için rehnedilen şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde ibaresinin bu dava için söz konusu olmadığını, başkasının borcu için rehnedilen şeyin rehinden kurtarılmasının borcun tamamının ödenmesiyle mümkün olduğunu,
genel kredi sözleşmesi imzalandıktan sonra ipotek verilmişse de aksi kararlaştırılan ve hüküm altına alınan ibare nedeniyle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin kefil sıfatıyla yaptığı ödemeleri ipotek veren davacıdan talep etme hakkı bulunduğunu, banka ile müvekkili arasında düzenlenen temlikname ile ipotek hakkının müvekkiline temlik edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının genel kredi sözleşmesi uyarınca asıl borçlu dava dışı şirketin borcuna teminat olmak üzere taşınmazını ...
Bankası lehine ipotek ettirdiği, davacının bankaya 26/02/2018 tarihinde 3.500,00 TL, 28/02/2018 tarihinde 2.665,00 TL ve 10/10/2019 tarihinde 12.000,00 TL olmak üzere toplam 18.165,00 TL tutarında ödemede bulunduğu, TBK'nun 596. maddesi gereğince alacaklı banka lehine ipotek veren davacının genel kredi sözleşmesine kefil olan davalıdan kefile karşı rücu hakkı kapsamında ödediği tutarın tahsilini talep edebileceği,
davacının davalıdan talep edebileceği asıl alacak ve işlemiş faiz konusuna gelindiğinde banka lehine ipotek veren davacının ipotekte belirtmiş olduğu %18 faiz talebini bu işleme taraf olmayan davalıya yöneltmesinin yerinde olmadığı, bu suretle bilirkişi tarafından davacının ödeme yaptığı tarihler itibarıyla davalının temerrüde düştüğü dikkate alınarak, her bir ödeme tarihinden takip tarihine kadar yasal faiz oranı uygulanarak alacağın hesaplanmasının yerinde olduğu, davalının aksine itirazlarının dosya kapsamına göre yerinde olmadığı,
hükme esas alınan ve yargısal denetime elverişli bilirkişi raporuyla davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 18.165,00 TL asıl alacak, 3.683,05 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğunun tespit edildiği, asıl alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasına itirazının kısmen iptali ile 18.165,00 TL asıl alacak, 3.683,05 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, takipte uygulanması gerekli faiz oranlarının yasal faiz oranı olarak tespitine,
asıl alacak likit olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin TBK'nun 127/1. maddesi gereği alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi ve 596/4. maddesi gereğince ipoteği sonradan veren 3. kişi olarak alacaklıya ödeme yapmış olan rehin maliki sıfatıyla, davalı kefile rücu hakkı bulunduğunu, müvekkilinin kanun icabı alacaklıya halef olduğunu, halefiyetin kanuni bir devir niteliğinde bulunduğunu, devre ait hükümlerin uygun olduğu ölçüde halefiyete ve halef olana uygulanması gerektiğini, devrin yalnızca asıl alacak hakkını geçirmeyeceğini, buna bağlı yan hakların da devredilene geçeceğini, faiz alacağının asıl alacağa bağlı bir hak olduğunu,
TBK'nun 89/ll0. maddesine göre asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılacağını, bunların da devralana geçtiğini, işlemiş faizlerin kanuni faiz olabileceği gibi, akdi faiz de olabileceğini, alacakların haklarına halefiyetin tek istisnası kefil ile ilgiliyken somut olayda müvekkili kefil değil rehin veren malik sıfatına haiz olduğunu, müvekkilinin istisna kapsamında sayılamayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefil sıfatıyla dava dışı bankaya 112.000,00 TL ödediğini, müvekkilinin bu sebeple kefil olarak sorumlu olduğu miktarın fazlasında ödeme yaptığını, genel kredi sözleşmesinde müvekkili dışında .... ve Tic.
A.Ş. ve ... kefil olup davacının talep hakkının mevcut olduğunun kabul edilmesi halinde söz konusu borçtan diğer kefillerle birlikte müvekkilinin eşit miktarda sorumlu olduğunu, davacının dava dışı bankanın icra takibinden önce kendi rızası ile bankaya ödeme yaptığını, davacı yanca dayanılan başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde ibaresinin işbu dava için söz konusu olmadığını, başkasının borcu için rehnedilen bir şeyin rehinden kurtarılması borcun tamamının ödenmesi ile mümkün olduğunu,
ipotek resmi senedin içeriğine bakıldığında aksinin kararlaştırıldığını, ipotekte ...ve Tic.
A.Ş.'nin kullandığı ve kullanacağı tüm kredi borçları için ipoteğin verildiğine ilişkin ibarenin bulunduğunu, bu sebeple aksi ipotek resmi senedinde kararlaştırılmış olup her ne kadar dava dışı banka ile 31.12.2015 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davacı yanca 17.06.2016 tarihinde ipotek verilmiş olsa da aksi kararlaştırılan ve hüküm altına alınan ibare sebebiyle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, TBK'nun 596/2. maddesi uyarınca aksi kararlaştırılmış olup, müvekkilin kefil sıfatıyla yaptığı ödemeleri ipotek veren davacıdan talep etme hakkına sahip olduğunu,
aynı zamanda haziran 2020 tarihinde dava dışı banka ile müvekkili arasında düzenlenen temlikname ile ipotek hakkının müvekkiline temlik edildiğini, asıl alacaklının müvekkili olduğunu, alınan bilirkişi raporunda işlemiş faiz miktarı ve türünün hatalı olduğunun tespit edildiğini, başlatılan takipte müvekkilinden fazla alacak talep edildiğini, müvekkilinin bu takibe itiraz etmesinin olağan olduğunu, aksi halde fazladan yaklaşık 4.000,00 TL ödeme yapmak durumunda kalacağını, bu sebeple müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunu ödeyen ipotek maliki tarafından halefiyete dayalı alacağın kefilden tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2021/7859 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmesi sureti, ipotek resmi akit tablosu, hesap kat ihtarnamesi, davacının asıl borçlunun kredi borcunu ödediğine ilişkin banka dekontları, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 03/01/2022 tarihli bilirkişi raporu, alacak temlik sözleşmeleri, davacı tarafından davalı ve dava dışı kefillere gönderilen 02/06/2021 tarihli ihtarname sureti, dava dışı asıl borçlunun banka hesap ekstreleri, davalı ve dava dışı ... tarafından davacı ve dava dışı asıl borçlu ile diğer borçlulara gönderilen 09/06/2021 tarihli ihtarname sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2021/7859 sayılı icra takip dosyası ile davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ve dava dışı diğer borçlular aleyhine toplam 25.067,00 TL alacağın tahsili istemi ile bankaya ödenen borcun rücuuna dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 28/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 28/06/2021 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, itirazın 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde yapıldığı, davacı alacaklı vekiline itirazın tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının, itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 30/07/2021 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Dava dışı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş. arasında 31/12/2015 tarih 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla 575.000,00 TL limitle imzasının yer aldığı, davalı dışında sözleşmede 3 kefil daha bulunduğu, kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu, davacının sözleşmede kefaletinin yer almadığı dosya içeriğiyle sabittir.
Davacının taşınmazı üzerinde 15/06/2016 tarihinde dava dışı ... Bankası A.Ş. lehine dava dışı ... A.Ş.'nin her türlü krediden doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 1.000.000,00 TL limitle üst sınır ipoteği tesis edildiği dosyada yer alan ipotek resmi akit tablosundan anlaşılmıştır.
Dava dışı ... Bankası A.Ş. tarafından dava dışı asıl borçlu şirketin kredi hesabı kat edilerek asıl borçlu, davacı ipotek maliki, davalı kefil ve dava dışı kefillerin 02/01/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 255.510,16 TL nakit alacağın ödenmesi, 1.410,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi için 3 gün atıfet süresi verilmiştir.
İpotek maliki davacı tarafından dava dışı ... Bankası A.Ş.'ye dava dışı asıl borçlu .... ... A.Ş'nin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu için 26/02/2018 tarihinde 3.500,00 TL, 28/02/2018 tarihinde 2.665,00 TL, 10/10/2019 tarihinde 12.000,00 TL olmak üzere toplam 18.165,00 TL ödenmiştir.
Davacı tarafından davalı ve dava dışı diğer kefillere 02/06/2021 tarihli ihtarname gönderilerek rehin veren malik olarak borcun ifasına yönelik bankaya 18.165,00 TL ödendiği, TBK'nun 596/4 maddesi uyarınca kefile rücu hakkı bulunduğu, ödenen 18.165,00 TL ile ödeme tarihinden itibaren işleyen 6.902,00 TL faizin 3 gün içinde ödenmesi talep edilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan 26/06/2020 tarihli alacak temlik sözleşmesinin dava dışı ... Bankası A.Ş. ile davalı ve dava dışı ... arasında imzalandığı, anılan sözleşme ile Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2018/4137 ve 2018/4221 sayılı takip dosyalarına konu alacağın 162.000,00 TL kısmının temlik edildiği, banka lehine olan ipoteğin 162.000,00 TL karşılığında davalıya 112.000,00 TL, dava dışı ...'ye 50.000,00 TL'nin temlik edildiği görülmüştür.
07/09/2020 tarihli alacak temlik sözleşmesinin ise dava dışı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı ... ve ... arasında imzalandığı, anılan sözleşme ile Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2018/4137 ve 2018/4221 sayılı takip dosyalarına konu alacağın 162.000,00 TL kısmının temlik edildiği, banka lehine olan ipoteğin 162.000,00 TL karşılığında dava dışı ...'ye 50.000,00 TL, ...'e 112.000,00 TL'nin temlik edildiği anlaşılmıştır.
Davalı ve dava dışı ... tarafından davacı ve dava dışı asıl borçlu ve kefillere gönderilen 09/06/2021 tarihli ihtarname ile ... A.Ş.'nin kredi borcunun kalan kısmının ... Bankası A.Ş.'ye ödenerek temlikname ile alacağın temlik alındığı, sonrasında bankayla yapılan sözlü mülakat sonucu işbu temliknamenin iptal edildiği, yapılan ikinci bir temlikname ile birinci temlikname hukuk dünyasından kaldırılmışsa da resmi olarak bu durumun bildirildiği, halefiyete ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla salt birinci temliğe dayalı hak ve alacak talep etmeyecekleri bildirilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile, davalı kefilin kefil olduğu tarihten sonra ipotek veren davacının davalı kefilden yaptığı ödeme nedeniyle talepte bulunabileceği, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 18.165,00 TL asıl alacak, 3.683,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.848,05 TL alacaklı olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceği kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan ipotek maliki sıfatıyla kredi borcunu ödemesi nedeniyle dava dışı bankanın haklarına halef olduğunu, halefiyete dayalı alacağın tahsili için davalı kefil aleyhine başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini iddia etmiş, davalı kefil ise ipotek malikine karşı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, davacının kendisine rücu edemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında dava dışı ... AŞ. ile dava dışı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olduğu, davacının genel kredi sözleşmesinde herhangi bir sıfat ile imzasının bulunmadığı, kredi sözleşmesinden doğmuş ve doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere davacının taşınmazı üzerinde üst sınır ipoteği tesis edildiği, bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, ipotek maliki tarafından toplam 18.165,00 TL kredi borcunun bankaya nakden ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının ipotek maliki sıfatıyla ödediği kredi borcu sonucu bankanın haklarına halef olup olmadığı, davalı kefile halefiyete dayalı olarak icra takibi yapıp yapamayacağı, davalının icra takibine itirazının haklı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere dava dışı banka ve asıl borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde imzası bulunmayan davacı, ipotek veren 3. kişi konumundadır.
TBK'nun 596/4. fıkrası, “Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir.” hükmünü içermektedir.
Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere kredi borcunu ödeyen davacı, kefil ile arasında rücuya ilişkin bir anlaşma bulunması halinde veya ipotek sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmiş ise kullanabilecektir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27/04/2017 tarih ve 2016/3910 Esas 2017/2506 Karar sayılı ilamı).
Davacı yan davalı kefil ile arasında rücuya ilişkin bir anlaşma bulunduğuna dair yazılı bir bilgi ve belge ibraz etmemiş ise de, ipotek 15/06/2016 tarihli, genel kredi sözleşmesindeki kefalet ise anılan tarihten önce, 31/12/2015 tarihlidir. Bir başka anlatımla ipotek veren üçüncü kişi ise de, ipotek tarihi genel kredi sözleşmesindeki kefalet tarihinden sonradır.
Hal böyle olunca mahkemece TBK'nun 596/4.maddesinde yer alan koşulların oluştuğu, davacı ipotek malikinin ödediği kredi bedeline ilişkin davalı kefile rücu hakkının bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, işbu davaya dayanak genel kredi sözleşmesinde davalı dışında 3 kefil daha var ise de, kefillerin kendi aralarındaki sorumlulukları eşit ise de, davacı ipotek verene karşı sorumlulukları müteselsilendir. Bir başka anlatımla, davacı ipotek maliki kefillerden herhangi birinden ödediği bedelin tümünü talep edebilecektir.
Dosya içerisinde 26/06/2020 tarihli alacak temlik sözleşmesi ile dava dışı banka tarafından davalı ve dava dışı ...'ye takip konusu alacağın 162.000,00 TL'lik kısmı ile ipoteğin 162.000,00 TL'lik kısmının 112.000,00 TL'sinin davalıya, 50.000,00 TL'sinin ise ...'ye temlik edilmiş ise de, davalı ve dava dışı ... tarafından davacı ve dava dışı asıl borçlu ile diğer kefillere gönderilen 09/06/2021 tarihli ihtarname ile anılan temlik sözleşmesinin iptal edildiği, bu temliğe dayalı hak ve alacak talep edilmeyeceği bildirilmiştir. Bu durumda davalı vekilinin alacağın temliki sözleşmesine ilişkin istinaf itirazları dosya içeriğine uygun görülmemiştir.
Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, davacı ipotek maliki dava dışı bankaya ödediği bedelin TBK'nun 596/4. maddesine dayalı olarak davalı kefilden rücuen tahsili için işbu dava konusu icra takibini başlatmıştır. Takibe konu alacak likit, bir başka anlatımla bilinebilir ve hesaplanabilir niteliktedir. Hal böyle olunca, mahkemece hüküm altına alınan alacağın tamamı üzerinden davacı yararına İİK'nun 67.maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken hüküm altına alınan asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetsiz ise de, davacı vekilinin bu yöne ilişkin açık istinaf başvurusu bulunmadığından mahkemece asıl alacak üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli bulunmuştur.
Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, davacı vekilinin istinaf itirazı işlemiş faiz alacağından esas alınan faiz oranı ve işleyecek faiz oranına yöneliktir. Dava konusu icra takibinde işlemiş faiz miktarı %18 oranı üzerinden hesaplanmış, takip tarihinden itibaren de asıl alacağa yıllık %18 oranında faiz işletilmesi talep edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olduğu miktar hesaplanırken yasal faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmıştır. Yargıtay uygulamaları gereğince tacir olmayan davacının faiz oranı yönünden tacir olan alacaklı bankanın hakkına sahip olamayacağı kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının davalıdan olan alacağına yasal faiz uygulanması gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/514, K. 2024/591, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama