KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/87 E., 2024/516 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2024
- Dosya no
- 2024/87
- Karar no
- 2024/516
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/09/2023
- Numarası
- 2023/369 Esas 2023/739 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/04/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 22/04/2024
Karar Metni
950 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı minibüsün davalıya ait ve davalı kullanımında olan otobüs ile çarpışması sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza neticesinde Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Tutanak Değerlendirme Komisyonu tarafından kusur durumunun %50-%50 olarak tespit edildiğini, bu kusur tespitini kabul etmediklerini, faiz talebinin yerinde olmadığını, kusur durumuna yapılan itirazın davanın seyrini değiştireceğinden borca itiraz etme zorunluluğu hasıl olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuan tahsili isteminden ibaret olduğu, davacı sigorta şirketi tacir ise de, dava dışı sigortalının tacir olmayıp, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; halefiyet hükümleri uyarınca müvekkilinin olay tarihinde kasko sigortası ile sigortaladığı dava dışı ...'e ait minibüs servis taşımacılığı yapan ve ticari olarak kullanıları bir araç olmakla davaya konu alacağın ticari bir hasar ve zarar olduğunu, karşı tarafta yer alan davalıya ait otobüsün de servis taşımacılığı yapan ve ticari olarak kullanılan bir araç olduğunu, dosyada haklarına halef olunan sigortalı tacir ve hasar gören aracın ticari olup, kazaya sebep olan davalı tarafında tacir ve kazaya sebep olan aracının da ticari olduğunu, davanın ticaret mahkemesinde görülmesi ve neticelendirilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, TTK'nun 1472. maddesi uyarınca kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Kasko sigorta poliçesi, kaza tespit tutanağı, dava konusu Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2022/5325 sayılı icra takip dosyası sureti, sigortalı araç ruhsatı, kaza yeri fotoğrafları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi müzekkere cevabı, sigortalı araç hasar fotoğrafları dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacı yan kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu itirazın iptali davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda. 22/03/1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda ve maddenin b,c,d,e,f bentlerinde öngörülen hususlarda doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı düzenlenmiş, aynı yasanın 5. maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemelerinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu düzenlenmiştir.
30/06/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/3. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisinden çıkartılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Somut olaya gelindiğinde davacının sigortalısı ... ile davalı arasındaki hukuki ilişki haksız fiilden doğmuştur. Sigortalı araç kullanım şekli ticari olan minibüstür. Davalının sürücüsü ve maliki olduğu araç otobüs olup, kullanım amacı ticaridir. Bu durumda sigortalı araç ve davalı aracı ticari nitelikte araç olduğundan TTK'nun 4/1. maddesindeki nispi ticari dava koşulları oluşmuştur. Bu durum karşısında, kasko sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu iddiasıyla açılan işbu davada asliye ticaret mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir.
Hal böyle olunca, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu itirazın iptali davasında asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek işin esasına girilip, taraf delilleri toplanarak sonucunu uygun bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2024/87, K. 2024/516, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama