KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2025/1428 E., 2025/1190 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/1428
- Karar no
- 2025/1190
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/09/2025 (Ara Karar
- Numarası
- 2025/681 Esas
- Talep
- İhtiyati Tedbir
- Talep tarihi
- 17/08/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 12/11/2025
Karar Metni
1.710 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki anonim şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin kuruluşundan bu yana müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olduğunu, müvekkili ve diğer ortak ...'un oyun sektöründe tecrübesi varken diğer ortakların bir tecrübesi bulunmadığını, şirketin kuruluşunda ve büyümesinde müvekkilinin kişisel çabalarının ve tecrübesinin büyük katkı sağladığını, diğer ortakların yönetimsel yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiklerini, müvekkilinin sistematik olarak davalı şirketten dışlandığını,
müvekkilinin çağrısı olmaksızın usulsüz yönetim kurulu toplantısı yapılarak müvekkilinin başkanlığı ve şirketi münferit temsil yetkisinin sonlandırıldığını, şirkete yeni temsilci seçildiğini, mahkemece yürütmenin durdurulması kararı neticesinde müvekkilinin yönetim kurulu başkanlığına iadesi kararını öğrenen diğer ortağın kararın ertesi günü şirket hesabından şahsi hesabına para aktardığını, müvekkilinin şifreler ve yönetim defterleri talebinin reddedildiğini, şirket gelirlerinin düştüğünü, iş akışının sistematik biçimde aksatıldığını, şirketin gelir ve itibar kaybına uğradığını,
şirketin yapması gereken işlerin diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından kasıtlı şekilde yapılmayarak şirketin zarara uğratıldığını, ehliyetsiz ve düzensiz bir yönetimin fesih için haklı sebep oluşturulduğunu, müvekkiliyle diğer ortaklar arasında uzlaşma imkansızlığı bulunduğunu belirterek davalı şirketin haklı sebeple feshine, fesih ağır sonuç doğuracaksa müvekkilinin paylarının gerçek değer üzerinden ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalı şirketin daha fazla zarara uğramaması için davalı şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına,
şirket mal varlığı üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı iddiaları dışında şüpheden uzak tedbir konulmasını gerektirecek yeterli delil bulunmadığı, davacı iddialarının yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada sunulan deliller ile mahkeme uhdesinde yeterli kanaat oluşmadığı, kayyum atanması ve taşınmazlar ile diğer hakları üzerine devrin engellenmesi için tedbir konulması taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin şirkete kayyum atanmasının ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bu karara karşı Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/423 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, yürütmenin geri bırakılması ara kararı verildiğini, ...'ın yönetim kurulu başkanlığı görevine devam ettiğini, 18.08.2025 ...'ın yönetim kurulu başkanlığına son verildiğini, bu karara karşı Ankara 8.asliye Ticaret Mahkemesi 2025/629 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, anılan dosyada 08.09.2025 tarihinde ''...
Teknoloji Ticaret Anonim Şirketi'nin 18/08/2025 tarih ve 2025/05 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 18/08/2025 tarih ve 11395 sayısında yayımlanan "yönetim kurulu kararının" yürütülmesinin tedbiren durdurulmasına'' istinaf kanun yolu açık olmak üzere 02.10.2025 tarihinde tedbirin kaldırılmasına karar verildiğini, yargılamada ön inceleme duruşmasının henüz yapılmadığını, 21.08.2025 tarihli yönetim kurulu toplantısında 08.09.2025 tarihinde olağanüstü genel kurul yapılması kararı alındığını, bu karara karşı Ankara 8.asliye Ticaret Mahkemesi 2025/644 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını,
yürütmenin durdurması talepli davada henüz karar verilmediğini, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.09.2025 tarihli tedbir kararına rağmen aynı gün olağanüstü genel kurulun yapıldığını, ...'ın yönetim kurulu üyeliğinden çıkarıldığını, müteakip gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerine 30 asgarî ücret ödenmesinin kararlaştırıldığını, hali hazırda Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/686 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, çağrının yetkisiz kişilerce yapıldığını, TTK'nun 420. ve 413/3. maddeleri kapsamında erteleme taleplerinin dikkate alınmadığını,
finansal tabloların müzakeresi ve yönetim kurulu seçimi ertelenmeden toplantıya devam edildiğini, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul tutanak defteri, pay defteri, esas sözleşme ve çağrı belgelerinin toplantı esnasında hazır edilmediğini, bu koşullar altında müvekkili tarafından şirketin feshini de içeren mahkemede işbu davanın açıldığını, ancak esas hüküm beklenmeden şirketin tamamen tasfiyesi tehlikesi bulunduğundan kayyum atanması ve davalı ortağın şirket malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisinin tedbiren sınırlandırılmasının talep edildiğini, şirketin kötü yönetilmesi,
pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkânsızlığı, şirketin amacına hizmet etmemesi, pay sahiplerinin keyfi ve haksız bir şekilde farklı muameleye tâbi tutulmaları, kâr dağıtılmayarak pay sahiplerinin açlığa mahkum edilmesi, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, çoğunluğun hâkim olduğu diğer şirketlere kârın ve mali imkanların kaydırılması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi, genel kurul veya yönetim kurulunun kilitlenmesi, genel kurulun sürekli olarak usule aykırı toplantıya çağrılması, azınlığa karşı fiili veya manevi güç ve baskı uygulanması,
azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması şirketin feshi açısından haklı sebep olarak kabul edildiğini, anonim şirketi yaşayamaz hale getiren ehliyetsiz ve düzensiz bir yönetimin de fesih için haklı sebep teşkil eder imkanların kaydırılması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi, genel kurul veya yönetim kurulunun kilitlenmesi, genel kurulun sürekli olarak usule aykırı toplantıya çağrılması, azınlığa karşı fiili veya manevi güç ve baskı uygulanması,
azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması şirketin feshi açısından haklı sebep olarak kabul edildiğini, anonim şirketi yaşayamaz hale getiren ehliyetsiz ve düzensiz bir yönetimin de fesih için haklı sebep teşkil ettiğini, Yargıtay’da aile şirketlerinde ve az ortaklı anonim şirketlerde kişisel sebeplerin şirketin feshi açısından haklı sebep teşkil edebileceğine karar verdiğini, ortaklar arasında yaşanan ihtilaflar nedeniyle ortaklığın ya da birlikte iş yapmanın gerektirdiği güvenin ve saygının sona erdiği,
bu aşamadan sonra birlikte ortaklığa devam etmenin mümkün görünmediği, ihtilafların kökleşmeye ve müzmin bir hâl almaya başladığı ve bu itibarla davada haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği anlaşılmış ise de, dosya içerisinde yer alan bilgilerden ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde de ifade edildiği üzere, çoğunluk hisse sahipleri ile şirket çalışanlarının ve şirket faaliyetlerinden yararlanan diğer üçüncü kişilerin menfaatlerinin şirketin devamını gerektirdiğini, esasen davacı ortağın da ortaklıktan çıkmayı istediğini,
bu nedenle davalı şirketin haklı nedenle feshi yerine davacı ortağın pay bedelinin verilecek karar tarihine en yakın tarihteki şirketin mal varlığı değerinin tespiti yapılarak hesaplamaya göre davacılara ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin somut olaya uygun olacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili ile diğer ortaklar arasında da anlaşma ve uzlaşma imkansızlığı bulunduğunu, şirket ortakları tarafından birbirleri hakkında karşılıklı suç duyurularında bulunulduğunu, ortakların aynı zamanda şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğunu,
ortaklar arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı şirketin genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının yapılması imkansız hale geldiğini, diğer üç ortağın müvekkilini keyfi ve haksız bir şekilde farklı muameleye tabi tuttuğunu, şirket ortaklarından aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ... tarafından kendi adına aynı alanda çalışan bir anonim şirket kurulduğunu, söz konusu kişinin bu şirketin yönetim kurulu başkanlığını da yaptığını, söz konusu durumun yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına ilişkin düzenlemeleri ihlal ettiği gibi,
şirket kaynakları ve müşterilerinin söz konusu şirkete aktarılacağı konusunda ciddi şüpheler ortaya çıkardığını, söz konusu sebeplerden dolayı müvekkili ile diğer ortakların birlikte şirketi yürütmeleri imkanının ortadan kalktığını, Yargıtay da bir ortakların birlikte şirketi yürütme imkanının ortadan kalkmasını anonim şirketin feshi açısından haklı sebep kabul ettiğini, ortaklıktan sistemli dışlanma, yönetim yetkisinin gaspı, bilgi ve belgelere erişimin engellenmesi gibi yürütülen uygulamaların, Yargıtay kriterlerine göre “çekilmezlik” unsurlarını oluşturduğunu, bu hususların Yargıtay’ın önceki kararlarında açıkça vurgulandığını,
şirketin mali yapısındaki bozulma, şirket kaynaklarının şahsi hesaba aktarılması (zimmet) gibi durumlarda Yargıtay, fesih yerine pay sahibinin çıkarılmasına veya feshin ağır bir çözüm olmaması halinde şirketin feshi kararı verdiğini, müvekkilinin yaşadığı hukuka aykırı muamelelerin sadece keyfî değil, hukuken fesih sebebi teşkil edecek nitelikte olduğunu açıkça desteklediğini, anonim şirket hissesinin, taşınır mal gibi korunması gereken bir mülkiyet hakkı olduğunu, şirketin daha çok zarara uğramaması için ihtiyati tedbir niteliğinde kayyum atanması ve şirket malvarlığı üzerinde tedbir konulması taleplerinin bulunduğunu,
HMK''nun 389. maddesi gereği ihtiyati tedbir niteliğinde davalı şirkete şirketin daha çok kötüye kullanılmasını engellemeye yönelik kayyum atanmasının ayrıca şirket malvarlığının diğer ortakların hesabına aktarılmasının engellenmesi amacıyla şirket malvarlığı üzerinde tedbir konulması gerektiğini, mahkemece müvekkilinin %40 pay sahibi olduğu şirkete kayyım atanmaması ara kararı neticesinde, hukuka uygun olmayan koşullarda yönetim kurulu toplantısı yapıldığını, müvekkilinin yönetim kurulu başkanlığından hukuksuz olarak alındığını, yönetim kurulu üyeliğinden çıkarıldığını,
çıkarılması akabinde diğer yönetim kurulu ortaklarına 30 asgari ücret ödemesi kararlaştırıldığını, şirket çalışanlarından 1 kişi hariç tamamı işten çıkarıldığını, şirket içi boşaltılmaya başlandığını, müvekkilinin hiçbir karar alma mekanizmasına dahil edilmediğini, müvekkilinin sistematik dışlanması ve usulsüz işlemler devam edildiğini, şirketin zarara uğradığını ve çalışanların mağdur edildiğini, yüksek yargının davanın sonunda verilecek hükmün etkisiz kalması ihtimali bulunan hallerde tedbirin zorunludur ifadesine yer verdiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına,
ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nun 390/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından davalıya karşı haklı nedenle anonim şirketin feshi istemiyle açılan davada davalı şirkete tedbiren denetim kayyımı atanması ve şirket mal varlığı üzerine tedbir konulması talep edilmiştir.
Denetim kayyımı atanması talep edilen şirket anonim şirkettir. Anonim şirketin yönetim kurulunu görevden alma yetkisi münhasıran genel kurula ait olmakla ve TTK'da denetim kayyumuna ilişkin bir düzenleme bulunmadığından kayyum kavramı ile bağdaşmayan denetim kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gibi, davacının işbu davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispata dair bu aşamada dosyaya sunulan bir delil bulunmadığı gözetilerek mahkemece davacı yanın şirket mal varlığı üzerine tedbir konulmasına yönelik talebinin reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/1428, K. 2025/1190, 30 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama