İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2025/972 K.2025/907

Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili,

Esas2025/972Karar2025/907Tarih16 Eylül 2025Okuma10 dk · 1.959 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2025/972 E., 2025/907 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi

Karar tarihi
16 Eylül 2025
Esas no
2025/972
Karar no
2025/907
İncelenen dosyanın mahkemesi
KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
13/09/2017
Numarası
2016/747 Esas 2017/686 Karar
Dava
Alacak
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
16/09/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.959 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili,

davalı şirket ve ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması sonucunda Dairemizin 21/12/2020 tarih ve 2020/526 Esas 2020/1378 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 29/11/2021 tarih ve 2021/2481 Esas 2021/6619 Karar onama ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 2021/17182 başvuru numaralı dosyada 03/01/2024 tarihli karar ile Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40.maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine,

kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Dairemize gönderilmesine karar verilerek Dairemizce karar verildiği, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dosya Dairemize gönderilmiş ve celse açılmak suretiyle gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı tarafın yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 17.603,78 Euro miktarında para verdiğini, müvekkili davacı tarafa yatırdığı para karşılığı belge verildiğini, ancak müvekkili davacı tarafın verdiği paraları geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkili davacı tarafın parasının iade edilmediğini, davalı tarafın BK'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini,

davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin vs. cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak vs. suçlarından değişik ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, birçok devlet kuruluşunca davalı tarafın denetlendiğini ve denetlemelere ilişkin birçok rapor düzenlendiğini, davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığından, diğer davalı gerçek kişi ... ve

...'in de şirket veya şirketlerin yöneticisi olması nedeniyle müvekkili davacı tarafı zarara uğrattıklarından ve müvekkili davacı tarafa karşı sorumlu olduklarından bahisle müvekkili davacı taraf ile davalı taraf arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve ayrıca davalı tarafa verilen para nedeniyle 66.278,23 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ...

İnşaat A.Ş.'nin pay defterinde kayıtlı ortak olduğunu, TTK'nın 417. maddesi gereğince şirket pay defterinde kayıtlı hisse senedi sahibi olması nedeniyle davacı tarafın şirket ortağı sıfatını kazandığını, TTK'nın 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin mümkün olmadığı gibi şirketin de kendi paylarını temellük etmesinin de mümkün olmadığını, davacı tarafın şirket ortağı olduğuna dair elinde halen varsa hamiline hisse senetlerini üçüncü şahıslara devretme hakkının olduğunu,

davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, bu iddianın bağlayıcı yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, davacı tarafın dayandığı belge veya belgelerdeki imzaların müvekkili şirketle veya şirketlerle hiç bir ilgisinin olmadığını, belge veya belgelerdeki imza veya imzaların müvekkili şirket veya şirketlerin yetkililerine ait olmadığını, belge veya belgelerin içeriğini kabul etmediklerini, bu belge veya belgelerde dahi şirket hisse senedi alındığının yazılı olduğunu,

bu belge veya belgelerin delil değerinin olmadığını, davacı tarafın hata veya hileye maruz kaldığı ile ilgili talep ve beyanlarının BK'nın 31. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dinlenemeyeceğini, kaldı ki müvekkili şirketin veya şirketlerin davacı tarafa yönelik hata veya hile olgusu içerir bir davranışının olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere herhangi bir para vermediğini, sunulan delillere göre davacı tarafın şirket paylarını üçüncü kişilerden edindiğini, davacı tarafın iyi niyet kurallarına aykırı davranarak işbu davayı açtığını,

davacı tarafın üçüncü kişilerden aldığı şirket hisseleri nedeniyle şirketin kâr ve zararına ortak olduğunu, iyi niyet kurallarına aykırı davranamayacağını, ayrıca BK'nın 126. maddesi gereğince şirket ile ortaklar arasındaki davaların 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, varsa davacı tarafın dayandığı belgelerde geçen düzenleme tarihinden veyahut bir an için iddianın doğruluğu halinde bile iddiaya konu paranın verildiği tarihten dava tarihine kadar zaman aşımı süresinin geçtiğini,

hatta olayda uygulanması mümkün olmayan sebepsiz zenginleşme ile ilgili BK'nın 66. maddesindeki bir yıllık ve on yıllık zaman aşımı sürelerinin de geçtiğini, yine haksız fiiller ile ilgili zaman aşımı süresinin dahi geçtiğini, davacı tarafın iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkili şirketten veya şirketlerden döviz olarak para istenemeyeceği gibi faiz de istenemeyeceğini, davacı tarafın tüm iddia ve taleplerinin hak düşürücü süre ve zaman aşımına uğradığından bahisle davanın öncelikle hak düşürücü süre veya zaman aşımı yönlerinden reddine,

bunun mümkün olmadığı takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket adına verilen cevap dilekçesindeki hususları tekrarla davalı şirketin veya şirketlerin eski ve/veya halen yöneticisi olan gerçek kişi müvekkili veya müvekkillerinin, şirket yöneticisinin sorumluluğu kuralı gereğince herhangi bir sorumluluklarının olmadığını ve davacı tarafın tüm iddia ve taleplerinin hak düşürücü süre ve zaman aşımına uğradığından bahisle davanın öncelikle hak düşürücü süre veya zaman aşımı yönlerinden reddine, bunun mümkün olmadığı takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...'a yapılan tebligata rağmen cevap vermediği gibi duruşmaya katılmadığı, yokluğunda karar verildiği, davalı ...'ın Konya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17/07/2017 tarih ve 2016/2007 Esas 2017/1081 Karar sayılı kararı ile organik beyin sendromu hastalığı nedeniyle kısıtlanmasına, kendisine oğlu ...'ın vasi olarak atanmasına karar verildiği, gerekçeli kararın vasiye tebliğ edilmesine rağmen istinaf kanun yoluna başvurmadığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı tarafın hak düşürücü süre ve zaman aşımı def'inin yerinde olmadığı, davalı şirketin SPK'ya kendisinin sunduğu CD'ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete 14.340,00 Euro ödeme yaptığını, ortaklık durum belgesi ile 260,00 Euro'nun davacıya ödendiği, davacının davalı şirkete ödediği 14.340,00 Euro'dan davalı şirket tarafından davacı tarafa ödenen toplam 260,00 Euro'nun indirilmesiyle davacının geriye 14.080,00 Euro alacağının kaldığı, davalı tarafın temerrüte düştüğü 09/12/2016 dava tarihi itibariyle 1 Euro 3,64 TL hesabıyla neticeten 51.251,20 TL alacağı olduğu,

davalı şirketin yöneticisi konumunda olan davalı şahısların şirketle birlikte davacı tarafa karşı müteselsilen sorumlu olduğu, davacının 66.278,23 TL talep ettiğinden davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, davacı tarafın davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 51.251,20 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde Türk Lirası olarak belirtilen rakamın dava açılışında harca esas değerin belirlenmesi için yazıldığını, davalılardan 17.603,78 Euro talep ettiklerini, davalı tarafından ibraz edilen belge içeriğinden müvekkiline herhangi bir ödeme yapıldığının kabulüne yönelik bir beyanının bulunmadığını, taraflarında aslı bulunan belge üzerinde oynama yapılmış bir fotokopisi niteliğinde olduğunu, kaldı ki bu evrakın davayla bir ilgisinin bulunmadığını, dava açılırken fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuklarından davada faiz ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını,

talep ettikleri 17.603,78 Euro'luk alacağın karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ve re'sen gözetilecek sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı şirket ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya geri alma taahhüdünün verildiğine ilişin hiçbir somut delil bulunmadığını, aksi düşünülse bile ortaklık ilişkisinin mi yoksa geri alma taahhüdünün mü hükümsüz olduğu konusunda ayrım yapılmadığını, mahkemenin ortaklık ilişkisinin hükümsüz olduğuna dair kabulünün hiçbir delile dayanmadığını, hükümsüzlük ve buna bağlı tazminat talebinin zaman aşımı yönünden sonuçlarının aynı olmadığı,

haksız fiil tazminat talebinde iyi niyete aykırılığın ortadan kalmayacağına ilişkin yaklaşımın hukuki olmadığını, dürüstlük kuralına aykırılık iddiasının somut delile dayanmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre kurallarının yasaya aykırı bir şekilde ortadan kaldırıldığını, SPK listelerinin yanlış değerlendirildiğini, davacının yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalı şirkete iadesine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, celbi gereken belgeler toplanmadan karar verildiğini, yemin delilini kullanma haklarının engellendiğini, istivcap istemlerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini,

ödeme belgelerinin hepsi dikkate alınmaksızın hatalı hesaplama yapıldığını, dava dilekçesinin sonuç kısmında 39.164,40 TL (17.603,78 Euro)'nın tahsilini talep edilmesine rağmen ilk derece mahkemesince bu talep aşılarak 51.251,20 TL'ye hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenini usulüne uygun bir şekilde taraf teşkilini sağlamadığını belirterek kararın kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve davalı şirkete ödenen paranın tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece; "davanın kısmen kabul kısmen reddine "dair verilen karara karşı davacı vekili, davalı şirket ve ... vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine.

Dairemizin, 21/12/2020 tarih ve 2020/526 Esas 2020/1378 Karar sayılı ilamı ile "taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile 3332 Sayılı Yasanın geçici 4. maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına" yönelik verilen kararına karşı, bu kez davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin, 29/11/2021 tarih ve 2021/2481 Esas 2021/6619 Karar sayılı ilamı ile,

dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Dairemiz kararının " Onanmasına" ilişkin kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.

Dairemizin, 21/12/2020 tarih ve 2020/526 Esas 2020/1378 Karar sayılı ilamına yönelik verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 29/11/2021 tarih ve 2021/2481 Esas 2021/6619 Karar sayılı yukarıda sözü edilen kesin ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda bu kez Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 2021/17182 başvuru numaralı dosyasında 03/04/2024 tarihli karar ile; " Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40.maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine" ilişkin karar verildiği görülmüştür.

Dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı üzerine dosyanın yeniden esasa kaydedilerek yapılan yargılama sırasında; davacı Av. ... 03/09/2025 tarihli UYAP üzerinden sunduğu e-imzalı dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir.

Davacı vekili Av. ...'in dosya içerisinde yer alan T.C. Düsseldorf Başkonsolosluğu'ndan alınan 18/09/2015 tarihli vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.

HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir.

Bilindiği üzere feragat, 6100 sayılı HMK'nun 307. maddesinde; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Aynı Kanun'un 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Davadan feragatin, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması sebebiyle dilekçede açıkça gösterilmesi, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği kuşkusuzdur.

Somut dosyada; Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararı ile yeniden yargılama yapılması için dosya Dairemize gönderilmekle kesinleşmeye yönelik hukuki sonuçlar ortadan kalkmakla feragat beyanı üzerine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, HMK'nun 310/2. "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.

" maddesi gereğince davadan feragatin mümkün olduğu gözetilerek davacı vekili Av. ...'in feragat talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf aşamasında davadan feragat ettiği gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının davacı vekilinin istinaf aşamasında davadan feragat ettiği gözetilerek KABULÜNE,

2-Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2017 tarih 2016/747 Esas 20217/686 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,

4-Alınması gereken 410,26 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.131,87 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 721,40 TL'nin iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının üzerinde bırakılmasına,

6-Yargılama aşamasında vekille temsil edilen davalı yararına talebi gözetilerek vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-HMK'nun 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

B)1-Davacı tarafından peşin yatırılan 31,40 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin talebi gözetilerek üzerinde bırakılmasına,

3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ve talebi bulunmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dair, davalı şirket ve ... vekilinin yüzüne karşı, Davalı ... tereke temsilcisi ve davacı vekilinin yokluğunda HMK 361.maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2025

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/972, K. 2025/907, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Sebepleri
  7. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/972
Karar No
2025/907
Tarih
16 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2025/972 K.2025/1086
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/972 K.2025/946
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2025/974 K.2025/1060
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/976 K.2025/1116
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2025/977 K.2025/1041
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2025/977 K.2025/1084

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.