KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2024
- Esas no
- 2021/1023 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/156
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2021
- Esas-karar no
- 2020/131 E - 2021/322 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 06/03/2024
Karar Metni
890 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıdan teslim aldığı mal bedeli karşılığı 1.434,19 TL fazla ödeme yaptığı gibi, iki ayrı 5.000,00 TL bedelli çekleri de davalıya avans ödemesi olarak teslim ettikleri halde mal teslimi yapılmadığı halde müvekkili aleyhine 19.550,24 TL’ nin tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine girişildiğini belirterek fazla ödeme nedeniyle takibin iptaline ve 11.000,00 TL ve ferilerileri yönünden ise davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; davacı tarafından icra takibinin kesinleşmesinden sonra borç kabul edilip, taksitler halinde ödeme yapılacağın adair ödeme taahhüdünde bulunulduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; davacı- borçluya ödeme emri 23/07/2015 tarihinde tebliğ edildiği, 22/08/2018 tarihinde davacının iş yerinde haciz işlemi yapıldığı, aradan uzun bir süre geçtikten sonra davacı şirket yetkilisinin 16/01/2019 tarihinde icra müdürlüğüne gidip, serbest iradesi ile borcu kabul edip, ödeme amacı ile düzenlenen planı imzalamış olup, bu aşamada davacının icra tehdidi altında ve manevi baskı sonucu borcu kabul ettiğine ilişkin tutanağı imzaladığının kabul edilemeyeceği, borcu kabul eden kişinin bu aşamadan sonra fazla ödeme ve teslim edilmeyen mal bulunduğu şeklinde ileri sürdüğü iddiasının dikkate alınamayacağı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; icra tehdidi altında ödeme taahhüdünde bulunulduğunu, daha sonradan yapılan inceleme sonucu fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, fazla ödeme nedeniyle o oranda takibin iptal edilmesi istenmesinde müvekkilin hukuki yararı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; icra tehdidi altında davacı yanın borcundan fazla yapılan bir ödemesinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıdan teslim alınan nedeni ile fazladan yapıldığı iddia edilen 1.434,19 TL ödeme ile ileride teslim edilecek mal karşılığı verilen ve mal teslimi yapılmadığı halde icra takibine konu edilen bedelsiz çeklerden dolayı 11.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava, haciz baskısı altında fazladan ödemek zorunda kaldığı borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı hakkındaki icra takibi 22/07/2015 tarihinde başlatılmış, 23/07/2015 tarihinde davacıya ödeme emri tebliğ edilmiş, 07/08/2015 tarihinde gidilen haciz sırasında iş yeri kapalı olduğu için haciz işlemi yapılamamıştır.
Bu kez 05/05/2017 tarihinde yeniden haciz işlemi için gidilen adresin idari karar ile kapatıldığına ilişkin not görüldüğü için haciz yapılamamış, 22/12/2018 tarihinde yapılan kısmi haciz işlemi ile koltuk takımı, yemek masası ve konsol - vitrin ile ilgili haciz uygulanmış, haciz edilen eşya borçluya yedi emin olarak bırakılmıştır.
16/01/2019 tarihinde ekteki imza sirküsüne göre davacı borçlu şirket yetkilisi olduğu anlaşılan ... icra müdürlüğüne gelip ilk taksit ödemesi 25/03/2019 tarihinden başlamak üzere 63 taksit halinde ve son taksit 25/05/2024 tarihinde olacak şekilde toplam icra takip borcunu 31.403,22 TL olarak kabul etmiştir. Daha sonrada 20/02/2020 tarihinde bu davayı açmıştır.
Davacı şirketin yetkili temsilcisinin Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2015/16004 esas sayılı icra takip dosyasının kesinleşmesinden sonra icra dairesine giderek 16/01/2019 tarihinde herhangi bir itirazi kayıt ileri sürmeksizin ödeme taahhüdünde bulunduğu, bu ödeme taahhüdünde de açıkça "taksitleri gününde ve tam olarak ödeyeceğim, müteahhitlik yapmaktayım, ödeme sıkıntım yoktur. Borcun tamamını kabul ediyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, söz konusu taahhüdün altında imza kısmının üstüne el yazısı ile "okudum, kabul ediyorum" yazdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu icra takibi nedeniyle davacının değinilen ödeme taahhüdü ile yapmış olduğu borç ikrarı kendisini bağlayacağı ve icra tehdidinden bahsedilemeyeceği açıktır.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına ve özellikle icra tehdidi altında aslında borçlu olmadığı halde fazladan ödeme yapmak zorunda kaldığını davacının usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığının anlaşılmış bulunmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2021/1023, K. 2024/156, 28 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama