KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1745 - 2024/1370
- Esas no
- 2022/1745 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2024/1370 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/09/2022
- Esas no
- 2022/213 E 2022/635 K
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 26/11/2024
Karar Metni
1.489 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; taraflar arasında demir alım satımı sebebi ile ticari ilişkinin bulunduğunu, müvekkilinin satın aldığı 41.666 kg demir için fatura bedeli olan 50.000,00-TL'yi 26/10/2015 tarihinde davalıya gönderdiğini, davalı tarafça toplam 32.722,80-TL tutarında demirin müvekkile teslim edildiğini, 572,40-TL'ik demirin davalıya iade edilmesinden sonra müvekkilinin bakiye 17.277,20 TL alacağı kaldığını, davalı tarafça bakiye alacağın ödenmemesi üzerine icra takibine girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; davacı tarafın müvekkil hesabına 26/10/2015 tarihinde gönderilen 50.000,00-TL'lik ödemenin davacının müvekkilinden daha önce almış olduğu demir bedellerine karşılık gönderilen ödeme olduğunu, davacının fazla yapmış olduğu ödeme iddiasını ispatlaması gerektiğini bildirerek davanın reddine, kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda: Taraflar arasında 2015 yılında demir alım satımı sözleşmesi yapıldığı ve davacı tarafça 26/10/2015 tarihinde 41.666 kg demir fatura bedeli açıklamasıyla 50.000,00-TL'lik ödeme üzerine, davalı tarafça toplam 32.722,80-TL'lik demirin davacıya teslim edildiği, takip ve dava konusu 17.277,18-TL'lik demirin ise teslim edilmediği, banka dekontu ve müvekkilin imzası olmayan yazılı belgeye itibar edilmemesi gerektiği, ayrıca 50.000,00-TL'lik ödemenin müvekkilinden daha önce alınmış demir bedellerine karşılık gönderilmiş olduğu, davalının ticari defterlerini sunmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne, %20 icra inkar tazminatına karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; icra takibi sırasında dayanak yapılmayan belgelerin yargılama sırasında kabul edilemeyeceğini, davacının tek taraflı olarak tuttuğu ticari defter kayıtlarına göre karar verilemeyeceğini, davacı tarafından yapılan ödemenin davacının daha önce satın aldığı demirlere yönelik olduğunu, taraflar arasında 2014 yılından itibaren ticari ilişki kurulduğunu 2014 yılına ilişkin ticari defter kayıtlarının incelenmemesinin hatalı olduğunu, ihtiyati haciz talebinin ret edildiğini,
ve davacının ihtiyati haciz ret kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin kararı üzerine istinaf etmekten feragat etmesine rağmen yargılama harç ve giderlerinin yanlış hesaplanarak istinaf masraflarının müvekkiline yüklenemeyeceğini, % 20 icra inkar tazminatına karar verilemeyeceğini, bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; davacının davalıya gönderdiği ödemenin hukuki niteliği ile satıma konu malların teslimi olgusunun ispat yükü ile davacının talep edebileceği alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı yan tarafından davalı şirket hesabına banka havalesi yoluyla yapılan avans ödemesinin mal tesliminin yapılmadığından bedelsiz kaldığı iddiasıyla bakiye bedelin tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında; taraflar arasındaki (sözlü) ticari satım akdinin varlığı ile dava konusu havale ödemesi davalıya yapıldığı sabit ve çekişmesizdir.
Bu bağlamda, uyuşmazlık davacının davalıya gönderdiğini iddia ettiği avans ödemesi ile satıma konu malların teslim edilip edilmediği, mal teslim edilmediği için davacının iadesini talep edip edemeyeceği hususunun ihtilaflı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı taraf, dava konusu havale ödemelerini yaparak malların bedelini ödemesine rağmen ticari satıma konu malların kendisine teslim edilmediğini ileri sürmektedir.
Davalı taraf ise; malların davacıya teslim edildiğini ve davacının iadesini talep edebileceği bir alacağın bulunmadığını savunmaktadır.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davalının mal teslimini usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı davacının ticari defter kayıtlarına göre eksik mal teslim edildiği bu nedenle davacının fazladan yaptığı ödemenin iadesini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için senede karşı senetle ispat kuralı, avans ödemesinin hukuki niteliği ve edimlerin aynı anda ifa edilmesine ilişkin kuralların bir arada irdelenmesi gerekmektedir.
İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190.maddesine göre “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2)Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanun'da öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
Senetle ispat kuralı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) 201.maddede yer almıştır. Buna göre, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen, senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin kanunda belirtilen miktardan az bir miktarda olsa bile tanıkla ispat edilemeyecektir.
Davacının iddiaları karşısında; ispat hukukuna ilişkin yapılan bu açıklamalardan sonra uyuşmazlık bakımından önem arz eden peşin satışa ilişkin hükümlerinde kısaca incelenmesinde de yarar vardır:
Peşin satışta mal ve bedel aynı anda ödenir ve aslolan da peşin satıştır. Bir başka anlatımla, alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir.
Eldeki davada da davacı, demir satışı karşılığı banka havalesinin avans olduğu, malın teslim edilmemesi nedeni ile iadesi gerekmesine rağmen iade edilmediği fazladan yapılan ödemenin iadesi için takibe giriştiğini belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Bu durumda davacı avans ödemesine rağmen malın teslim edilmediğini iddia etmiştir. Bu durumda ispat yükü davacıya ait olup somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden, bu karinenin aksini ispat külfeti davacıya aittir.
Davacının avans olduğunu iddia ettiği ödemesi banka havalesi suretiyle yapılan ödemedir. Havale mevcut bir borcun ödemesi niteliğindir. Yani havale borcun bulunduğuna, malın teslim edildiğine karine teşkil etmektedir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davalının ticareti terk etmesi nedeniyle ticari defterlerini ibraz edememesi davacının defter kayıtlarına göre davacı adına kestiği faturaların ticari ilişkinin kapsam ve hacminin havale bedelinden düşük olmasından kaynaklanmaktadır.
Davalı yan, mal teslim edildiği davacının da bunun üzerine kendilerine ödeme yaptığı şeklinde savunmada bulunmuştur.
Somut olayda bu karinenin aksini iddia eden davacı iddiasını yazılı delil ile ispat yükü altındadır. Ayrıca davalı tarafından, davacının dayandığı ödeme belgesi olan banka havalesinde ödemenin içeriğine dair meşruhat bulunmamaktadır. TBK.’nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında da asıl olanın peşin satış olduğu düzenlenmiştir. Buna göre davacının malları teslim aldığının kabulü gerekir. Dava konusu tahsilatın avans olarak verildiği, ödeme bedeli kadar malları teslim almadığını iddia eden davacının, bu iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davalının, dava konusu ödemeler karşılığı mal teslim edildiğini savunması, ispat yükünü değiştirmemektedir.
Öte yandan, TBK'nın 555 maddesi vd. ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Arif B. Kocaman, Türk Borçlar Hukukunda Havale, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara 2001; Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 gün ve 2003/3-118 E., 2003/158 K.; 10.10.2012 gün ve 2012/13-264 E., 2012/700 K. sayılı ilamları).
Somut olayda, havaleci durumundaki davacı, değinilen yasal karine karşısında, davalıya yaptığı dava konusu havalelerin, bir borcun ödenmesinden başka bir amaca yönelik bulunduğunu kanıtlama yükümü altındadır. Başka bir ifadeyle, havale kavramından hareketle yapılacak değerlendirmeye göre de, somut olayda kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir.
Bu durumda; davacı, davaya konu ödemelerin ileride teslim alınacak mal karşılığı olarak gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; buna bağlı olarak, davalının davacı ile aralarındaki ilişkiyi kanıtlama yükümlülüğü bulunmadığı gözetilerek asıl davada davacının fazladan yapılan ödemeyi usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı ve yemin delilline da açıkça dayanmadığı, takibinde haksız ise de kötüniyetli olduğu da kabul edilmeyerek davalının kötüniyet tazminatı isteminin de isabetsiz olduğunun kabulüyle, asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1745, K. 2024/1370, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama